Haber Detayı

Bu oyunlar bir başka...
Kelebek hurriyet.com.tr
10/01/2026 07:00 (17 saat önce)

Bu oyunlar bir başka...

İstanbul tiyatro seyircisi bu sezon alışılmışın dışında iki oyunla buluşuyor. Bir yanda yönetmensiz, provasız ‘Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan’, diğer yanda VR gözlükleriyle izlenebilen ‘35 Mayıs’... Yapımcı Nisan Ceren Özerten ‘Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan’a dair merak ettiklerimizi yanıtladı. ‘35 Mayıs’ı da gittik, gördük, yerinde deneyimledik.

İranlı yazar Nassim Soleimanpour’un ülkesinde seyahat yasağı altındayken ‘bir oyun yazayım ve dünyayı dolaşsın’ fikriyle kurguladığı, 30 farklı ülkede, 3 binden fazla kez sahnelenmiş ve 15 yıldır gizemini korumayı başarmış ‘Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan’ oyunu Türkiye’ye geliyor.

Oyunun bir yönetmeni yok.

Aynı şekilde oyuncuların prova yapma imkânı da yok çünkü oyun metnini ilk kez sahnede, seyircilerle birlikte, kendilerine teslim edilen bir zarf vesilesiyle öğreniyorlar.

Gizlilik esas, orada olan orada kalıyor.

Demet Akbağ, Uraz Kaygılaroğlu, Şebnem Bozoklu, Onur Ünsal, Funda Eryiğit, Erkan Kolçak Köstendil, Sezin Akbaşoğulları’nın performanslarını izlemek isterseniz elinizi çabuk tutun.

Zira her oyuncu sahneye bir kez çıkacak.

Yapımcı Nisan Ceren Özerten ‘Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan’ı anlattı.- ‘Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan’ nasıl bir oyun?Nassim Soleimanpour’un 2010 yılında yazdığı, 2011’de Edinburgh Fringe Festival’da prömiyer yapan, tek kişilik, bir kereye mahsus, provasız ve yönetmensiz bir oyun.

Gittiği her ülkede farklı jenerasyonlardan, tanınmış oyuncular tarafından sahnelendi.

Oyuncu hiçbir hazırlık yapmadan, oyun günü tiyatroya geliyor.

Sahneye çıktığı an kapalı bir zarf içinde metni alıyor, açıyor ve okumaya başlıyor.

Her seferinde farklı bir oyuncu ve farklı izleyici olduğu için her defasında biricik bir deneyim yaşanıyor.- Bu oyun klasik tiyatro deneyimlerinden epey farklı...Klasik bir tiyatro oyunu her zaman bir deneyim olmak zorunda değil.

Tiyatronun doğası ve tekniği gereği metinle çalışma, dramaturji çalışması, okuma provasıyla masa başında başlar ve prova süreciyle devam eder.

Oyun prömiyerini yaptıktan sonra da oynandıkça oturur.

Her akşam aslında aynı oyun oynanır gibi görünse de her akşam başka oyun oynanır.

Bu bir deneyim mi?

Bence değil.

Kendine özgü, başka bir sahneleme biçimi.- Bu oyunu Türkiye’ye getirme fikri nasıl çıktı?Değişik şeyler yapma arzusu bende hep var.

Ancak sadece farklı olsun diye üretilen projeler her zaman iyi olmuyor.

Bu oyunda beni en çok etkileyen şey formülün gerçekten işlemesi ve 15 yıldır farklı ülkelerde izleyiciye biricik bir deneyim yaşatması.

Oyuncuların, ekibin ve herkesin ortak bir bilinmezliğin içinde, heyecan ve kaygıyla projeye dahil olması benim için çok kıymetli.

Soleimanpour bu metni yazdığında ülkesinde seyahat yasağı altındaydı, İran’dan çıkamıyordu. “Bir şey yazayım ve bütün dünyaya ulaşsın” diyerek yola çıktı.

Hiçbir yere ulaşmayabilirdi ama 3 bin kez sahnelendi.- Buradaki süreç nasıl ilerledi?Ağustos’ta hazırlıklara başladık.

Bir-iki ay içinde oyuncu kadromuzun büyük bölümünü belirledik.

Hâlâ beklediğimiz oyuncular var ve son 10 oyuncu duruma göre şekillenecek.- Oyuncular nasıl seçildi?Seçmek demek doğru olmaz, biz hayal ettik.

Ekipçe oturup uzun listeler yaptık.

Teklif götürmek istediğimiz isimleri belirledik.

Yaklaşık 50 oyuncuyla bire bir görüştüm.

Projeyi anlattım.

Daha önce çalıştığımız, çalışmayı hayal ettiğimiz pek çok oyuncu dahil olmak istedi.- Kabul etmeyenler oldu mu?Program çakışmaları ya da bilinmezlik hissi bazı oyuncuları doğal olarak tedirgin etti.

