Haber Detayı

DEM Parti'den Ankara'ya Halep çağrısı; Türkiye destekli grupları saydı
Politika artigercek.com
08/01/2026 13:58 (22 saat önce)

DEM Parti'den Ankara'ya Halep çağrısı; Türkiye destekli grupları saydı

DEM Parti Sözcüsü Doğan, çözüm sürecinin söylem düzeyinde kaldığını belirterek yasal adımlar çağrısı yaptı; Halep’te Kürt mahallelerine yönelik saldırıların durdurulmasını istedi. Doğan, Halep’teki saldırılarda Türkiye’nin destek verdiği belirtilen gruplara işaret ederek, Ankara’ya çağrı yaptı.

Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcü Ayşegül Doğan, dün yapılan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı ve güncel gelişmelere ilişkin partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Kürt sorununun çözümü kapsamına başlatılan sürece işaret eden Ayşegül Doğan, sürecin olması gereken hızda ilerlemediğini söyledi.

Ayşegül Doğan, “Ancak yürümeye çalışıyor, yürüyor” dedi.

Sürecin tarihi bir fırsat olduğunu belirten Ayşegül Doğan, “Ancak bu fırsatın nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin çeşitli görüş ayrılıkları var, çeşitli tartışmalar var.

Bu da son derece olağan.

Somut emareye ihtiyacımız var dedik, göstergeler ortaya çıkmalı dedik.

Bu konuya dair olan tartışma, söz, söylem boyutunda kalıyor.

Eyleme geçmiyor, uygulamaya geçmiyor” diye konuştu.

Sürecin yasal adımlar ile güçlendirilmesi gerektiğini belirten Ayşegül Doğan, yasal düzenleme gerektirmeyen konularda adım atılması gerektiğini ifade etti.

Ayşegül Doğan, HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve diğer tutuklular hakkında AİHM’in verdiği ihlal kararlarına işaret ederek, derhal serbest bırakılması gerektiğini ifade etti. 'SİVRİLEN DİLLER TÜRKİYE'YE ÇOK ŞEY KAYBETTİRDİ' Ayşegül Doğan, AKP ve MHP’li siyasetçilerin kullandığı tehdit diline işaret ederek, “Sivrilen diller bugüne kadar Türkiye'ye çok şey kaybettirdi.

Yeni bir dil ihtiyacı yönteminize de, yönteme de yansımalı; sivrilen dil yerine birleştiren bir siyaset dili tercih edilmeli.

Hiç kimse dilini sivriltmesin.

Artık zordan bahsetmeyelim.

Yapıcı olalım.

O halde zor değil, diyalog yolu tercih edilmesi gereken yol diyoruz” diye kaydetti. 'EŞİT YURTTAŞLIK HUKUKU TESİS EDİLMELİ' Meclis’te çalışmaları devam eden komisyona da işaret eden Ayşegül Doğan, ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri artık yapılması nihayete ulaştırması gerektiğini ifade etti.

Ayşegül Doğan, “Komisyonun adında da olduğu gibi milli dayanışma için yani toplumsal bütünleşme ve dayanışma için yapılması gerekenler var.

Eşit yurttaşlık hukukunun tesis edilmesi gerekiyor Türkiye'de.

Silahların tümden devre dışı bırakılması ve bundan sonra da bunun kalıcı hale getirilmesi için kendini fesh etmiş bir örgütün demokratik siyaset alanına katılımı için yapılması gereken yasal düzenlemeleri tartışıyoruz.

Artık o yasal düzenlemeleri yapmanın vakti” diye konuştu. 'ŞAM'IN SALDIRILARI DURMALI' Şam geçiş hükümetinin Kürtlere yönelik saldırılarına işaret eden Ayşegül Doğan, Suriye’nin çok kültürlü, kimlikli ve halkı bir yer olduğunu ve şu anda bu kesimlerin büyük bir endişe içinde olduğunu kaydetti.

Ayşegül Doğan, “Bu konuda uyarılar yapıyoruz.

Bunun yalnızca Suriye'yi ilgilendiren bir mesele olmadığını söylüyoruz.

Çünkü Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler, Ortadoğu'da yaşayan tüm ülkeleri bir şekilde etkiliyor.

Yani Şam yönetiminin Kürtlere ve Süryanilere yönelik saldırıları derhal durdurulmalı.

Durdurulması için gereken her şey yapılmalı.

Bakınız Halep'teki Kürt mahalleleri Şêxmaksûd ve Eşrefiyê yine Süryanilerin yoğun olarak yaşadığı Benî Zêd'te tank, top, obüs ve dronlarla gerçekleştirilen saldırılar var.

Yine en az 58 kişi yaralanmış.

Sözünü ettiğimiz mahallelerde 200 bin insan yaşıyor.

Şimdi 200 bin insanın en az kuşatma altında olduğu, nasıl bir kuşatma?

Tanklarla, toplarla, obüslerle, dronlarla saldırı altında olduğu mahallelerden bahsediyoruz” dedi.

