Haber Detayı

Yeni yazarlar yeni bakışlar
Yazarlar hurriyet.com.tr
12/05/2026 06:28 (15 saat önce)

Yeni yazarlar yeni bakışlar

Hürriyet’in yeni köşe yazarlarına dikkat. Hürriyet’i renklendiriyorlar, çeşitlendiriyorlar, farklılaştırılıyorlar. İşte Hürriyet’e çiçek açtıran yeni köşeler, yeni yazarlar:

- YUNUS PAKSOY: Yunus için tabii ki “yeni” diyemeyiz.

Yazarlıkta yeni olma aşamasını çoktan geçti Yunus.

Ama onun Hürriyet’e getirdiği yenilik, henüz eskimedi.

Yunus için şunu söyleyebilirim: Üslubuyla, yaklaşımıyla, konuları ele alış tarzıyla Türk basınına yepyeni bir soluk getirdi.*- DENİZ SİPAHİ: Pergel metaforunu uyguluyor Deniz.

Bir ayağı Ege’de.

Diğer ayağı dünyanın her tarafında.

Kısır çekişmelerin, hiçbir fayda sağlamayan tartışmaların dışında kalmayı tercih ediyor.

Hep katma değer üretenlerin, fayda sağlayanların, olumlu katkı sunanların öykülerini anlatmasının temel nedeni bu.*- FULYA SOYBAŞ: “Türkiye Bunu Konuşuyor” isimli köşesinden tanıyoruz Fulya’yı.

Bu zamana kadar Türkiye’nin konuştuğu konuları, uzmanlarıyla değerlendiriyordu.

Bundan sonra yeni köşesinde kendi bakış açısıyla da yazıp çizecek.

Dün zevkle okuduğum ilk yazısı çıktı Hürriyet’te.

Bundan böyle gündelik hayatın renkli ayrıntılarının izini onun köşesinden izleyeceğiz.*- EBRU ERKE: Yemek kültürünün, restoranların, dünya mutfağının, yöresel yemeklerimizin ordinaryüsüdür Ebru Erke. “Sofranın Tuzu Biberi” köşesiyle uzmanlığının hakkını vereceğine yürekten inanıyorum.

İlk yazısında kullandığı Denizli Kebabı görsellerinin bende Denizli’ye gidip o kebabı tatma arzusu uyandırmasını bir tarafa bırakırsak... “Hoşgeldin Ebru” diyerek selamlıyorum kendisini.*- GÖKÇE AYTULU: Gökçe’nin yazılarıyla ilgili kişisel tavrımı beş maddede anlatacağım...

BİR: Yazısının çıktığı gün mutlu oluyorum.

İKİ: Su gibi okuyorum yazının her tarafını.

ÜÇ: Hiç sıkılmadan hep yeni bir şeyler öğreniyorum.

DÖRT: Okurken kaşlarımı hiç çatmıyorum, hep gülümsüyorum.

BEŞ: Her yazısı için “Bir dünya vatandaşının izlenimleri” diyorum.

İyi ki Hürriyet’te yazıyorsun Gökçe.

Sen hep yaz.  * - DR.

FURKAN BURAK: Harvard Üniversitesi’nden Hürriyet’e transfer olan doktorumuz Furkan Burak, benim için sağlık konularında tam bir referanstır.

Çünkü Dr.

Furkan: Asla kafa karıştırmaz.

Asla bilimsel olmayan bir şey söylemez.

Asla kendini tekrar etmez.

Asla işin şovuna kaçmaz.

Kısacası biz Dr.

Furkan’dan razıyız, Allah da ondan razı olsun.

TRT SPİKERİNİN KAMİKAZE EYLEMİ TRT spikeri Işıl Açıkkar, ekranda “Anneler Günü”nü kutlarken şöyle demiş:*“Allah henüz beni bir insan evlatla rızıklandırmadı ama sessiz kullarına hizmet etmekle, onlara annelik yapmakla şereflendirdi.

Ben de bir pati annesiyim.”*Çok tepki aldı Işıl Açıkkar’ın bu sözleri.*Konuyla ilgili görüşlerimi dört maddede sunuyorum:*- MADDE BİR: Işıl Açıkkar’ın sözlerinin tamamını dikkatle dinledim.

Aslında çok itinalı bir dil ve üslupla konuşmuş spiker Işıl Hanım.

Tartışmalı Bosch reklamı söz konusu olmasaydı bu kadar tepki alır mıydı?

Yanıtım şudur: Evet, belki yine tepki alırdı ama bu kadar almazdı.*- MADDE İKİ: Bosch reklamının doğurduğu tepkiyi daha da kaşımak, üstüne üstüne gitmek, en azından tartışmalı bir konuda bodoslama taraf olmak ve bunu devletin kanalında yapmak.

Bana bir tür kamikaze eylemi gibi geldi.*- MADDE ÜÇ: Spiker şöyle bir ayrım yapıyor: “İnsan anneliği / Köpek anneliği”.

Ne kadar da kulak tırmalayıcı bir ayrım bu.

Ne kadar da zorlama.

Ne yani?

İki tür annelik mi var?

Bundan sonra anneler kendi aralarında “Ben insan annesiyim, siz köpek annesi misiniz” falan diye mi konuşacak?*- MADDE DÖRT: Bu tür inadına inadına çıkışlarla belki bir kesimin alkışını alabilirsiniz ama hayvanlara herhangi bir iyilik yapmış olmazsınız.

Çünkü bu tür lüzumsuz çıkışlar, kendilerini köpek karşıtlığına adamış olanları daha da çileden çıkarıyor.

Yani Işıl Hanım gibiler tarafları gereksiz biçimde karşılıklı kışkırtmak yerine sokak hayvanları konusunda merhamet odaklı çözüm arayışlarına omuz vermiş olsalar çok daha mükemmel bir iş yapmış olurlar.PALU AİLESİ BELGESELİNİ İZLEDİM: ETKİN PİŞMANIM“Palu Ailesi / Karanlık Sarmal” diye bir belgesel var yayında.Dün Fulya Soybaş da yazdı bu belgeseli.Üç gün önce oturdum izledim belgeseli.Hay izlemez olaydım!*Belgeseli izledikten sonra yaşadıklarım şunlar:*- Gece yarısı evin içinde tıkırtılar duyuyorum.- Etrafımdaki her manipülatif karakteri Tuncer’e benzetiyorum.- Önüme çıkan her duvarda sıkıştırılmış muskalar arıyorum.- İçinde cin, ecinni geçen Türk korku filmlerinin evreninden çıkamıyorum.- Kocaeli’nin Körfez ilçesini, zihnimde acayip tekinsiz bir ilçe olarak kodluyorum.*Bu bir dost tavsiyesidir:*Belgeseli izleyerek ben kendimi yaktım, aman siz kaçıp kendinizi kurtarın.

İlgili Sitenin Haberleri