Haber Detayı
Egeli ihracatçılar 2026’ya temkinli başladı
Ege İhracatçı Birlikleri, 2025’in birçok sektör için büyümeden çok direnç yılı olduğunu vurgularken, 2026’da üretimi ve yatırımı destekleyecek istikrarlı, öngörülebilir ekonomi ve ihracat politikalarına ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Birlik başkanları, kur, finansman, iklim ve maliyet baskıları karşısında rekabet gücünün korunabilmesi için yapısal adımların gecikmeden atılması çağrısında bulundu.
Özlem SARSINEge İhracatçı Birlikleri 2025 yılını değerlendirerek 2026 yılı beklentilerini paylaştı.
Düzenlenen basın toplantısında konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, birçok sektör için 2025 yılının, bir büyüme yılı değil; ayakta kalma, direnme ve uyum sağlama yılı olduğunu söyledi.
Türkiye’nin en büyük sorununun, öngörülebilirliğin zayıflaması olarak değerlendiren Eskinazi, “Öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılamaz, yatırım ertelenir, risk alınmaz” dedi.2025 yılı verilerinin, mevcut koşulların geçici değil, yapısal riskler taşıdığını gösterdiğini vurgulayan Eskinazi, “2026 yılına girerken şuna inanıyoruz: Üretimi merkeze alan, uzun vadeyi ödüllendiren, risk alanı koruyan ve sanayiyi güçlendiren bir yaklaşım mümkün ve gereklidir.
Aksi halde 2026, birçok sektör için dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecektir” dedi.2026 yılında yürütülen ekonomik program çerçevesindeki ihracatçıların beklentilerinden de bahseden Eskinazi, “Para politikasında sıkı duruşun, TCMB’nin temel politika aracı olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı üzerinden sürdürüleceğini, yüzde 38 oranında mevcut olan faizlerin görece enflasyona göre yüksek kalacağını, Türk Lirası’nın reel değerini ise korunmaya devam edeceğini öngörüyoruz.
Nominal faizlerin enflasyon üzerinde kalacağını ve pozitif reel faizin ve Türk Lirası carry tradenin devam edeceğini düşünüyoruz.Enflasyonla mücadelede 2025 yılında olduğu gibi 2026 yılında da değerli Türk Lirası beklentimizi koruyoruz.
USD/ TL kurunun değer artışının enflasyonun 2026 yılında yüzde 30’lu seviyelerden yüzde 24’lü seviyelere düşüş beklediğimizden ötürü, daha düşük bir artışla yaşanacağı beklentimizi koruyoruz.
EURO/ USD paritesinde ise EURO lehine hareket beklerken, Euro bölgesine ihracat yapanların daha kârlı olacağını düşünüyoruz.
Fakat sepet kurda yüzde 20-25’den daha fazla artış beklemiyoruz” diye konuştu.“İhracatçılar olarak kurdan dolayı artış beklemiyoruz”İhracatçının 2026 yılında kurdan dolayı yurtdışı satış gelirlerinde enflasyon üzerinde bir artış beklemediklerini ifade eden Eskinazi, “Kârlılık için, üretim maliyetlerini düşürmek yine burada tek seçenek olarak kalıyor.
Makro ihtiyati tedbirlerde bir gevşemeyi henüz görmemekle birlikte, kredi kanallarında bir rahatlama da beklemiyoruz.
USD bazında kredi kullanımının 2026 yılında da devam edeceğini düşünüyoruz.
Emek yoğun sektörlerdeki sıkıntıların devam edeceğini öngörüyoruz. 2025 yılında tarımdaki üretim düşüşünün enflasyon üzerinde ciddi risk yarattığını, konut ve gıdanın 2026 yılında enflasyon üzerinde yine önemli bir belirleyici olacağını, bunların da para politikasıyla çözülemeyeceğinin görülmesi gerektiğini hatırlatmak isteriz” dedi.“Hedef 1 milyar dolar ihracat”Ege Mobilya Kâğıt ve Orman İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör, 914 milyon dolar olarak gerçekleşen ihracatlarını 2026 yılında 1 milyar dolar seviyesine ulaştırmayı hedeflediklerini söyleyerek, “2026 yılında baskının bir süre daha devam etmesini beklemekle birlikte, sektörlerimizin uyum gücü sayesinde orta vadeye dair umutlarımızı koruyoruz” dedi.“Ayakta kalmayı başardık”Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak da 2025 yılının sektör için zorlu bir yıl olduğunu söyleyerek, “2025 yılının mart ve nisan aylarında yaşadığımız zirai don olayları ile kiraz, elma, şeftali ve kayısı ürünlerimiz başta olmak üzere birçok üründe büyük kayıplar yaşadık.