SALDIRILARDA TÜRKİYE'NİN 'ROLÜ' Ayşegül Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu saldırılarda Türkiye'nin desteğini aldığı bilinen Hemzat, Hemşat, Sultan Murat ve Nurettin Zengi gruplarının da yer aldığı belirtiliyor.

Şimdi buradan sormayalım mı?

Soruyoruz tabii ki.

Türkiye'nin Suriye'de yapması gereken nedir?

Yapıcı bir rol oynamak.

Diyalog için teşvik edici bir rol oynamak.

Birleştirici, bütünleştirici bir rol oynamak.

Asla parçalayıcı hiçbir ülke oynamamalı böyle bir rol.

Ama özellikle Türkiye asla yapıcı rol dışında bir rol oynamamalı.

Bizim DEM Parti olarak beklentimiz bu.

Uyarımız demokratik bir Suriye için.

Uyarımız Suriye'de yaşayan tüm halkların, kimliklerin, farklı inançların kendilerini güvende hissetmeleri için, bir arada eşit bir biçimde yaşamaları için, mücadelemiz de bunun için.

Yani Türkiye için istediğimiz demokrasiyi Suriye için de istiyoruz.

Türkiye'nin komşu olduğu bütün ülkeler için istiyoruz.

Üstelik Türkiye içeride geliştirdiği bu süreçle Ortadoğu'da öncü bir rol ve misyon üstlenmek istiyor.

O halde en önce Suriye'de yapması gereken, bu öncülüğe uygun yapıcı bir rol üstlenmektir.

Her ne kadar zaman zaman yine farklı yorumlansa da 10 Mart Mutabakatı çok açık bir mutabakat.

Bu mutabakat, demokratik bir Suriye'nin belgesi.

İşte bugün de test alanı olarak Halep çıkıyor karşımıza. 10 Mart Mutabakatı çoğulcu, demokratik, eşitlikçi bir Suriye hedefinin belgesi.

Suriye yalnızca Sünni Arapların ülkesi değil.

Suriye, Sünni Arapların olduğu kadar Arap ve Sünni olmayan Kürtlerin, Hristiyanların, Dürzilerin, Alevilerin, Türkmenlerin, Çerkezlerin de yurdu.

Suriyelilerin de yurdu.

Onurlu ve eşit bireyler olarak kendi yurtlarında özgürce yaşamalı insanlar.

Bize düşen, bunun zeminini oluşturmak, bize düşen 13 yıl sürmüş çok büyük acılar çekmiş bir toplumun yeniden acı çekmemesi için elimizden geleni diyalog ve müzakere yoluyla yapmaktır. 'ÖCALAN DİREK TEMAS KURSUN' Sayın Öcalan'ın, Sayın Mesut Barzani ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik.

Sayın Neçirvan Barzani ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik.

Sayın Mazlum Abdi ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik.

Bize ulaşan bilgiler çerçevesinde sizlerle paylaşmıştık bunları.

Şimdi bölgedeki önemli gelişmelerle ilgili Sayın Öcalan'ın önerileri var.

Bu önerileri bizzat komisyona da biliyorsunuz yaptıkları ziyarette aktardığına dair tartışmalar da yürüdü.

Bunlar eksik de olsa bir özet halinde de olsa üzerinde mutabakatın varılmamış oraya gide heyet tarafından komisyon tutanaklarına da geçti.

Şimdi değilse ne zaman?

Çünkü orada yaşanan gelişmelerin buraya etkisinin olduğu kaçınılmaz bir gerçek.

Daha önce yine tecrübe edildi bu gerçekler.

Açın yine yolu.

Öcalan doğrudan temas kursun.

Ve önerilerini doğrudan iletsin.” ÖCALAN VE ERDOĞAN İLE GÖRÜŞME Ayşegül Doğan, İmralı Heyeti’nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan ile görüşme yapıp yapmayacağına dair soruları da yanıtladı.

Ayşegül Doğan, heyetin böylesi bir talebi olduğunu, Erdoğan ile görüşmesinin beklendiğini ancak henüz netleşen bir tarih olmadığını ifade etti.

Ayşegül Doğan, aynı zamanda Abdullah Öcalan ile de görüşmenin beklendiğini ve olumsuz bir durum olmadığını ifade etti.

Ayşegül Doğan, “Yine Öcalan'la yapılacak görüşmenin de henüz gerçekleşmemiş olması bir olumsuzluk olarak ya da bir negatif durum olarak değerlendirilmemeli.

O da kendi rutin akışı içerisinde ilerliyor.

Halep'teki saldırılar ve saldırılardan sonraki değerlendirmeleri ne olur Öcalan'ın?

Onu şu anda bilmemize imkan yok.

Çünkü heyetimiz bu saldırılar başladıktan sonra ve 10 Mart Mutabakatı ile ilgili gelişmeler sonrası görüşmeler oldu.

Şam yönetimi ve SDG arasında kamuoyuna yapılan açıklamalar kadarını bizler de biliyoruz ve öyle takip edebiliyoruz zaten.

Ne oldu?

Nasıl değerlendirir bunları kendisi ve buna ilişkin önerileri nedir?

Nasıl olur?

Bunu şu anda bilmemizin imkânı yok” dedi. (MA)

İlgili Sitenin Haberleri