Haber Detayı

Ahşap atölyesinden çıkan tiyatro
Dünya+ dunya.com
09/01/2026 00:00 (17 saat önce)

Ahşap atölyesinden çıkan tiyatro

Üretimleriyle ahşap kukla ve heykellere adeta bir oyuncu anlamı katan Ani Haddeler, Anuşka’nın Atölyesi topluluğuyla çocukluğun sınırsız hayal gücünü yetişkinliğe taşıyan farklı bir dünya yaratıyor.

Meltem KERRARmeltemkerrar@gmail.comBu hafta, küçükler ve büyük­leri bir araya getiren ve el yapımı üretimleriyle sanat ve zanaati eş zamanlı sunan fark­lı bir tiyatro oluşumu olan Anuş­ka'nın Atölyesi ile tanışalım.Çocuklara yönelik kukla göste­rileri, atölyeler, çevrimiçi video­lar ve yetişkinlere yönelik tiyatro gösterileri üreten topluluk, tur­neler hedefleyerek mobil çözüm­ler arıyor.İlk gösteri 2018’de Bodrum’da sahnelenen ”Midas'ın Kulakları" olmuş.

Pandemi döneminde ise Youtube’dan yayınladıkları kla­sik masallardan uyarlan kuklalı videoları ile tiyatroyla teknoloji­yi bir araya getiren farklı bir ça­lışmaya imza atıyorlar. 2021’de İKSV ile ortak yapımları "Mi­tolojik Hikâyeler" in ardından 2022’de İstanbul Tiyatro Festi­vali'nde, "İstanbul Mon Amour" adlı gösterinin "Ben Hayvan" bö­lümüne özel maskeler tasarla­yan Anuşka’nın Atölyesi, Ferhan Şensoy'un Karl Valentin uyar­laması ”İçinden Tramvay Ge­çen Şarkı"yı yeniden yorumlaya­rak sahneye taşıyor.

Şanslıyız ki “Mitolojik Hikayeler” bu sezon da sahnelenmeye devam ediyor. “Mitolojik Hikayeler”de, ortao­yunu ve kukla tiyatrosu gelene­ğinden yola çıkılarak Yunan mi­tolojisinden hikâyeler anlatılıyor.

Tahta kuklalarla tasarlanan bu mitler, oyunu ana karakteri, gü­zelliğin ve aşkın temsilcisi Afro­dit’in anlatımıyla ve her hikâyeye bir konuk sanatçının eşlik etme­siyle sunuluyor.

Tüm kuklalar, ay­nı zamanda oyunu yazıp yöneten ve tasarlayan Ani Haddeler’in ye­tenekli ellerinden çıkmış.

Onur Gürçay, Hande Ömürlü Yılma­zer’le sahneyi paylaşan Hadde­ler’e 24 Ocak’ta Moda Sahnesi’n­de Ezgi Çelik, Gülinler ve Cembir eşlik edecek.

Çocuklarıyla birlik­te hayal kurmak ve eğlenerek gü­zel bir anı yaşamak isteyenler ka­çırmasın!Bodrum’dan Mudanya’ya uza­nan atölyesinde ahşaba anlam ka­tan kukla ve heykeller üreten Ani Haddeler’le özgün teatral yolcu­luğunu konuştuk.Merkezine kukla ve maskla­rı alan, benzeri çok da olma­yan bir oluşum Anuşka’nın Atölyesi.

Böyle bir tiyatro yapma fikri nasıl ve hangi ih­tiyaçlarla doğdu?

Kukla tiyatrosu, dokuz yıl ön­ce İstanbul’dan taşınmaya karar verdiğimde çevremden de gelen “İyi ama tek başına nasıl tiyatro yapacaksın, emekli gibi mi yaşa­yacaksın?” sorusuyla yüzleştik­ten sonra bir çıkış yolu oldu bana.

