Haber Detayı
Tkp: Htş'nin Halep'teki Kürt Mahallelerine Yönelik Müdahalesi Gayrimeşrudur
TKP, Halep'teki HTŞ müdahalelerini 'gayrimeşru' olarak değerlendirdi ve Suriye'deki insani krizin derinleştiğine dikkat çekti. Açıklamada, emperyalist güçlerin bölgedeki etkileri ve Türkiye'nin bu süreçteki rolü eleştirildi.
TKP, Suriye Halep'te yaşanan gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, "HTŞ'nin Halep'teki Kürt mahallelerine yönelik müdahalesi gayrimeşrudur ve kabul edilemez" ifadelerini kullandı.
TKP, Suriye Halep'te yaşanan çatışmalara ilişkin resmi sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
TKP açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Yarattığınız fotoğrafla övünün.
Suriye'de ABD başta olmak üzere İngiltere, İsrail ve Türkiye'nin müdahaleleriyle hayata geçirilen emperyalist program, ülkeyi yeni bir yıkım ve felaket sürecinin eşiğine getirmiştir.
HTŞ başta olmak üzere cihatçı güçlerin ilerleyişi, Halep'te Kürt mahalleleri ve sivil yerleşimleri hedef almış ve bu durum ülke genelinde yaşanmakta olan insani krizi daha da derinleştirmiştir.Hiçbir meşruiyeti olmayan cihatçı HTŞ iktidarının ülke üzerinde fiilen egemenlik kurmasının mümkün olmadığını ve zaten istenenin de bu olduğunu defalarca söylemiştik.
Karşı-devrim sonrasında emperyalist güçler tarafından koltuğa oturtulan Colani'nin, Suriye'de yaşayan herhangi bir topluluğun nasıl yaşayacağına karar verme, onlara müdahale etme ya da söz söyleme hakkı yoktur.
Bu nedenle HTŞ'nin Halep'teki Kürt mahallelerine yönelik müdahalesi gayrimeşrudur ve kabul edilemez.Buna rağmen Colani'nin kimliğini ve temsil ettiği cihatçı-işbirlikçi çizgiyi görmezden gelerek riyakarca savaş naraları atanlar, Türkiye'nin adım adım içine çekildiği emperyalist tuzağa da dolaylı biçimde destek vermektedir.Bugün Suriye sahasındaki tüm aktörler, emperyalizmin dayattığı bölgesel planı fiilen kabul etmiş durumdadır.
Ortaya çıkan çatışma başlıkları cephe cepheye bir mücadeleden ziyade, üzerinde uzlaşılan ana hattın farklı yönlere çekilmesine dayanan bir pazarlık sürecinin ürünüdür.
HTŞ'sinden SDG'sine, Türkiye'den Körfez ülkelerine varıncaya kadar tüm aktörler ABD emperyalizminin onay ve desteğini her şeyin üzerinde görmektedir.Ortaklaşa yürütülen bu dönüşümün sonucu açıktır: Suriye'nin fiilen yok edilmesi ve ülkede yaşayan tüm toplulukların savunmasız bırakılması.
Sürece dahil olan her bölge aktörü şimdi bu yıkımın nihai biçiminin kendilerini de vuracak sonuçlarından kaçınmaya çalışmaktadır.Öte yandan dahil olunan planda İsrail'in bölgedeki yayılmacı politikası tartışmaya kapalıdır.
İran'ın kuşatılması ve bölgenin bütünüyle bir ABD-İsrail harekat üssüne dönüştürülmesi temel hedeftir.
Başta Suriye olmak üzere bölge, ucuz emek cennetine çevrilecek, serbest bölgelerle sermayenin sınırsız hareketinin önü açılacaktır.
Amaç Suriye'yi parçalanmış, bağımlı ve yok hükmünde bir siyasal yapıya dönüştürmektir.
Kazanan bellidir.Tamamen dış müdahalelere açık, açlık, yoksulluk ve savaşlarla kalıcı biçimde istikrarsızlaştırılmış bir ülkede Türkiye sermayesi daha fazla yayılmaya çalıştıkça, Türkiye de daha kırılgan ve müdahaleye açık hale gelecektir.
ABD ve İsrail'in planlarına adım adım hizmet eden, Suriye'nin yıkımını 'başarı' olarak sunan AKP iktidarının cihatçı HTŞ'nin hamiliğine soyunması, Türkiye açısından ciddi bir tehlikedir.Suriye'de el birliğiyle yarattıkları bu fotoğrafla övünenlere fotoğraftaki eksiği hatırlatalım: Suriye'nin de Türkiye'nin de kurtuluşu, halkın ayağa kalkarak bu paylaşım savaşına itiraz etmesiyle mümkündür.
Hiçbir halkın kaderi, el birliğiyle yarattığınız yıkım fotoğrafına sığmaz, sığmayacaktır."