Haber Detayı
2020’den bugüne Maduro dosyası: İki iddianame, esas hedef
Kaçırılan Veneuzela Devlet Başkanı Nicolas Maduro hakkında ABD tarafından apar topar hazırlanan ikinci iddianame, ilk iddianameyle kıyaslanınca tezatlıklar ve tuhaflıklar net şekilde ortaya çıkıyor. Hedefte ise Maduro'dan çok daha fazlası var.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun, eşi Cilia Flores ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından kaçırılması haydutluğu tüm dünyayı şoke ederken, Başkan Donald Trump'ın "narko-terörist" ilan ettiği Maduro hakkında 4 Ocak Pazar günü yeni iddianame kamuoyuyla paylaşıldı.Türkiye Komünist Partisinin yayın organı soL Haber Portalı'ndan Yiğit Günay, Maduro hakkında hazırlanan 2020'deki ilk iddianameyi derinlemesine inceleyerek ikinci iddianame ile arasındaki farklara dikkati çekti."İddianamenin ayrıntılarına bakıldığında, suçlamaların çarpıtıldığı ve bunun dünya genelinde sola yönelik kapsamlı bir siyasi saldırının parçası olduğu ileri sürülüyor" ifadeleri yer alırken, soL'a göre iddianame; Hugo Chavez’i, Kolombiya’daki gerilla hareketlerini, Latin Amerika solunu ve Türkiye’den TKP’nin gözlemci olarak katıldığı Sao Paulo Forumu’nu hedef alan bir yaklaşım içeriyor."CÁRTEL DE LOS SOLES" YANİ "GÜNEŞLER KARTELİ"NİN HİKAYESİ1990’lı yıllarda Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahip olmasına rağmen, petrol gelirlerinin ABD şirketleri ve küçük bir yerli elit tarafından paylaşıldığı, halkın büyük bölümünün yoksulluk içinde yaşadığı ülkelerden biri olarak öne çıkıyordu.Bu dönemde özellikle ABD ile yakın ilişkiler kuran askeri kadrolar içinde yolsuzluk iddiaları yaygındı.
Uyuşturucu ticaretinden kazanç sağladığı öne sürülen bazı generaller için halk arasında Cartel de los Soles yani “Güneşler Karteli” ifadesi kullanılıyordu.
Ancak bu tanım, somut bir örgütlenmeden ziyade yolsuzluğa bulaşmış askeri elitleri anlatan bir deyim niteliği taşıyordu.Nitekim Latin Amerika’daki uyuşturucu ticaretine ilişkin yıllarca yürütülen soruşturma, operasyon ve raporlarda bu adla bilinen gerçek bir kartelin varlığına dair herhangi bir bulguya rastlanmadı.
Ta ki 1998'de Hugo Chavez tarih sahnesine çıkana kadar.ABD, Chavez'in kendilerine tehdit olduğunu fark edince sanki gerçek bir örgütmüş gibi 1999'dan itibaren “Güneşler Karteli”nden söz etmeye başlandı.2020 YILINDAKİ İDDİANAMENİN DETAYLARINDA NELER2020'de hazırlanan ilk iddianame ile 21 yıl sonra bir deyiş olan "Güneşler Karteli" ete kemiğe büründü.2020'deki iddianamede altı "şüpheli" yer alıyor: Veneuzela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Venezuela’nın mevcut İçişleri Bakanı, Bolivarcı hareketin önde gelen figürlerinden Venezuela İçişleri, Adalet ve Barış Bakanı Diosdado Cabello, Venezuela ordusunun eski askeri istihbarat şefi olan, 2018’den bu yana muhalif saflarda yer alan Hugo Carvajal, Venezuelalı emekli general Cliver Alcala ile FARC ismiyle bilinen silahlı devrimci örgüt Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri'nin liderleri "Ivan Marquez" kod adlı Luciano Marin Arango ve "Jesus Santrich" kod adlı Seuxis Paucis Hernandez Solarte.Özellikle FARC liderlerinin de "şüpheli" sıfatıyla yer alması iddianamenin hedefinde genel olarak sosyalist hareket olduğu intibasını uyandırıyor.
Zira her iki isim de FARC'ın silahlarını bırakmasının ardından 2018'de sağcı Ivan Duque hükümetiyle yaşanan çatışmanın ardından hedefe oturtuldu.
O dönem Kolombiya devletiyle yapılan barış müzakerelerinin sekteye uğramasının ardından yeniden silahlanarak dağa çıktılar.Luciano Marin ArangoBİR TAŞLA KAÇ KUŞ: ESAS HEDEF LATİN AMERİKA SOLU: Temmuz 2019’da, Latin Amerika ve dünya solunu bir araya getiren Sao Paulo Forumu, Karakas’ta toplandı.Maduro, burada yaptığı konuşmada ABD’nin suçlu ilan ettiği iki FARC liderine sahip çıkan bir konuşma yaptı:"Ivan Marquez ve Jesus Santrich'in buraya geleceğiyle ilgili bir skandal yaratmak istediler...