Kalbimin bir köşesinde sakladı­ğım ve öncesinde hiç denemedi­ğim ahşap kukla sevgisini Bod­rum’da geliştirme şansı buldum.

Ama tabii ki tek başıma altından kalkmam mümkün değildi; ora­da çok yakın arkadaşlarımla pro­fesyonel bir ekip oluşturduk ve Anuşka’nın Atölyesi ortaya çık­tı.

Boyutu ne olursa olsun kukla, yazarına yönetmenine ve oyun­cusuna çok geniş yaratıcı alanlar açıyor; bunu gördükten sonra in­san daha da farklı formları dene­mek istiyor, mask da bunlardan biri.

Sadece Anuşka’da olduğunu söylemek pek doğru olmaz sanı­rım, bugün birçok tiyatro yapı­mında bunun örneklerini görüyo­rum ve çok hoşuma gidiyor.“İstanbul Mon Amour”dan son proje “Mitolojik Hikaye­ler”e neredeyse tüm oyunla­rınızda mask ve kuklalar da sizin elinizden çıkıyor.

Bir anlamda oyuncuları da siz üretirken sahne öncesinde nasıl bir çalışma gerektiriyor bu süreç? “Mitolojik Hikayeler”i yazar­ken başından beri ahşap kuklayla sahneleneceğini biliyordum.

Da­ha yazarken kuklaların tasarım­larını, oyunun dekorunu kafam­da aşağı yukarı canlandırmıştım.

Bu proje için önce metin yazıldı sonra oyunun provaları sırasın­da kuklalar üretildi.

Onur’cuğum (Gürçay) bir yandan prova önce­si ezberini yaparken bir yandan zımpara yapıyordu.

Kuklaların kostümlerinin tasarım ve diki­mi Hande’ye (Ömürlü) ait.

O da bir yandan dikiş yapıp bir yandan provalara katılıyordu.

Nasıl ki bir tiyatro yapımında oyundaki ka­rakterler yavaş yavaş oluşuyor­sa, burada da kuklalar peyderpey aramıza katıldı diyebiliriz.“İstanbul Mon Amour”un “Ben Hayvan” bölümünde de benzer bir şekilde masklı karakterleri oyunun oluşum süreciyle paralel geliştirdik.

Ancak burada fark; bu bölümün ayrı bir yazarının (Bil­gesu Kasapoğlu) ve yönetmeni­nin (Sarp Aydınoğlu) olmasıydı ve biz esas metnin çalışıldığı pro­valara dahil değildik.Kukla, mask ve buna benzer her ‘gerçek olmayan’ form, bence oyuna/ sahneye fantastik bir bo­yut kazandırırken çok güçlü duy­gular katabiliyor, benim en çok il­gimi çeken kısmı bu.Çocukluk, algılarımız ve ha­yal gücümüzün derin ve yoğun olduğu bir dönem.

Ağırlıklı olarak bu dönem için üretmek, nasıl bir dil gerektiriyor?

Hiçbir yetişkin, bir çocuğun ha­yal gücüyle aşık atamaz.

Bu artık kesin bir bilgi.

Yapılan 3D ani­masyon filmlerle de yarışmak söz konusu olamaz. “Mitolojik Hika­yeler”de çocuklara ulaşmak için, zor ve çetrefilli görünen bir konu­nun aslında çok da güç olmadığını samimi bir dille anlatmayı dene­dim.

Samimiyet burada anahtar kelime ve işin en zor kısmı.

Çünkü samimi olmadığınızı hissettikleri an, ortamdan kopuyorlar ve geç­miş olsun!Yeni projeleriniz ve hayalle­rinizden söz eder misiniz?

Ah, o kadar çok var ki!

Dokuz yıl önce İstanbul’dan kaçış yolculu­ğumun başında kukla yapacağım derken bir atölyeye girmiş ve ah­şapla tanışmış bulundum ve bam­başka bir dünyaya girdim.

