Haber Detayı
Metalde yeni ‘derinleşme’ sahası Amerika olacak
İDDMİB Başkanı Çetin Tecdelioğlu, metal sektörünün Amerika standartlarını çözdüğünü belirterek, “Sadece ürün satmıyoruz, Amerika’da lojistik depolarla kalıcı olmaya gidiyoruz” dedi. Sektör için yeni iş fırsatlarına da dikkat çeken Tecdelioğlu, sadece yapay zeka, yenilenebilir enerji ve veri merkezleri alanında 1,7 trilyon dolarlık dev bir pazar oluştuğuna işaret etti.
Nurdoğan A.
ERGÜNDemir ve demir dışı metaller sektörü, küresel krizlerin gölgesinde geçen 2025 yılını 13.5 milyar dolarlık ihracatla kapatırken, 2026 yılı için rotayı dünyanın en büyük pazarı olan ABD’ye kırdı.
İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu, 2026’da 15 milyar dolarlık ihracat hedefi koyduklarını belirterek, öncelikli pazarlarının ise ABD olduğunu dile getirdi.
Tecdelioğlu, “Bu zamana kadar ihracatta hep Almanya ile büyüdük.
ABD’yi artık iyice öğrendik, şimdi derinleşeceğimiz yer ABD” dedi.Türkiye’nin ABD’ye olan ihracatını yukarı taşımak için dev bir hamle hazırlığında olduklarını belirten Tecdelioğlu, son 4 yılı bir “hazırlık evresi” olarak tanımlayarak, “Amerika’nın standartlarını, test süreçlerini ve pazar ihtiyaçlarını artık çok iyi biliyoruz.
Kalıplarımızı ve belgelerimizi bu dev pazara göre güncelledik. 2026 yılında hedefimiz Amerika’da sadece var olmak değil, lojistik depolar kurarak pazarda derinleşmek. 533 milyon dolarlık mevcut ihracat rakamımızı, iki ülke başkanının yakaladığı uyumla çok daha ileriye taşıyacağız” diye konuştu.ABD’nin alüminyum gibi bazı alt sektörlerde iç üretimi korumak için getirdiği yüzde 50’lik gümrük vergisini de hatırlatan Tecdelioğlu, şunları söyledi: “İç üretim talebi karşılamadığı için içerde fiyatlar artmaya başlıyor.
Dolayısıyla bu oranlar düşürülmeye başlanacak, ithalat artacak.
Biz de o noktada devrede olacağız.”Savunma sanayi ve yeşil enerji yeni sahalarDünyada son yıllarda bazı sektörlerin çok hızlı bir şekilde geliştiğini vurgulayan Tecdelioğlu, “Bunlardan bir tanesi yenilebilir enerji sektörü. 1.7 trilyon dolarlık bir pazardan bahsediyoruz ve bu pazardan Türkiye daha fazla pay almalı.
Bunun yanında elektrikli otomobiller ve yan sanayisi hızla gelişiyor.
Diğer taraftan elektrik şebekelerinin yenilenme işleri hızla artıyor.
Dijital dünya da aynı şekilde hızla büyüyor.
Özellikle veri merkezlerinin sayısında ciddi artış var.
Diğer bir başlığımız da savunma sanayi.
Burada da çok önemli ihracat fırsatları var.
Demir ve demir dışı metaller sektörü olarak tüm bu sektörlerin ham madde sağlayıcısı konumundayız.
Dolayısıyla sektörün önü çok açık” dedi.“Yeniden yapılanma pazarı” oluşuyor2025’in “yüksek faiz ve düşük kur” baskısı altında geçtiğini dile getiren Tecdelioğlu, 2026 yılı için umut veren ekonomik beklentileri paylaştı: “2026’da düşen faizlerle birlikte işletmelerimiz nefes alacak.
Euro/dolar paritesinin 1.25 seviyelerine çıkmasını bekliyoruz.Bu durum, dolar bazlı maliyetlerimizi parite üzerinden tolere edecek ve kârlılığımızı artıya geçirecek.” Türkiye’nin yürüttüğü 24 Serbest Ticaret Anlaşması’na yenilerinin ekleneceğini belirten İDDMİB Başkanı, Suriye pazarındaki canlanma ve Ukrayna-Rusya hattındaki olası yumuşamanın Türk ihracatçısı için büyük bir “yeniden yapılanma” pazarı oluşturacağını kaydetti.