Ivan Marquez ve Jesus Santrich, ne zaman gelmek isterlerse Venezuela'ya ve Sao Paulo Forumu'na gelebilirler, hoş gelirler.
Onlar barışın iki lideridir."2020’de hazırlanan ilk iddianame, Maduro’nun bu konuşmasını, “Güneşler Karteli”nin FARC’la birlikte uyuşturucu kaçakçılığını sürdürmek için Venezuela devletinin diplomatik gücünü kullanma çabası olarak suç saydı.Böylece iddianame hem Venezuela’daki iktidarı, hem Kolombiya’daki devrimci FARC’ı hem de genel olarak Latin Amerika solunu, bir büyük suç şebekesinin parçası ilan etmeyi hedefliyordu.İlk iddianamede somut pek az şey yer alıyor.
Hele bir devlet başkanına karşı yazılmasının gerektireceği ciddiyet düşünülürse.
Güneşler Karteli’ni bizzat Chavez’in kurduğu ima ediliyor.
FARC, “dünyanın en büyük kokain üreticisi” ilan ediliyor. 1999’da FARC, operasyonunu Venezuela’ya taşımak için görüşmeler yaptı deniliyor, kanıt sunulmuyor.
FARC uyuşturucuyu Venezuela limanları ve havalimanlarından ABD’ye gönderiyor, Maduro ve diğerlerine de pay veriyor deniliyor, kanıt sunulmuyor.İddianamede Washington kendi günahlarını da "suç kanıtı" olarak sunuyor.
ABD, 2002’de Chavez’e karşı darbe örgütledi, darbeciler Chavez’i rehin alıp bir adaya kaçırdı, milyonlarca yoksul gecekondu mahallelerinden inip başkanlık sarayını kuşatınca darbe püskürtüldü ve Chavez geri getirildi.
Sonrasında ABD ülkedeki casusluk faaliyetlerini daha da yoğunlaştırdı.Bu casusluk için büyükelçilikten sonra en çok kullanılan kılıf, ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi idi (DEA).
Teşkilat, uyuşturucuyla mücadelede iş birliği kapsamında Venezuela’da ajanlara sahipti.
Chavez, 2005 yılında siyasi olarak ülkeye karşı casusluk faaliyetlerinden dolayı DEA’yı ülkeden kovdu.İddianame, 2005’te alınan bu kararın da Venezuela’daki iktidarın uyuşturucu ticaretini gizlemek amacıyla alındığını öne sürüyor.ABD VERİLERİNE GÖRE ABD'YE UYUŞTURUCU NEREDEN GELİYORBu noktada, ABD’nin bizzat kendi verilerinin zaten ilk iddianamenin altını tamamen oyuyor.
ABD hükümetinin farklı kurumların verilerini ortaklaştırdığı Konsolide Uyuşturucu Karşıtı Mücadele Veritabanı’na (CCDB) bakılırsa, ABD’ye giren uyuşturucunun yüzde 90’ı Karayip Denizi’nden değil, Pasifik Okyanusu’ndan Meksika’ya taşınıp buradan ABD’ye sokuluyor.
Venezuela’dan transit geçen düşük miktar, esas olarak Avrupa pazarına gidiyor.
Üretimse hem Beyaz Saray hem BM verilerine göre yok denecek kadar az.Temmuz 2019'da Venezuela'nın başkenti Karakas'ta toplanan Sao Paulo Forumu sırasında düzenlenen yürüyüşİLK İDDİANAMENİN "SOMUT" OLAYLARI2020’deki ilk iddianamede, somut olay olarak şunlara işaret ediliyor:2003’te FARC, Venezuela’nın Apure Eyaleti’nde kokain üretim tesisi kurdu deniliyor, ama ABD’nin kendi verileri bile bunu yalanlıyor.2006’da Maduro, ki o yıl Dışişleri Bakanı oldu, FARC için para aklamak üzere Malezya’dan palm yağı işleme ekipmanları aldı deniliyor fakat kanıt sunulmuyor.2006’da Venezuela’dan kalkan bir uçak Meksika’da aranıp kokain bulunuyor, iddianame bu olayı Chavez hükümetine yıkıyor.2009’da Maduro, Dışişleri Bakanı sıfatıyla Honduras’a gidip FARC adına Honduras üzerinden uyuşturucu sevkiyatı işini bağladı deniliyor, kanıt sunulmuyor.2013’te Venezuela’dan Fransa’ya giden bir uçakta yakalanan kokain hükümete yıkılıyor.2014’te FARC liderlerinin, “Venezuela’da bir milis gücü oluşturulup eğitilmesi” için hükümetle anlaşma yaptığı öne sürülüyor, ki bunun, Venezuela’da yoksul halkın -bugün çok gerçek hale gelen- olası bir savaş halinde ülkesini savunması için yaptığı örgütlenmeyi kriminalize etmek amacını taşıdığı açık.2015’te, Maduro’nun eşi Cilia Flores’in iki yeğeninin, bir DEA muhbiriyle ses kaydı alınan bir görüşmede yüz kilo kokain satıp, parayı Flores’in seçim kampanyası için kullanacaklarını söyledikleri iddia ediliyor.Bir egemen devletin lideri hakkında düzenlenen, 20 yıllık bir örgütten bahseden koca iddianamede yer verilen iddialar bu kadar.Ayrıca, iddianamenin 17’nci sayfasında, Maduro’nun “suç işlediği yerler” sayılırken, iddianame boyunca hiçbir atıfta bulunulmamasına rağmen Venezuela, Kolombiya ve Meksika’nın yanına İran, Suriye ve Lübnan da eklendi.İddianame 2020’de kabul edildi. 2020 sonbaharında Trump seçimleri Joe Biden’a kaybetti.
