Haber Detayı
Ümmetin derdi mi, emeklinin derdi mi?
AKP iktidarının ilerleyen yıllarında İslamcı/İhvancı anlayış devletin politikası olarak bütün kurumlara büyük oranda yerleştirdi.
AKP iktidarının ilerleyen yıllarında İslamcı/İhvancı anlayış devletin politikası olarak bütün kurumlara büyük oranda yerleştirdi.
Uluslararası ve ulusal bütün sorunlara bu mantıkla bakılıyor, bürokrasi devletin kuruluş ilkelerine “saygılıymış gibi” görünmeye çalışıyor.
İktidar bu yaklaşımla aşamalı olarak Türkiye’yi “Büyük Ortadoğu” coğrafyasına sabitledi.
Bölgedeki bütün sorunlar, ulusal sorunların önüne geçti, ulusal çıkarları gerileten içerik kazanmaya başladı.
Örneğe Sudan’la başlayabiliriz.
Ömer el Beşir ile olan ilişkiler Türkiye’ye anında zarar vermeye başlamıştı.
İsrail-ABD hattı Beşir yönetimini yıktı, Sudan’ı ikiye böldü: Sudan ve Güney Sudan.
Türkiye bu ülke ile ilişkilerini geliştirmeye çalışırken tarım arazileri kiralandı, Sevakin Adası’nın Türkiye’ye tahsis edileceği heveslerine kapıldı iktidar ve sözcüleri.
Gelinen noktada tarım arazisi kiralanması nedeniyle birtakım bürokratlara yüksek maaş vermenin dışında bir patates bile üretilemedi, Sevakin Adası’nın adını bile unuttu iktidar.
Şimdi İsrail-BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) ikilisi, geriye kalan Sudan’ı yeniden ikiye bölmeye çalışıyorlar.
Beşir’den geriye kalan Sudan’ın hızlı destek kuvvetleri, kendi ülkelerini yıkarak, sivilleri öldürerek yeni bir parça koparmak üzereler.
Ve önlerinde göründüğü kadarıyla bir engel yok.
Afrika’dan ikinci örnek Somali.
Ülkede devlet anlayışı yok.
Türkiye bu ülkeye destek veriyor, ciddi kaynak aktarıyor.
İktidar Somali’ye uzaya roket fırlatma tesisi kuracağını açıklıyor.
Bu ülkede de İsrail beraberinde BAE ile devreye girmiş durumda.
Netanyahu , Somali’nin stratejik kuzey bölgesindeki Somaliland ayrılıkçılarını devlet olarak tanıdı.
Suriye’ye de kısaca değinelim çünkü gelişmeler birbirini kovalıyor.
Siyasal İslamcı/İhvancı bir gazetede çıkan manşet haber çok manidardı. “Entegrasyon değil birleşme olmalı: 10 Mart’taki mutabakatta ortaya konulan ‘entegrasyon’ hedefi de yanlıştı.
Bu birleşme olmayacağının önceden kabulüydü.Tek ordu, tek bayrak ve tek güvenlik olmalıydı.” İşlerin ters gittiği anlaşıldı ama o bir buçuk yıl öncesiydi.
Şimdi başka bir aşamaya geçildi ve iktidar yine gelişmeleri kaçırıyor.
Yani öğleden sonra günaydın.
Peki bunların emeklilerle ne ilgisi var?
Çok var.
İç cephe diye tutturanlar var ya...
Emeklilerin otogarda, tek göz otel odalarında yaşamalarını, “kendi tercihleri” olarak görüyorlar.
O zaman ne iç cephe kalır ne de Sevakin Adası...
Daha İmamoğlu ve ekibine yapılan zulme değinmiyoruz bile.
Bir örnek de komşumuzdan.
İran kendi anlayışını Ortadoğu’da yaymaya çalışıyordu.
Bu uğurda Suriye’de on milyarlarca dolar yaktı.
İçeride su kıtlığına çare üretilemiyor, ekonomik gerilemeyi bilinen düşmanları şu günlerde kışkırtıyor/kaşıyor. “Müslüman ülkelerle dayanışma, birlikte kalkınma” fikrine ilke olarak kim itiraz edebilir?
Çünkü toplumumuzun en önemli aidiyetlerinden birisidir Müslümanlık.
Peki, açlık sınırında yaşayan emekliler, asgari ücretliler ne olacak?
Kendine hayrı olmayanın başkasına ne hayrı olur?