Haber Detayı

'Tarım milli krize dönüşüyor'
şehir ekonomigazetesi.com
10/05/2026 00:17 (10 saat önce)

'Tarım milli krize dönüşüyor'

Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, Türkiye’nin son 5 yılda 25 milyar dolarlık yem ithalatı yaptığını, bu süre içinde de çiftçilere ve tarıma verilen desteğin de ortalama 25 milyar dolar olduğunu belirterek, tarımın, ithal yem, ithal çoban ve ithal hayvanla devan edemeyeceğini, tarımın "milli krize" dönüştüğünü söyledi.

FİKRİ CİNOKUR/BURDUR Bu yıl 12.

Düzenlenen Burdur Teke Yöresi Tarım ve Hayvancılık, Tarım Teknolojileri ve Yem Fuarı, Yörük Göçü yürüyüşü ve Yörük duası ile başladı.

Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp fuar açılışındaki konuşmasında, tarım sektörünün "milli kriz" haline dönüştüğünü söyledi.

Ülkenin bereketli topraklarını daha güçlü bir geleceğe hazırlamak, sorunları çözmek, işi büyütmek ve yaşamı kolaylaştırmak için dünya tarımındaki dönüşüme hep birlikte ayak uydurmak zorunda olunduğunu belirten Gündüzalp, şunları kaydetti: ‘’Çağımızda tarımsal üretim, en büyük silah en kritik savunma hattı haline gelmiştir.

Küresel enerji ve lojistik hatlarının can damarı olan Hürmüz Boğazı gibi stratejik noktalarda yaşanan en ufak bir gerilim bile tedarik zincirinden gıda güvenliğine kadar tüm dengeleri altüst edebiliyor.

Kendi toprağını eken, kendi gıdasını üreten ülkeler ayakta kalacak, diğerleri ise dışa bağımlılığın bedelini en ağır şekilde ödeyecekler.

Bu toprakların sahibi olarak bizlere düşen en büyük görev, geleceği, huzuru ve bağımsızlığımızı çalışarak, üreterek ve hep beraber korumaktır.’’ 2024 ve 2025’in tarım sektörü açısından zorlu sınavların verildiği ‘kayıp yıllar’ olduğunu anımsatan Gündüzalp, ‘’İklimsel krizler ve artan girdi maliyetlerinin yanı sıra; yaşadığımız zirai don ve şap hastalığı, üretimden tüketime kadar zincirin her halkasını derinden sarstı.

Düzensiz yağışlar ve ani hava değişimlerinin meyve, sebze ve tahıl rekoltesinde ciddi kayıplara neden oldu’’ dedi.

Şap hastalığının ülke hayvancılığına ağır darbe vurduğunu anımsatan Gündüzalp, şöyle konuştu: ‘’Yasa dışı hayvan hareketliliğinin önüne geçilememesi bu süreci adeta bir kabusa dönüştürdü.

Ülke genelinde tüm sektörler büyüme yakalarken, ne yazık ki sadece tarım sektörümüz yüzde 7,2 küçülme yaşandı.

Yağışlar beklendiği gibi bereketli geçti ve topraklarımız suya doydu, barajlarımız doldu.

Ancak rehavete kapılma lüksümüz yok.

Ani iklimsel değişimler ve aşırı meteorolojik olaylar artık istisna değil, sürekli yüzleşeceğimiz gerçeklerdir.

Üretimde sürdürülebilirliği sağlamak için kuraklığa dayanıklı yöntemler kullanan, elindeki suyu en akılcı şekilde yöneten ve tasarrufu bir tercih değil bir yaşam biçimi haline getiren üretim politikaları uygulanmalı.’’ Yem ithalatına 25 milyar dolar Tarım sektörünün önemli bir sorununun da meralar ve çoban olduğuna dikkat çeken Ömer Faruk Gündüzalp, ‘’Meralarımız yok oldukça yemde dışa bağımlılığımız katlanarak artıyor.

İthal yemle beslediğimiz hayvanlarımızı göçmenlere teslim ederek sektörü devam ettirmeye çalışıyoruz.

Gassal dizisiyle, gassallık mesleğine yoğun bir ilgi oluştu, memleketin yarısı gassal oldu.

İnsan kendini, bir de çoban dizisi mi çekilse demekten alamıyor.

Yoksa insanlık tarihinin en eski ve köklü mesleklerinden olan çobanlığın itibarını kurtaramayacağız’’ diye konuştu.

Türkiye’nin son 5 yılda 25 milyar dolarlık yem ithalatı yaptığını vurgulayan Gündüzalp, sözlerini şöyle tamamladı: ‘’Son 5 yılda 25 milyar dolardan fazla yem ithalatı yaptık.

Aynı dönemde Tarım ve Orman Bakanlığı destekleme ödemeleri de ortalama 25 milyar dolar.

Yani 5 yılda yeme ödediğimiz döviz, çiftçimize verdiğimiz toplam desteğe eşit.

Yem üretiminde yeni adımlar atmaz, sorumluluk almazsak, üreticimiz kendi ahırında, yalnızca başka ülkelerin üreticilerine, başka ülkelerin sermayesine aracılık eder hale gelecek.

İthal yemle, ithal çobanla, hatta ithal hayvanla bu iş sürmez.

Bu tablo milli bir krize doğru ilerleyiştir.’’ Burdur Ticaret ve Sanayi Odası (BUTSO) Başkanı Yusuf Keyik de ‘’Fuarımız üretim altyapılarının güçlendirilmesi adına değerlidir.

İşletmelerimizin müşteri portföyünün genişletilmesi açısından önem taşımaktadır.

Aynı zamanda pazar payını artırmak, proje kültürü ve yatırım sahalarına yön göstermek için anahtar görevi görmektedir.

Çiftçiler, tarım işletmeleri, üretim sektörünün paydaşları, akademisyenler ve teknoloji sağlayıcıları için bir araya gelme fırsatı sunmaktadır’’ dedi.

Fuarın, marka olmuş ve marka olmaya aday firmalar için teknolojik ve ticari ürünlerini sergileyecekleri fırsat olarak gördüklerini vurgulayan Keyik, şöyle ko nuştu. ‘’Tarım makinelerinin üretim ve pazarlamasını yapan işletmelerimiz, hayvancılık alanında kullanılan araç ve gereçlerin ticaretini yapan firmalarımız ve üreticilerimiz bir araya gelecekler.

Bu organizasyonumuzla alıcıyı ve satıcıyı aynı platformda buluşturuyoruz.

Fuarımız, ilimizin tarım ve hayvancılıktaki potansiyelini bölgemizde ve ülkemizde ortaya koyacaktır.

Dünya ve ülkemiz tarihine bakarsak; tarım, hayvancılık, teknoloji, süt ve gıdanın her dönemde önem taşıdığını görüyoruz.

Zor bir dönemden geçmekteyiz.

Ülkemizin yer aldığı coğrafyada pek çok ambargo ve savaşlar, akaryakıt fiyatlarında ve global ekonomide dalgalanmalar yaşanıyor.

Bunlar da direkt veya dolaylı olarak sanayicimizin ve üreticilerimizin maliyet bedellerini artırıyor.’’

İlgili Sitenin Haberleri