Ahşap kukla devam ederken bir yandan da ahşap heykel yapmaya başla­dım; orası bambaşka bir dehliz ve daha çok fırın ekmek yemem la­zım, bunun haricinde stop-mo­tion için ahşap karakterler ya­parken buldum kendimi.

Sonuç olarak artık Bodrum’da değilim, İstanbul’a yaklaştım ama büyük şehre dönmemek için direniyo­rum ve en güzel tarafı yine bir atölyemin olması ve Anuşka’nın Atölyesinin devam etmesi!

Ço­cuklara yönelik yeni bir proje yaz­maya başladım, ekip her an pro­vaya girmeye hazır, bir yapımcı/ sponsor bulduk mu yeşil ışığa ba­sacağız!SANATIN 'ARTI'SITürk müziğinin üç büyük ismi AKM’de anılacakİstanbul Atatürk Kültür Merkezi (AKM), 10 Ocak tarihinde Barış Manço, Cem Karaca ve Tanju Okan’ın unutulmaz şarkılarının seslendirileceği “Üç Büyükler” konseriyle sanatseverleri ağırlayacak.“Üç Büyükler Barış Manço, Tanju Okan, Cem Karaca Şarkıları” konseri, AKM sahnesinde dinleyiciyle buluşacak.

Konserde, Türkiye’nin en önemli seslerinden Barış Manço, Cem Karaca ve Tanju Okan'ın, unutulmaz şarkıları yepyeni düzenlemelerle sahnede hayat bulacak.İzmir Devlet Opera ve Balesi solisti Teyfik Rodos’un, eşsiz yorumuyla bu eserleri seslendireceği konserde ünlü gazeteci ve yazar Kürşat Başar da sanatçılarla ilgili anekdotları paylaşacak ve bazı şarkılara saksafonla eşlik edecek.

Bu özel performans, seyirciyi geçmişe götürerek şarkıları hep birlikte söyleme deneyimi yaşatacakManuel Çıtak retrospektifi fotoğrafseverlerle buluşuyorEczacıbaşı Fotoğrafçılar Dizisi’nin yeni kitabı Manuel Çıtak, 9 Ocak’tan itibaren kitabevlerinde yerini alıyor.

Eczacıbaşı Topluluğu’nun 50 yılı aşkın bir geçmişe sahip fotoğraf yayıncılığı geleneğinin günümüzde en önemli parçası olan ve Dr.

Nejat F.

Eczacıbaşı Vakfı tarafından yayınlanan seri, her yıl değerli bir fotoğrafçının retrospektif kitabını, sanatsal bütünlük içinde ve referans kitap niteliğinde izleyicilere sunuyor.Dizinin 16. kitabı Manuel Çıtak’a (1962-2023) ayrıldı.

Klasik belgesel üslubun yakın tarihteki en önemli temsilcilerinden Çıtak, kusursuz kompozisyonları ve öznesine duyarlı yaklaşımıyla tüm Türkiye’de ve dünyanın farklı noktalarında kent yaşamı, portre, inanç, kıyılar ve ada temalı dingin ancak çarpıcı çalışmalarıyla öne çıkıyor.

Yaşamını serbest fotoğrafçı olarak sürdürmüş olan Çıtak’ın son kişisel sergisi İslomania’dan ve ünlü Kilyos karelerinden örneklerin de yer aldığı geniş seçki, sanatçının bu hacimdeki ilk kitabı olma özelliğini taşıyor ve onu ilham verici kişiliğiyle geleceğe taşıyor.

Konsept ve tasarımı Bülent Erkmen’e ait olan, editörlüğünü Orhan Cem Çetin’in üstlendiği Eczacıbaşı Fotoğrafçılar Dizisi’nin on altıncı kitabı Manuel Çıtak, Türkçe ve İngilizce olarak iki dilde sunuluyor.

İlgili Sitenin Haberleri