Haber Detayı

İstanbul Barosu Beraat Etti.
Güncel haberler.com
09/01/2026 15:57 (13 saat önce)

İstanbul Barosu Beraat Etti.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Suriye'nin kuzeyindeki bir operasyonla ilgili açıklamaları gerekçe gösterilerek yargılanan İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin “suçun unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlarına karar verdi. Kararın ardından açıklama yapan Kaboğlu, “Bugün ortaya çıkan bu olumlu kararın; meslektaşlarımızın, savunma hakkı öznelerinin, baroların, Türkiye Barolar Birliği’nin ve Avrupa’dan gelerek başından beri destek veren baro yöneticilerinin, yüzlerce avukatın ortak katkısıyla alındığına inanıyoruz. Bu kararın, Türkiye’de süregelen anayasa dışı ve hukuk dışı uygulamalara son verilmesi yolunda olumlu etkiler doğuracağına dair inancımız tamdır” dedi.

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN- Kamera: Mehmet ÇALPAR(İSTANBUL) İstanbul 26.

Ağır Ceza Mahkemesi, Suriye'nin kuzeyindeki bir operasyonla ilgili açıklamaları gerekçe gösterilerek yargılanan İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin "suçun unsurlarının oluşmadığı" gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlarına karar verdi.

Kararın ardından açıklama yapan Kaboğlu, "Bugün ortaya çıkan bu olumlu kararın; meslektaşlarımızın, savunma hakkı öznelerinin, baroların, Türkiye Barolar Birliği'nin ve Avrupa'dan gelerek başından beri destek veren baro yöneticilerinin, yüzlerce avukatın ortak katkısıyla alındığına inanıyoruz.

Bu kararın, Türkiye'de süregelen anayasa dışı ve hukuk dışı uygulamalara son verilmesi yolunda olumlu etkiler doğuracağına dair inancımız tamdır" dedi.İstanbul Baro Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve Yönetim Kurulu'nun Suriye'nin kuzeyindeki bir operasyonla ilgili açıklamaları gerekçe gösterilerek "basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak" ve "basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" suçlamalarıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması, İstanbul 26.

Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi'ndeki 1 no'lu duruşma salonunda görülmeye devam etti.Duruşmanın dördüncü ve son gününde mahkeme heyeti, tüm sanıklar hakkında "suçun unsurlarının oluşmadığı" gerekçesiyle beraat kararı verdi.

Karar oybirliğiyle alındı.Kararın ardından açıklama yapan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, Yalova'da öldürülen avukat Zekeriya Polat'ı anarak başladı ve şöyle konuştu: "Bir seneyi aşkın süredir İstanbul Barosu Başkanı'na ve yönetim kuruluna yönelik, hukuka aykırı bir soruşturma sürecinden söz ediyorduk.

Bu süreç, en başından itibaren hukuka, Anayasa'ya ve Avukatlık Kanunu'nun avukatlara ilişkin özel soruşturma usullerine aykırı şekilde yürütüldü.

Bizler de en başından itibaren bu hukuka aykırılığa son verilmesi çağrısında bulunduk.Hatta bu soruşturmaya dayanılarak, Türkiye'de ilk kez Avukatlık Kanunu'nun 77. maddesi işletilmiş; İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinin Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla görevden alınmasına tanıklık edilmiştir.

O mahkemede de açıkça ifade etmiştik: Bu yöntem tamamen hukuka aykırıdır.

Davanın reddine karar verilmesi gerekir; aksi bir kanaat varsa dahi en azından ceza yargılaması sonucunun beklenmesi gerekmektedir.Ancak mahkemenin bir acelesi vardı.

Ne olduğunu aşağı yukarı tahmin ettiğimiz, fakat o gün açıkça ifade etmediğimiz bir aceleydi bu.

Söz konusu karar halen Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf aşamasındadır."Bir hakkın iade edilmiş olmasını sevinç çığlıklarıyla karşılayacak durumda değiliz"Aynı konuda açılan ceza davasında ise soruşturma aşamasının hukuka aykırı yürütüldüğünü, buna karşın kovuşturma aşamasının adil şekilde ilerlediğini salı günü burada yaptığım savunmada da ifade etmiştim.

Yargılamanın kovuşturma sürecinin adil işlediğini hissettik; savunma hakkının kısıtlanmaması ve duruşmada usule ilişkin güvencelerin hayata geçirilmesiyle bunu bizzat yaşadık ve gördük.Bugün verilen kararla birlikte, İstanbul Barosu Başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin barodaki görevlerinden kaynaklanan eylemlerinin herhangi bir şekilde suç teşkil etmediği mahkeme kararıyla ortaya konulmuştur.

Elbette bir hakkın iade edilmiş olmasını sevinç çığlıklarıyla karşılayacak durumda değiliz; ancak hukukun işlediğini görmek, özellikle bugünlerde, son derece kıymetlidir.İstanbul Barosu Başkanımız, Yönetim Kurulu üyeleri ve onları savunmak üzere hazır bulunan avukatlar, davanın ilk gününden itibaren bu yargılamanın siyasi bir yönü bulunduğunu bilmekle birlikte, siyasi yargılamalardan çıkışın ancak hukukun üstünlüğünün tesis edilmesiyle mümkün olacağı bilinciyle hareket etmiştir.

Yargılamanın başından sonuna kadar hukuku savunduk; Türkiye'yi bir hukuk devleti çizgisine çekmeye gayret ettik.