Kimi oyuncular prova ve hazırlık sürecine daha çok ihtiyaç duyuyor.

Ama büyük oranda kabul edildiğini söyleyebilirim.- Oyunun tamamında gizlilik çok önemli.

Birçok ülkede sahnelenmesine rağmen içeriğe dair bir bilgiye sahip değiliz.

Buna zarar gelmesi ihtimali sizi endişelendiriyor mu?Açıkçası biraz endişelendiriyor.

Seyirciden korkmak değil ama sosyal medya çağında birinin görüntü almaya çalışması ya da “Ben oradaydım” demek için bir şey paylaşması ihtimali var.

Bunca yıldır gizemini koruyan bir oyunun İstanbul’da zarar görmesini istemem.- Ne gibi önlemler almayı düşünüyorsunuz?

Oyun sırasında telefonların kapatılmasını isteyeceğiz ve görevli arkadaşlarımız da kontrol edecek.

Sosyal medya yorumlarını kapatacağız.

İlk haftadan sonra deneyimlere göre gerekirse uygulamaları yeniden değerlendirmeyi düşünebiliriz.- Türkiye’de bu tür deneysel işlerin temsili yeterli mi sizce?Deneysel tiyatro Türkiye’de ne üreticiler ne de izleyiciler açısından çok güçlü bir ilgi alanı değil.

Yurtdışında yalnızca bu alana odaklanan tiyatro toplulukları var.

Yıllarca hazırlanarak inanılmaz bir rejiyle kurgulanmış deneyimler yaşatıyorlar.

Türkiye’de denemelerin olması çok kıymetli ama dünyada bu işler başka bir ligde.- Oyunu sonraki yıllarda farklı oyuncularla izleme ihtimalimiz var mı?60 gösterim hakkımız var ama ben 40’ta kalmasını istedim; büyüsünün bozulmaması için.

İlgi çok büyük, belki 10-20 oyun daha eklenebilir ama buna daha sonra bakacağız.

Aynı ülkede aynı dilde bir kez daha oynanmıyor, en azından şimdilik.OYUNCUYLA KAFA KAFAYA GELECEKMİŞİZ GİBİ...‘Güzel Şeyler Bizim Tarafta’, ‘Dünyada Karşılaşmış Gibi’, ‘Babamın Cesetleri’ gibi çok beğenilen oyunlarıyla bildiğimiz tiyatro, film ve yayıncılık alanlarında üretim yapan  KREK yeni bir oluşumla izleyici karşısında: KREK VR.

Bu oluşumun ilk ürünü ‘35 Mayıs’.

İzleyicinin sanal gerçeklik gözlüğüyle (VR gözlüğü) izlediği, önceden oynanıp kaydedilmiş gösteriyi Berkun Oya yazıp yönetti.

Oya aynı zamanda oyuncu kadrosunda da var.

Gösteride ayrıca Asiye Dinçsoy, Cihat Süvarioğlu, Çağlar Çorumlu, Erdem Şenocak, Fatih Artman, Gönül Gezer ve Nebi Tolga Yılmaz oynuyor.‘35 Mayıs’ izleyiciyi hikâyeye alışılmadık bir yöntemle dahil ediyor.

Sanal gerçeklik gözlükleriyle 180 derece izleme deneyimi sunuyor.

Başlar başlamaz seyircinin büyük ilgisiyle karşılaşan oyunu görmek için biz de bir gösterime katıldık.

Paribu Art’ın ev sahipliğinde gerçekleşen gösterimler için mekânda ayrı bir alan oluşturulmuş.

Küçük bir odada yan yana dizilmiş 8 sandalye var.

Sandalyelerin üstünde VR gözlükleri ve kulaklıklar duruyor.

Hijyen için VR gözlüğünün altına bir maske takmanız isteniyor.

Eşyanızı koyabileceğiniz dolaplar var.

Sonra VR gözlüğünü ve kulaklığı takıyorsunuz, bunlar için size görevliler yardımcı oluyor.Berkun Oya’nın incelikle kurguladığı iki farklı oyun izliyoruz, toplamda 30 dakikalık bir gösteri bu.

İlk bölümde yapay zekâ destekli bir ürünün bakanlara tanıtılmadan önce toplantı odasında yaşananları izliyoruz.

İkinci bölümdeyse bir parktayız.

İnsanların yapay zekâ teknolojilerine nasıl tepki verdiklerini, yapay zekânın ne kadar ileri gidebileceğini ve bir ailenin içişlerine ne kadar karışabileceğini görüyoruz.‘35 Mayıs’ı  izlerken bazı yerlerde yaklaşan oyuncuyla kafa kafaya gelecekmişiz gibi hissedip kendimi geri çektim.

Tüm olaylar 2 metre uzağımda gerçekleşiyor da ben de sessizce tanıklık ediyorum gibi hissettim.

Hayatına alışılmadık bir oyun deneyimi katmak isteyenler kaçırmasın.

İlgili Sitenin Haberleri