Haber Detayı
Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Doğruyol: "2025, Sağlık Çalışanları İçin Kayıp Yıl Oldu"
Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, 2025 yılının sağlık çalışanları açısından “kayıp yıl” olduğunu belirterek, sağlıkta şiddetten şehir hastanelerine, 112 acil hizmetlerinden Sağlıklı Hayat Merkezleri’ne kadar birçok başlıkta Sağlık Bakanlığı’nı eleştirdi.
(İZMİR) - Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, 2025 yılının sağlık çalışanları açısından "kayıp yıl" olduğunu belirterek, sağlıkta şiddetten şehir hastanelerine, 112 acil hizmetlerinden Sağlıklı Hayat Merkezleri'ne kadar birçok başlıkta Sağlık Bakanlığı'nı eleştirdi.
Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Sağlık sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doğruyol, 2025 yılının sağlık çalışanları açısından ekonomik, mesleki ve güvenlik yönünden kayıplarla geçtiğini ifade ederek, uygulanan sağlık politikalarının çalışanları ve halk sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi.Sağlık çalışanlarının ekonomik kayıplar yaşadığını vurgulayan Doğruyol, sağlıkta şiddetin önlenmesi konusunda somut adımlar atılmadığını belirterek, "Maalesef 2025 yılı yine sağlık çalışanları adına kayıp yılı olmuştur.
Ekonomik olarak büyük kayıplar vermiştir sağlık çalışanlarımız.
Bugüne dek sağlıkta şiddeti önleyeceğiz diye hep sözde ifadeler kullanılmış, ancak sağlıkta şiddetle ilgili hiçbir tedbir alınmamıştır.
Mesela en son hatırladığımız X-ray cihazları hastanelere konmuştur.
Ancak X-ray cihazlarının hastaneye konmasıyla birlikte oradaki güvenlik önlemleri artmamış, aynı şekilde devam etmiştir.
Çünkü hastanedeki X-ray cihazlarından geçen bir vatandaşı oradaki özel güvenlik, yani özel güvenlik dediğimiz hastane güvenliğindeki arkadaşlarımızın arama şansı da yoktur.
Yani yasal olarak onların arama yetkisi de yoktur.
Ondan dolayı X-ray cihazlarının bir manası kalmamıştır.
Sağlık hizmetiyle ilgili bir önlem alınmadı" dedi."Ara renkleri getirmek gerçekten anlaşılır gibi değil"Sağlık çalışanlarının formalarının tek renk yapılacağıyla ilgili düzenleme hakkında konuşan Doğruyol, "Bu 2025 yılındaki önemli sağlıkla ilgili gelişmelerden bir tanesi de tüm sağlık çalışanlarımızın formalarının tek renk olması ile ilgili bir girişimde bulunulmasıdır.
İşte 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla formaların tüm sağlık çalışanlarına ulaştırılacağı ve giymeye başlayacakları ifade edilmişti.
Ancak 2026 Ocak ayının yarısına geliyoruz.
Şu an itibarıyla sağlık çalışanlarına ulaştırılmış olan bir forma yok.
Hatta 2026 yılı 1 Haziran tarihinde zorunlu olacak dediler.
Biz bunun bir dayatmayla olacağını çok düşünmüyoruz.
O formalarla ilgili renklerin de ara renkler olmaması, ana renkler olması tabii aklımıza farklı sorular da getirmekte.
Elbette bir vatandaşımız hastaneye girdiğinde doktoru, hemşireyi, teknisyeni ayırt etmesi güzel bir şey.
Ama buradaki o ana renkleri getirmek gerçekten anlaşılır gibi değil" diye konuştu.Sendika olarak şehir hastanelerine karşı olduklarını bir kez daha dile getiren Doğruyol, "2025 yılında şehir hastanelerine ayrılan pay 125 milyar TL idi. 125 milyar TL ile 81 ilimizin 81'inde 500–600 yataklı eğitim araştırma hastanesi yapabiliyorduk. 2026 yılında şehir hastanelerine ayrılan pay yüzde 53 artırıldı.
Yaklaşık 200 milyar TL.
Yani gerçekten çok büyük bir para.
Sağlık harcamalarımızdaki payı da çok fazla miktarda arttı.
Sağlık Bakanımızın açıklamasına göre 2024 yılında özel hastanelerin payı yüzde 27'ye ulaşmış ilk kez; özel hastanelerin sağlık harcamalarındaki payı.
Bu da çok önemli bir rakam.
Tabii sağlık politikaları olarak maalesef özelleştirmeye doğru gidiyoruz.