Yargısal süreçlerin üstünlerin hukukundan yana değil, hukukun üstünlüğünden yana işlemesi için mücadele ettik.Bugün bu mücadelenin olumlu sonuçlarından birinin hayata geçmiş olmasını memnuniyetle karşıladığımızı ifade ediyor; Türkiye'de siyasi niteliği bulunduğuna inandığımız tüm yargılamalarda da hukukun üstünlüğünün tesisi için mücadelemizi sürdüreceğimizi sizlerle bir kez daha paylaşıyorum.""Haklılığımız mahkeme heyeti tarafından tescillendi"İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ise şunları kaydetti: "Türkiye Barolar Birliği Sayın Başkanı Avukat Erinç Sağkan'ın da belirttiği üzere, bugün haklılığımız İstanbul 26.

Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla tescil edilmiş bulunmaktadır.

Öncelikle, hukuku tescil etme cesaretini gösteren ve hukuka uygun bir karar veren mahkeme başkanı ve heyetine teşekkür etmek isterim.Biz İstanbul Barosu olarak Ekim 2024'ten bugüne kadar her zaman hukuku savunduk. 'Herkes için hukuk, her zaman hukuk ve her yerde hukuk' söylemiyle yönetim anlayışımızı hayata geçirdik.

Seçilmemizin ardından izleyen haftalarda karşılaştığımız davalar zinciri ise, aslında hukuku etkili kılma çabamıza karşı verilen bir yanıt niteliğindeydi.Sayın Başkan'ın da ifade ettiği üzere, gerek hukuk davaları gerekse ceza davaları; yasalara, Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere, Anayasamıza ve hukukun genel ilkelerinden oluşan hukuk düzenimize bütünüyle aykırıydı.

Ancak biz bu süreçte daima hukuk yolundan ilerledik.

Kullandığımız tek araç hukuki araçlar oldu.

Yargı sürecine her zaman saygı duyduk, başından sonuna kadar usul gereklerine titizlikle bağlı kaldık.Ve nihayet bugün, biraz önce burada Silivri Cezaevi Duruşma Salonu'nda hukuk ortaya çıktı.

Hukukun ne olduğu, geç de olsa, kayda geçti.

Bu karar, İstanbul Barosu yöneticilerinin aklanmasından ibaret değildir.

Bu karar; Türkiye'de baroların, savunma hakkı öznelerinin hukuka dönüş, hukuku etkili kılma ve insan haklarına dayalı laik, demokratik ve sosyal hukuk devletini ilerletme yönünde verdikleri bireysel ve ortak çabaların yeni bir eşiğe taşındığının göstergesidir.

Bu yönüyle son derece önemlidir ve sevindiricidir."Bu hafta boyunca, sanık sandalyesinde otururken dahi yüzlerce evrak imzaladım"Her ne kadar bu haksız davalar nedeniyle ciddi bir mesai harcamış olsak da, İstanbul Barosu gibi devasa, dünyada eşi benzeri olmayan bir baronun yönetim görevini ve hizmetlerini hiçbir zaman aksatmadık.

Bu hafta boyunca, sanık sandalyesinde otururken dahi yüzlerce evrak imzaladım.

Bu kararlılığımız bundan sonra da daha kapsamlı bir biçimde sürecektir.Bu süreç boyunca yerel, ulusal ve uluslararası ölçekte geniş savunma halkaları oluştu; güçlü savunma bağları kuruldu.

Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devleti yolundaki geleceği açısından önemli bir umut ışığıdır.Bundan böyle İstanbul Barosu olarak; Türkiye'deki tüm barolarla, başta Türkiye Barolar Birliği olmak üzere, Avrupa barolarıyla ve uluslararası hukuk örgütleriyle dayanışmamızı sürdüreceğiz.

Sanık sandalyesinde de ifade ettiğim üzere, Avrupa baroları yabancı barolar değildir.

Onlar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde aynı anayasal değerler altında buluştuğumuz barolardır.

Çok sayıda devletin, onlarca ülkenin, yüzü aşkın devlet temsilcisinin desteği bu süreçte yanımızda olmuştur.Bugün ortaya çıkan bu olumlu kararın; meslektaşlarımızın, savunma hakkı öznelerinin, baroların, Türkiye Barolar Birliği'nin ve Avrupa'dan gelerek başından beri destek veren baro yöneticilerinin, yüzlerce avukatın ortak katkısıyla alındığına inanıyoruz.

Bu kararın, Türkiye'de süregelen anayasa dışı ve hukuk dışı uygulamalara son verilmesi yolunda olumlu etkiler doğuracağına dair inancımız tamdır."Bundan sonra da mücadelemizi hukuk çerçevesinde sürdüreceğiz"Biz savunma mesleğinin örgütleri ve mensupları olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mücadelemizi hukuk çerçevesinde sürdüreceğiz.

Barolar ve avukatlar bütün yurttaşlar için vardır; çalışmalarını bu bilinçle yürütmektedir.Bu vesileyle, bugün bizleri bu önemli karar gününde yalnız bırakmayan tüm meslektaşlarımıza, meslek örgütü temsilcilerine, yurttaşlarımıza ve barolarımıza teşekkür ediyorum.

Baro başkanlarımızın bir kısmı, Yalova'da görev başında katledilen meslektaşımız Zekeriya Polat nedeniyle orada bulunmak zorunda kalmış olsa da, dayanışmamız bölünmemiştir.

Avrupa barolarına, uluslararası avukat ve hukukçu örgütlerine de bir kez daha minnet duygularımızı ifade ediyoruz.Son olarak şunu vurgulamak isterim: Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana uluslararası kazanımlara büyük önem vermiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler sözleşmeleri ve son olarak avukatlık mesleğini korumaya yönelik Avrupa sözleşmeleri bu anlayışla imzalanmış, onaylanmış ve uygulanmıştır.

Bugün burada, bu kazanımları bizlere emanet eden büyüklerimize ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuzu yerine getirdiğimizi ifade ederek sözlerimi tamamlıyor, hepinize teşekkür ediyorum."

İlgili Sitenin Haberleri