Haber Detayı

Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
09/01/2026 04:00 (17 saat önce)

Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Tek kutuplu dünyanın devamlılığı, onun yaşamıyla eşdeğer olduğundan; Ortadoğu, Orta Asya, Hazar Bölgesi’nden sonra şimdi de emperyalizmin kuşatması altındaki Latin Amerika’ya ulusal çıkarları doğrultusunda yeni bir şekil vermeye kalkıştı.

Çünkü okyanuslar artık onu savunmaya yetmiyordu.

Bu strateji; bundan böyle ABD yaşam sahasının, Amerika kıtası dışında oluşturulmasını amaçlıyordu.

Ve yeni yüzyılda Irak, Libya ve Suriye’de girişilen zorbalığın ardından son örnek Venezuela’da yaşandı.

Yeni stratejisi bu ülkede uygulamaya kondu.

Bu girişim, ülkenin yönetimini ve petrol başta olmak üzere yeraltı kaynaklarının işletilmesini de kapsıyordu.

Birleşmiş Milletler üyesi bir devlet tüm dünyanın gözleri önünde ABD’nin saldırısıyla karşı karşıya kaldı.

Bu da yetmedi; İran, Kolombiya ve Küba’nın da sırada olduğu açıklandı.

Son gelişme; yerkürede siyasal resmin ancak ABD’nin izin verdiği ölçüde tesis edileceğine işaret ediyor.

ABD YÖNETİMİNİN AMACI ABD yönetimi egemen bir güç olarak yer kürede varlığını devam ettirmektedir.

ABD’nin bu yöndeki tüm girişim ve eylemleri; gerçek olmayan “özgür ve demokratik bir dünya yaratılması” söylemi içinde sürdürülmektedir.

Aslında konu, ABD’nin yaşamı için gereksinim duyulan enerji ve hammadde kaynaklarının, nadir toprak elementlerinin, stratejik harekât açısından üs ve kolaylık olanağı sağlayabilecek değerdeki bölgelerin ele geçirilmesi ve ulaştırma yollarının kontrol edilmesidir.

ABD yerkürede egemenlik tesisi yolundaki bu ve benzer girişimlerle, hedef ülkelerin ekonomik, diplomatik, askeri, kültürel, psikolojik, bilimsel ve teknolojik alanlarda etki altında bulundurulmasına yönelmektedir.

ABD o ülkeler üzerinde bu etkiyi sağlamak için dünyayı askeri harekât açısından değişik alanlara ayırmış; bu alanlarda barıştan itibaren komuta- kontrol yapısını oluşturmuş ve harekât planlarını geliştirmiştir.

Bunu gerçekleştirebilecek kuvvetler, ana kıtada ve dünyanın her yerindeki ABD üslerinde hazır tutulmaktadır.

Seferberlikte silah altına alınacak bir insan gücüyle ABD, 4 milyonluk bir silahlı kuvvetleri idame ettirebilme olanağına sahiptir.

ABD’NİN STRATEJİSİ ABD’ye göre; uluslararası hukuk, uluslararası antlaşmalar, insani ve ahlaki değerler, hak ve özgürlükler, demokrasi anlayış, ülkelerin toprak bütünlüğü gibi gerekçeler, bu çıkarlar önünde engel teşkil etmez.

Bunlar ABD için yalnızca birer ayrıntıdan ibarettir.

Öyle ki; ABD 21’inci yüzyıl dünyasında Birleşmiş Milletler’in gerekli olup olmadığını bile sorgulayabilecek bir noktaya gelmiştir.

Ona göre; askerî güç kullanımını gerektiren her koşulda yeterli güce sahip olunmalı ve bu güç her koşulda idame ettirilmelidir.

ABD askeri gücü konuşlandırıldığı yerden dünyanın her yerine süratle intikal edebilecek olanak ve yeteneğe sahip olmalı; ana kıtadan uzakta icra edilecek bir askeri harekâtı bağımsızca ve zaman kısıtlaması olmaksızın sürdürebilmeli; harekâtı en az sayıda kayıpla ve en kısa sürede zaferle sonuçlandırabilmelidir.

ABD daha 2000’li yılların başlangıcında bu olanağa sahip olmuştur.