Zaten bunu hep beraber biliyoruz.
Bir hastanemizdeki kurşun yeleklerin filminin çekilmesiyle o rapor yazan arkadaş kurşun yeleklere rapor yazmış.
Yani bir hasta gibi rapor yazmış.
Kurşun yeleklerin de yılda bir falan filmleri çekilerek işte radyasyon geçirip geçirmediği kontrol ediliyormuş.
Yani mevzuat bu şekildeymiş.
Yani oradaki bir kurşun yeleğe yazılmış olan rapor gerçekten olayın vahametini ortaya koymak açısından çok önemli olduğunu biz düşünüyoruz" şeklinde konuştu."Sağlıkla ilgili konularda geri gidiyoruz"Sağlıkta bir ilerleme kaydedilmediğini savunan Doğruyol şu ifadeleri kullandı: "Sağlıkla ilgili ilerleyemiyoruz bana göre.
Sağlıkla ilgili konularda geri geri gidiyoruz.
Çünkü halk sağlığı önemli.
Mesela birkaç gün önce yine Sağlık Bakanlığı bir yazı yayımladı.
Sağlıklı Hayat Merkezleri'nde psikolog, çocuk gelişimci, işte sosyal çalışmacı gibi branşlar var bizim, atamaları var orada arkadaşların.
Bununla ilgili mesela vatandaşlarımızın yüzde 95'i belki hiç bilgi sahibi değil.
Yani bir Sağlıklı Hayat Merkezi'nde bu branşta arkadaşların olduğunu ama Sağlık Bakanlığı bunu tanıtmak yerine işte oradaki meslektaşlarımıza 'Cumartesi günü mesaiye gelin' diye bir yazı yayımladı.
Yani çok saçma bir yazı.
Çünkü cumartesi günü bir binada bir ya da iki tane bayanın olması kabul edilebilecek bir durum değil.
Yani onun için böyle 'ben yaptım oldu' mantığından Sağlık Bakanlığı'nın mutlaka arındırılması gerektiğini düşünüyoruz.Şehir hastanelerindeki personel ihtiyacının genel olarak giderildiği bilgisini paylaşan Doğruyol, "Eğitim araştırma hastanelerimizdeki personelden daha iyi durumda genel itibarıyla şehir hastaneleri.
Bizim ülkemizde eğitim araştırma hastanelerinde yapılamayıp da şehir hastanelerinde yapılabilen bir şey yok.
Yani bir özelliği yok şehir hastanelerinin.
Yani İzmir için söylersek, örnek veriyorum Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan her şey şehir hastanesinde yapılıyor.
Buradaki bizim sıkıntımız yap-işlet-devret mantığıyla yapılmış olması.
Sonuç itibarıyla otoyol, köprü, havaalanı… Aynı mantık şehir hastaneleri.
Zaman zaman biz bunu dile getirdik.
Eğer bizim ülkemizde birilerinin cebine para girme derdi olmasaydı Türkiye'de bir tane şehir hastanesi açılmazdı.
Biz bunu iddia ediyoruz.
Bir tane açılmazdı" ifadelerini kullandı."Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki sağlık politikalarımız mükemmelmiş"Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki sağlık sisteminin mükemmel olduğunu vurgulayan Doğruyol, "Bakın, bizim Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki sağlık politikalarımız gerçekten mükemmelmiş.
Şimdi bakıyoruz biz, görüyoruz.
Niye?
Sağlık evi ebelerimiz vardı bizim, köylerde sağlık evi ebelerimiz.
Sağlık evi ebesi sadece sağlık evinde ebe değil, sadece çocuk doğurtan kadın değil.
Sağlık evi ebesi o köyde, köydeki kadınların önderiydi.
O köyde kadınların biraz daha okumuş olmasından dolayı gidip danışabildiği, soru sorabildiği insanlardı.
Hıfzıssıhhalarımız vardı bizim, Cumhuriyet'in ilk yıllarında kurulmuş olan Hıfzıssıhhalar.
Bizim aşılarımız üretiliyordu, Hıfzıssıhhalarda bizim ileri tetkik ve tahlillerimiz yapılıyordu.
Hıfzıssıhhaların hepsini kapattık.
Pandemi döneminde dünyadan aşı dilendik ya.
Hindistan'dan, Çin'den, ne bileyim Pakistan'dan, işte Avrupa'dan… Şimdi o aşılarla ilgili biliyorsunuz şu an bazı tartışma konuları var, gene kalkıp 'aşılardan mı oldu' gibi.
