Haber Detayı
Kadın Siyasetçilere Ayrımcı Dil Eleştirisi
CHP PM üyesi Aylin Nazlıaka, Türkiye’de bugüne kadar 29 başbakan görev yaptığını ve bunlardan yalnızca birinin kadın olduğunu belirterek, kadın siyasetçilere yönelik ayrımcı dile dikkat çekti. Nazlıaka, "Erkek liderler gaf yaptığında ‘erkek başbakandan gaf’ diye manşet atılıyor mu? Atılmıyor. Ama kadın olunca cinsiyeti özellikle vurgulanıyor. Bu dil sadece bir kişiyi değil, tüm kadın siyasetçileri hedef alıyor. Bu dil, 'kadından siyasetçi olmaz' mesajını verir. İşte tam da bu yüzden siyasette kadınların daha görünür, daha etkin ve karar alma mekanizmalarında daha güçlü olması için mücadele etmek zorundayız" dedi.
(ANKARA) - CHP PM üyesi Aylin Nazlıaka, Türkiye'de bugüne kadar 29 başbakan görev yaptığını ve bunlardan yalnızca birinin kadın olduğunu belirterek, kadın siyasetçilere yönelik ayrımcı dile dikkat çekti.
Nazlıaka, "Erkek liderler gaf yaptığında 'erkek başbakandan gaf' diye manşet atılıyor mu?
Atılmıyor.
Ama kadın olunca cinsiyeti özellikle vurgulanıyor.
Bu dil sadece bir kişiyi değil, tüm kadın siyasetçileri hedef alıyor.Bu dil, 'kadından siyasetçi olmaz' mesajını verir.
İşte tam da bu yüzden siyasette kadınların daha görünür, daha etkin ve karar alma mekanizmalarında daha güçlü olması için mücadele etmek zorundayız" dedi.
Kız Kardeşler Eğitim-Kültür ve Yardımlaşma Derneği, "Siyaset ve Kadın" konulu panel düzenledi.
Panelde konuşan CHP PM üyesi Aylin Nazlıaka, Türkiye'de kadınların siyasal ve kamusal alandaki temsilinin ciddi biçimde gerilediğini belirterek, bunun yapısal ve siyasal tercihlerden kaynaklandığını söyledi.Nazlıaka, Türkiye'nin 1935 yılında parlamentoda kadın temsil oranı açısından dünyada ikinci sırada yer aldığını hatırlatarak, "Ne oldu da biz 1935'te dünyada ikinci sıradayken bugün 126'ncı sıraya geriledik?
Ne oldu da Guatemala, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri Türkiye'nin önüne geçti?" diye konuştu.Türkiye'de kamu yönetimindeki tabloya dikkat çeken Nazlıaka, "Türkiye'de 81 il var, dolayısıyla 81 vali var.
Bunların kaçı kadın?
Sadece yüzde 3'ü.
Kadınların kamu yönetimindeki temsili neredeyse yok denecek düzeyde" dedi.Yerel yönetimlerde de benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirten Nazlıaka, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde kadın muhtar sayısının iki katına çıktığının ifade edildiğini ancak sonucun tabloyu değiştirmediğini vurgulayarak, "Türkiye'de 50 bini aşkın muhtar var ama kadın muhtar oranı hala yalnızca yüzde 3,3" ifadesini kullandı."Çocuk bakımı ebeveynlerin ortak sorumluluğudur ancak Türkiye'de bu sorumluluk giderek kadınların üzerine yıkılıyor"Kadın temsilinin görece yüksek olduğu alanlardan birinin akademi olduğunu ifade eden Nazlıaka, araştırma görevlilerinde kadın oranının yüzde 49–51 bandında seyrettiğini ancak unvan yükseldikçe bu oranın hızla düştüğünü söyledi.
Nazlıaka, "Dekanlarda bu oran yüzde 9'a, vakıf üniversiteleri dahil rektörlerde ise yüzde 6'ya kadar geriliyor.
Peki kadınlar araştırma görevlisi, doçent, profesör olabiliyor da neden dekan ya da rektör olamıyor?" dedi.Bu durumun "cam tavan sendromu" ile açıklanabileceğini belirten Nazlıaka, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kadınlara yüklenen geleneksel roller bir süre sonra kadının kendi kendini sınırlamasına yol açıyor. 'Rektör olursam ailemi ihmal eder miyim, çocuklarıma yeterince vakit ayıramaz mıyım, evde yaşlı varsa bakımını aksatır mıyım?' kaygısıyla kadınlar geri çekiliyor.
Siyaset yapmak için iki temel şey gerekir: zaman ve para.
Siyaset zaman işidir.
Şimdi bir kadının hayatına bakalım.
Çocuk bakımı kimin üzerinde?
Yaşlı bakımı kimin üzerinde?
Engelli birey varsa sorumluluk kimin üzerinde?
Ev içi işler kimin omzunda?
Kadının."Kadınlara sadece anneliği layık gören bu yaklaşımı kabul etmiyoruz"O halde ne yapmamız gerekiyor?
Bakım hizmetlerini kamusal alana taşımamız gerekiyor.
Ev içi rol dağılımını eşitlikçi biçimde yeniden düzenlememiz gerekiyor.
Çocuk bakımı ebeveynlerin ortak sorumluluğudur.
Ancak Türkiye'de bu sorumluluk giderek kadınların üzerine yıkılıyor.
Hatta bir bakanın 'annelik en büyük kariyerdir' dediğini hatırlıyoruz.
Oysa aynı bakan kendi kızının hekim olmasını destekliyor.
Kadınlara sadece anneliği layık gören bu yaklaşımı kabul etmiyoruz.Bugün parlamentoda kadın temsil oranı yüzde 19,8.
Oysa demokrasinin olmazsa olmazı katılımcılıktır.
Toplumun yarısını dışlayan bir sistem demokrasi olamaz.
Yüzde 33 kritik bir eşiktir; bunun altı temsil edilememe halidir.
Biz yüzde 33'ü bile yetersiz görüyoruz.
Partimizde daha önce yüzde 33 olan cinsiyet kotasını, son tüzük değişikliğiyle aşamalı olarak yüzde 50'ye çıkardık.
İl ve ilçe örgütlerinden parti meclisine kadar tüm karar mekanizmalarında bunu hayata geçirdik."Parlamentoda görev alan kadın milletvekillerinin ve eşitlikçi erkek milletvekillerinin tutumu da son derece önemli"Ama mesele sadece oran meselesi değil.
Parlamentoda görev alan kadın milletvekillerinin ve eşitlikçi erkek milletvekillerinin tutumu da son derece önemli.
Bugün Meclis konuşmalarına bakın: Kaç kez eşitlik deniyor?
Kaç kez kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği savunuluyor?
Biz gerçekten kadınların hakkını savunan, samimi parlamenterlere ihtiyaç duyuyoruz.Bugüne kadar Türkiye'de 29 başbakan görev yaptı.
Kaç tanesi kadındı?
Sadece biri.
Kendisiyle siyaseten çok farklı yerde olabilirim ama bir konuda hakkını teslim etmek gerekir.
Erkek liderler gaf yaptığında 'erkek başbakandan gaf' diye manşet atılıyor mu?
Atılmıyor.
Ama kadın olunca cinsiyeti özellikle vurgulanıyor.
Bu, sadece bir kişiyi değil, tüm kadın siyasetçileri hedef alan bir dildir.
Bu dil, 'kadından siyasetçi olmaz' mesajını verir.
İşte tam da bu yüzden siyasette kadınların daha görünür, daha etkin ve karar alma mekanizmalarında daha güçlü olması için mücadele etmek zorundayız."