Biden döneminde iddianame büyük oranda unutuldu.
Zaten 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı başlayınca, Biden hükümeti Venezuela’ya yaklaşımı değiştirdi.
Savaş nedeniyle Ddünya petrol arzı daraldı.
ABD, Venezuela’yla ilişkileri iyileştirip yeniden yüklü miktarda petrol almaya başladı.
Sonra Trump seçimleri yeniden kazandı, saldırganlığı artırdı, uzun bir hazırlık ve provokasyon evresinin ardından 3 Ocak’taki saldırı yaşandı.İKİNCİ İDDİANAMEDE NELER VARBir defa, şüpheli listesi değişti.
Sadece Maduro ve mevcut İçişleri, Adalet ve Barış Bakanı Diosdado Cabello yerlerini korudu.
FARC liderleri ve diğer iki Venezuelalı komutan iddianameden çıkarıldı.Yerlerine dört kişi eklendi: Maduro'nun eşi Cilia Flores, eski İçişleri ve Adalet Bakanı Ramon Rodriguez Chacin, Maduro ve Cilia’nın oğlu Nicolas Ernesto Maduro ve Trén de Aragua denilen hapishane çetesinin lideri Hector Guerrero.İddianamenin apar topar hazırlandığının iki önemli kanıtı var.Birincisi, Cilia Flores’in eklenmesi.
Cabello, Maduro’nun eşi Cilia’nın saldırgan Amerikan askerlerine kendisini de zorla götürmelerini sağladığını açıkladı.
Plan bu değildi, Cilia’nın eklenmesi gerekiyordu.İkincisi, Hugo Carvajal’le ilgiliydi.
İlk iddianamedeki şüphelilerden olan, Venezuela’nın eski askeri istihbarat şefi, 2018’deki seçimlerden sonra muhalefeti desteklemeye başladı.
Yurt dışına çıktı, İspanya’da tutuklandı, 2023’te ABD’ye iade edildi. 2023’ten beri ABD’de hapiste ve itirafçı oldu."İşe yaramayan" itirafçı: Hugo Carvajal"GÜNEŞLER KARTELİ" ÇIKARILDIOrdunun istihbaratının yıllarca başında olan, üstelik ilk iddianameye göre bütün uyuşturucu işinin göbeğinde olan, bir de Maduro hükümetine nefret kusan Carvajal'in itirafçı olmasına rağmen iddianameye neredeyse hiçbir yeni şey eklenmedi.
Ama bir başka çok büyük değişiklik yapıldı: “Güneşler Karteli” adında fiili bir örgüt bulunduğu iddiası iddianameden çıkarıldı.
Örgüt adını çıkardılar.
Ama suçlamaları korudular.
Adı olan bir örgüt değildi Maduro ve yoldaşları, ama ABD’ye uyuşturucu sokup para cukkalayan bir yapı kurmuşlardı."SUÇ HARİTASI" NASIL DEĞİŞTİFARC’a atıf korundu, ama yanına ELN örgütü de eklendi.
Yeni iddianamede Meksikalı Sinaloa Karteli’ne de atıfta bulunuldu.
Sinaloa’nın Kolombiya’da laboratuvarlarında üretilen uyuşturucunun Venezuela üzerinden geçirildiği söylendi, kanıt da sunulmadı.
İlk iddianamedeki, tamamen sakil duran İran, Suriye, Lübnan atfı da çıkarıldı bu arada ikinci iddianamede sessiz sedasız.
Hâlâ bu tuhaflığa yurt dışı basında da pek işaret eden yok.Odatv.com