Yani bizim Hıfzıssıhhalarımız duruyor olsaydı, Hıfzıssıhhalarda biz kendi aşılarımızı üretmiş olacaktık" dedi."Elbette bu ülke bizim.
Elbette güzel şeyler yapacağız.
Ama böyle afaki, anormal uygulamalardan Sağlık Bakanlığı'nın vazgeçmesi lazım.
Bu neden böyle oluyor?
Maalesef Sağlık Bakanlığı sağlık hizmetleri sunumunu siyasi rant olarak görüyor.
Yani 'ben oradan ne kadar oy alabilirim' mantığıyla gidiyor.
Bu mantık doğru bir mantık değil, doğru bir yaklaşım tarzı değil" diyen Doğruyol,konuşmasına şu şekilde devam etti: "112'nin asli görevi nedir değerli arkadaşlarım?
Ölüm riski taşıyan vakaya gitmesidir. 112'nin temeli budur. 112 on beş gündür ayağı ağrıyan vatandaşa gitmez. 112 trafik kazasına gider, kalp krizine gider.
Ne bileyim işte ölüm riski taşıyan her türlü vakaya gider.
Deprem olur, bilmem ne olur.
Ama 112 bir siyasinin yakını İzmir'den alıp da Ankara'ya götürmez. 112 bir siyasinin yakını buradan alıp da işte bilmem hastane hastane gezdirmez.
Böyle bir şey yok ya.
Yani acilse başımızın üstüne tabii, sıkıntı yok.
Ama arkadaşlarımız hep anlatıyorlar.
Hasta yürüyerek geliyor, ambulansa biniyor. 'Al bunu bilmem nereye götür' deniyor.
Yani böyle siyasetin bu kurumlardan arındırılması lazım.
Çünkü biz buna neden karşı çıkıyoruz?
Hani bazen diyorlar ya siyasiler, 'sonuçta hizmet ediyor.' ya hizmet ediyor da kardeşim, ambulansların hepsinin bir bölgesi var.
Sen o bölgedeki ambulansı oradan alıp da bir başka yere gönderdiğin zaman o bölge boş kalıyor.
Orada kalp krizi geçiren bir vatandaşa ambulans 3 dakikada gidecekken 13 dakikada gidiyor.
O vatandaşı kaybederiz. ya sizin keyfiyetinizden dolayı bir başka vatandaşın hayatını kaybetmesine sebep olabilirsiniz.
Yani buna karşı çıkıyoruz.
Diğer türlü devlet hizmet edecekse, bizi bağlamıyor.
Karşıyaka ilçe sınırları içerisinde şu an bir devlet hastanesi yok.
Mesela Balçova ilçe sınırları içerisinde de şu an bir tane bile 112 istasyonu yok arkadaşlar. 112 Balçova ilçe sınırları içinde yok şu an.
Ama gidiyorsun Güzelbahçe'de 2 tane 112 var."Planlamaların maalesef siyasetten kurtulması lazım"Bu plansızlıkların önüne geçilmesi lazım.
Sonuçta bu kamu hizmeti, devlet hizmeti.
Sağlıklı Hayat Merkezlerini biz o dönemde destekledik, 'olması gerekir' dedik.
Keşke her ilçede 2–3 tane yayılmış şekilde olsa.
Vatandaş gittiğinde orada ön poliklinik hizmetlerini alsa, ufak tefek görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerini alsa güzel olurdu tabii.
Vatandaşın ayağına hizmet götürüyorsun.
Yani buradaki hastaneyi kapatıp da dağın başında, 20–30 kilometre ilerideki hastaneye yönlendirmiyorsun vatandaşı.Mesela Bozyaka Hastanesi ile ilgili, İzmir olduğu için söylüyorum arkadaşlar, defalarca uyardık. 'Kardeşim hastaneyi tümden yıkmayın, bir blok vardı orada, bu blok hizmet versin' dedik.
İnatla hastaneyi yıktılar.
Niye?
O bölgede güzel hastaneler yapılacağı iddiasıyla yıktılar.
Diğer türlü o hastaneyi yıkmazlardı.
Buca'ya hastane yapılacağını söylüyorlar.
Yapılsa bile en az 5 yıl.
Bak söylüyorum.
Karşıyaka Devlet Hastanesi yıkıldığında da 'yapacağız' dediler.
Kaç yıl oldu? 13–14 yıl oldu. 17 yıl oldu. 17 yıldır hastanenin yeri boş duruyor.
Yani poliklinik yapıyorlar, ne yaptıkları belli değil.
Yani buradaki planlamaların maalesef siyasetten kurtulması lazım."