ABD stratejisinde önemli olan husus ulusal çıkarların korunmasıdır.

Günümüzde ABD Türkiye ile sanki dostluk ve işbirliği içinde imiş gibi yapay bir görüntü sergilemektedir.

İşin yadırganacak yanı ise; bunu gören siyasal iktidarın; bu ilişki boyutunun hâla “stratejik ortak” düzeyinde olduğunu ileri sürmesidir.

Halbuki; ABD ve Türkiye’nin ulusal çıkarları Ortadoğu’da günden güne taban tabana zıt bir gelişme yönünde evrilmektedir.

ABD-Türkiye “stratejik ortak” değerlendirmesinin ulusal çıkarlarımızla ne derece bağdaştığı, gerçeklerle ne derece örtüştüğü, yarın ne olacağı, Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere bakılarak görülebilmektedir.

Bölgede bugün üç parçalıya doğru bir gidiş seyrederken gelecekte dört parçalı olmaya aday görünen “Kürdisrailistan” da artık belirginleşmeye başlamıştır.

GÜVENLİK GEREKSİNİMİ ABD aslında bir “ada devleti” olarak güvenlik gereksinimleri açısından silahlanmaya en az kaynak ayırması gereken bir devlettir.

Buna karşın silahlanma yarışında en önde gitmektedir.

Kendisini dünyanın özgürlük ve demokrasi şampiyonu gibi göstermekte; dünya sorunlarıyla ilgileniyor gibi görünerek yalnızca dünya egemenliğini devam ettirme yolunda ilerlemektedir.

Silahlı kuvvetleriyle dünyada karşı konulmaz bir güç görüntüsü sergilerken silah endüstrisi ile ülkede istihdam yaratmakta, ekonomik getiri sağlamakta, ABD silahlı kuvvetlerini desteklemekte ve silahlı kuvvetlerini uluslararası alanda “diplomatik baskı aracı” olarak kullanmaktadır.

Tüm bunlar ABD’nin girişeceği her harekâtta ondan zaferle çıkacağı inancını yaratmıştır ancak gerçekler farklıdır. 21 yılda 50 bin ABD askerinin kaybına neden olan Vietnam yenilgisi ve iki yılda 2 bin askerin kaybına neden olan “Irak harekâtı” bu inancı sarsmıştır.

Bitirirken Türk-ABD ilişkilerinde yakın dönemde Türkiye aleyhinde kapsamlı gelişmeler ortaya çıkmıştır.

Önüne “ılımlı İslam”, “Büyük Ortadoğu Projesi” gibi engeller konan Türkiye’nin politik sorunlarla mücadele gücü giderek azalmaktadır.

Şimdilerde ise Atatürk Cumhuriyetinin kurucu değerleri ve anayasal nitelikleri tartışmaya açılmıştır.

Türkiye’nin ortak paydasını yok etmeyi amaçlayan bu girişimlerin etkisiz kılınması için, siyasal yönetim kadroları uygun politikalar geliştirememiştir.

Karşılaşılan tehdit ve tehlikeler karşısında etkili hareket tarzları ortaya konamamıştır.

Başta Suriye’de ortaya çıkan gelişmeler olmak üzere; ABD ile olan ilişkilerin; Türkiye’nin ulusal çıkarları; ulusal hedefleri ve güvenlik anlayışı çerçevesinde yeniden şekillendirilmesi gerekmektedir.

Günü geldiğinde Türkiye ile ABD’nin, bu günkünden daha değişik alanlarda, askeri harekât dahil daha değişik ortamlarda ve koşullarda muhasım olarak karşı karşıya gelebileceği bir olasılık olarak gözden uzak tutulmamalıdır.

ABD’nin neler yapabileceği belli olmuştur.

Onun hak hukuk bilmez, kural tanımaz, dünyayı umursamaz başkanı ise; çağdaş değerleri hiçe sayan tehlikeli bir yaklaşımla dünyayı işin içinden çıkılmaz bir karmaşa ortamına doğru sürüklemektedir.

DOĞU SİLAHÇIOĞLU EMEKLİ TÜMGENERAL

İlgili Sitenin Haberleri