Yine de sektör olarak ayakta kalmayı başardık ve 2025 yılı sonunda ihracatımızı küçük bir kayıpla 1 milyar 232 milyon dolara ulaştırmayı başardık” dedi.“2026 yılını en az hasarla geçirmek istiyoruz”Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, 2026’nın Türk zeytin ve zeytinyağı sektörü için daha az hasarla geçen bir yıl olmasını dileyerek, üretim gücünün tek başına yeterli olmadığını vurguladı.
Türkiye’nin zeytinyağı üretiminde dünya ikincisi olabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Uygun, istikrarlı ve öngörülebilir bir ihracat politikası olmadan bu gücün anlam taşımadığını söyledi.“Sektörümüz olumlu bir süreç yaşadı”Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, “Tarım sektöründe yapılan ihracatın yüzde 34’ü Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri sektörü ihracatı olarak dikkat çekmektedir.
Birliğimiz özelinde ise çok daha olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız.
Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği olarak 2025 yılında yüzde 23 artışla 1 milyar 185 milyon doları ihracat rakamını yakalamış bulunuyoruz.
Zorluklara rağmen elde edilen bu başarı hem üreticilerimizin hem ihracatçılarımızın hem de tüm paydaşlarımızın ortak emeğinin güçlü bir sonucudur” dedi.Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, iklim koşullarından dolayı çok hasar aldıklarını söyleyerek, “ Ülkemizde su sıkıntısı var.
Suyu yönetmemiz lazım.
Kurumların bir araya gelip strateji belirlemesi lazım.
Bizim çok acil göletlere ihtiyacımız var.
Havza projesi lazım.
Biz 3 yıldır iklim şartlarıyla boğuşurken Güney Afrika, Özbekistan Çin, İran kapasite artırıma giriyor.
Dünyada zaten güçlü bir rekabet ortamı var.
İşte burada kurumlar arası ilişki çok önemli” dedi.“Kapasite kullanma oranımızı yukarı çekmeliyiz”Ege Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, Türk demir çelik sektörünün zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek, tonaj bazında hâlâ 2021 seviyelerine ulaşılamadığını söyledi.
Türkiye’nin dünya demir çelik üretiminde yedinci, Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını hatırlatan Ertan, kapasite kullanım oranının 2023’te yüzde 73’ten yüzde 50’lere düştüğünü, bugün ise yüzde 62 seviyesinde bulunduğunu belirterek bu oranın yükseltilmesi gerektiğini vurguladı.Maden sektörünün çözüm isteyen sorunlarından da bahseden Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, “Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar” ile firma merkezinin bulunduğu ilden farklı bir ilde açılan ocak veya üretim tesisleri için teşvik belgesi düzenlenememesi sektörümüz için üretim kapasitesi ve istihdam üzerinde mağduriyet yarattı” dedi.Bağırsakta yok satıyoruzEge Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Birliği Başkanı Bedri Girit, sektörde ihracatın yüzde 7 arttığını belirterek, özellikle 100 milyon dolarlık potansiyele sahip bağırsak ihracatında yüksek talep bulunduğunu, buna karşın bazı ürünlerde uygulanan kotaların ihracatı sınırladığını ifade etti.“Deri sektörü oyunu kaybetti”Ege Deri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar, bu sektörün yüzde 60’ı kaybolur demiştim sene başında, maalesef doğru.
Deri ve deri mamülleri sektörü bu sene yüzde 10’a yakın ihracat kaybı yaşa da yüzde 60’lık bir kapasite kaybı yaşandı.
Sektör maalesef oyunu kaybetti. 2018 yılından bu yana çok iyi bir ivme ile yol alan bir sektör maalesef 2 yıl içinde hiç göze alınamayacak noktalara geldi. 2026 yılı da 2025 yılından farklı olmayacak, bence ihracatımız daha da düşecek.
Açıkçası ihracatımızı artırmaya yönelik hiçbir gelişme görmüyorum.
Kalan yüzde 40’lık kapasitemizin de bu sene yüzde 10’unu yitireceğimiz düşünüyorum. 2026 yılı 2025 ile eş değer olursa çok şanslıyız” dedi.“Hazır giyim sektörünün bu hali içimizi acıtıyor”Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, sektörün uzun zamandır Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri olduğunu ancak, son dönemde Türkiye’nin 4. büyük sektörü durumuna geldiklerini söyleyerek, “2022 yılındaki 21 milyar doları aşkın ihracattan sonra buralara düşmek içimizi acıtıyor.
Bu sektör buralara düşmeyi hak etmedi.
Bugün Türkiye’nin ihracat ortalaması 1,6 dolarken hazır giyimin ortalaması 16 dolar civarında, Ege’nin ise 21 dolar civarında.
Üretimden kaçmadan istihdamı koruyarak sektörün sesine kulak vermek ve bu süreci yönetmek zorundayız” dedi.