İhracatçıların en sıkıntılı olduğu konulardan biri olan yüksek faiz düşük kur makasına da değinen Tecdelioğlu, ihracatçının 2026 yılında düşen faizlerle birlikte paraya daha kolay ulaşabilir hale geleceğine dikkat çekti.
Bu durumun ihracatta hareketliliğin önünü daha da açacağını ifade eden Tecdelioğlu, “2025’te yüksek faizle çok zorlanıyorduk, kârımızı faize veriyorduk, hatta zarar ediyorduk.
İşletmeler ciddi anlamda zarar yılı yaşadı.2026’nın ise zarardan kurtulup artıya geçtiğimiz bir yıl olacağını umuyoruz” değerlendirmesini yaptı.
İhracatçılar olarak her dönem Türk ürünlerini dünyanın her tarafına taşımak için yoğun bir şekilde çalıştıklarını kaydeden Tecdelioğlu, bu anlamda devletten şu anda yüzde 3 olarak uygulanan kur desteğinin artırılmasını istediklerini vurguladı.
Bunun yanından ham maddeler üzerindeki vergilerin de tekrar gözden geçirilmesini isteyen Tecdelioğlu, kendi sektörleri adına hurda ithalatında da kolaylık beklediklerini sözlerine ekledi.“E-ihracat için firmaları teşvik ediyoruz”Firmaların ürün çeşitliliği konusunun da çok önemli olduğunun altını çizen Tecdelioğlu, üye firmaları ürün çeşidini artırmaları yönünde teşvik ettiklerini ve onlara yol gösterdiklerini belirtti.
Bu anlamda e-ihracatın da çok önemli olduğunu kaydeden Tecdelioğlu, “Dünyada e-ticaret hacmi her geçen gün artıyor.
Ticaret Bakanlığımızın da çok güzel bir çalışması var. 40’tan fazla ülkeyi inceleyip nasıl ve hangi kanallar üzerinden satış yapılacağını gösteren bir rehber hazırladılar.
Böylesi bir kanalı ve hazır reçeteleri kullanarak dünyada pazar payımızdaki artışı devam ettirebileceğimize inanıyoruz” diye konuştu.Alt sektörlerle ilgili de bilgi veren Tecdeelioğlu, alüminyum sektörü ihracatının geçtiğimiz yıl yüzde 8,77 artış ile 5,36 milyar dolara, bakır sektörünün yüzde 25,3 artışla 2,79 milyar dolara, hırdavat sektörünün yüzde 2,4 artış ile 11,9 milyar dolara, metal ambalajın yüzde 4,6 artışla 517,6 milyon dolara, döküm sektörü ihracatının yüzde 2,3 artış ile 11,51 milyar dolara, yapı malzemelerinin yüzde 6,15 artışla 31,6 milyar dolara, armatür sektör ihracatının da yüzde 1,4 artış ile 4 milyar dolara yükseldiğini belirtti.
Tecdelioğlu, genel mutfak sektörü ihracatının ise anti-damping belirsizlikleri sebebiyle yüzde 3,3 azalışla 5,47 milyar dolara gerilediğini aktardı.İhracat Koçluğu ile firmalara ihracat desteğiSektörde ihracat yapan firma sayısını artırmayı en önemli hedeflerinden biri olarak gördüklerini söyleyen Çetin Tecdelioğlu, bunun için İhracat Koçluğu adı altında bir program başlattıklarını belirtti.
Üniversite destekli bu programda üç ay boyunca firmalara mentörlük yaptıklarını ve onları ihracat rotasına soktuklarını belirten Tecdelioğlu, böylece Türkiye’nin ihracat havuzunda bulunan firma sayısını artırmak istediklerinin altını çizdi.
Tecdelioğlu, tek koşulun ise yabancı dil bilen bir personel çalıştırma zorunluluğu olduğunu belirtti.“Mısır’a da Suriye’ye de gidemeyiz”Üretim şartlarının zorlaşması ve maliyet yükü nedeniyle tekstil ve hazır giyim gibi bazı sektörlerin yurt dışı yatırımlara yöneldiği hatırlatılan Çetin Tecdelioğlu, “Üretimden hizmete kayış var.
Ama biz ağır sanayiyiz.
Bizi besleyen yan sanayi olmadan ne Mısır’a ne de Suriye’ye gitmemiz mümkün değil” dedi.