Haber Detayı

Milli kaynaklarla dijital kuşatma! 1 yılda 158 milyar TL indirdiler, uzmanlar uyardı: Veriler sızdırılıyor
Gündem gazetevatan.com
10/01/2026 11:46 (15 saat önce)

Milli kaynaklarla dijital kuşatma! 1 yılda 158 milyar TL indirdiler, uzmanlar uyardı: Veriler sızdırılıyor

Yabancı dijital medya platformlarının reklam, veri ve algoritma gücüyle Türkiye’de adeta bir “dijital işgal” kurduğu artık net olarak görülüyor... 2024’te yalnızca reklam gelirleri üzerinden yaklaşık 158 milyar TL’nin Google, Meta, YouTube, TikTok ve benzeri platformlara aktarılmasıyla yerli medya büyük darbe alırken, uzmanlar bu yapının ekonomik kaybın ötesinde milli güvenlik tehdidine dönüştüğünü vurguluyor.

Yabancı dijital medya platformlarının yalnızca iletişim ve reklam mecrası olmaktan çıkarak Türkiye'nin ekonomik yapısını, toplumsal huzurunu ve milli güvenliğini hedef alan stratejik aktörlere dönüştü.

İLGİLİ HABER Van'da bu yıl ilk kez oldu!

Sabah pencereyi açınca gözlerine inanamadı KENDİ KAYNAKLARIMIZLA KUŞATILIYORUZ!Milyarlarca liralık reklam gelirini kontrol eden bu platformların, topladıkları büyük veri üzerinden algı operasyonları yürüttüğü, yerli medyayı zayıflattığı ve Türkiye aleyhine yürütülen küresel manipülasyonlarda kritik rol oynadığı vurgulanırken, uzmanlar dijital egemenlik sağlanmaması halinde ülkenin kendi kaynaklarıyla kendi kuşatmasını finanse eder hale geldiğine dikkat çekiyor.Google, Instagram, WhatsApp, YouTube, Facebook, TikTok ve X gibi platformlara, 2024 yılında Türkiye'den reklam aracılığıyla milyarlarca para aktarıldı.Bu durum bir yandan ulusal ve yerel medyayı zarara uğratırken diğer taraftan uzmanlar, dijital medya platformlarının 'milli güvenlik sorunu' olduğunu vurguluyor.

Bu platformlar, küresel düzeyde Türkiye aleyhine yürütülen faaliyetlerde de başrolü oynuyor.

Ayrıca Türkiye'de yayın yapan medya kuruluşları RTÜK tarafından denetlemeye tabi tutulurken, dijital medya platformları tabiri caizse istedikleri gibi at koşturuyor, dezenformasyonun yayılmasına ve kaos ortamının zemininin oluşturulmasına destek veriyor.VERİLER SIZDIRILIYOR'Big data'da kayıtlı bulunan milyonlarca insana ait en detaylı veriler, yabancı dijital platformları elinde tutan kişi ve kuruluşlar tarafından siyasi ve istihbari amaçlar doğrultusunda kullanılıyor.

Sabah'tan Yusuf Özdemir ve Semih Kara'nın haberine göre bu verilerle, seçimlerde manipülasyon, siyasi haberlerde algı yönetimi, afetlerde dezenformasyon yapılıyor.Kişilerden elde edilen bilgilerle, kişinin tercihleri analiz edilerek ona özel siyasi ve gündeme ilişkin bilgiler ön plana çıkarılarak tercihlere doğrudan yön verilmesi hedefleniyor.

Platformlar, Türkiye aleyhine yürütülen tüm dış destekli operasyon ve manipülasyonlarda başrolü oynarken, yabancı istihbarat servisleri bu bilgileri 'toplumsal haritalandırma' çalışmalarıyla Türkiye'de kaosu körüklemek için kullanıyor.REKLAM GELİRLERİ 158 MİLYAR TL'YE ÇIKTITürkiye'de reklam harcamalarında yerel basının payı 2014'te yüzde 80 iken, bu oran 2019 yılında yüzde 52'ye ve 2024 yılında yüzde 26'ya düştü.2014 yılında bu oranın yüzde 20'sine sahip olan yabancı dijital platformlar, 2019'da yüzde 48, 2024'te ise yüzde 74 seviyelerine ulaştı. 2024'te yabancı medya platformlarının sadece Türkiye pazarından kazandığı para yaklaşık olarak 158 milyar lira oldu.BİZ FİNANSE EDİYORUZDünya genelinde birçok ülke bu tehlikeye karşı tedbir alırken uzmanlar tehlikenin büyüklüğünü ve Türkiye'de devlet, kurumlar ve bireyler düzeyinde alınması gereken tedbirleri anlattı.Kastamonu Üniversitesi Yapay Zekâ Çalışmaları Koordinatörü Prof.

Dr.

Tunay Kamer, yabancı platformların Türkiye'de kazandıkları reklam gelirleriyle yine Türkiye'ye karşı algı operasyonları yürüttüğünü belirtti.

Kamer, Bu durum sadece ekonomik bir kayıp değil, kendi kuşatmamızı kendi kaynaklarımızla finanse etmemiz anlamına geliyor.

Denetimsiz bırakılan her algoritma, kimlik kontrolü yapılmamış bir istihbarat elemanı potansiyeli taşır.

Güvenlik artık sınır kapılarında değil, sanal dünyada başlıyor.

Verilerimizi korumak, algılarımızı yönetmek ve dijital kimliğimizi güvence altına almak milli güvenliğin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir dedi.Kamer, çözümün 'dijital egemenlik' olduğunu vurgulayarak, yerli ve milli büyük dil modellerinin geliştirilmesinin bir tercih değil, milli zorunluluk olduğunu kaydetti.

Kamer, risk yönetimi ve siber dayanıklılık odaklı bir yaklaşımın şart olduğunu vurguladı.

Kamer, bu kapsamda devlet, kurumlar ve bireyler düzeyinde eşzamanlı ve tamamlayıcı sorumluluklar bulunduğuna da dikkat çekti:Devletin, yabancı dijital platformlardan Türkiye'ye özel risk değerlendirme raporları ve şeffaflık taahhütleri talep etmesi gerekiyor.

Kurumların, kriz dönemlerinde 7/24 esasına göre çalışacak hızlı müdahale ve doğrulama protokollerini devreye almalı.

Bu afet, seçim ve toplumsal hassasiyet dönemlerinde bilgi kirliliğini önemli ölçüde azaltacaktır.

Vatandaşlar da dijital içerikleri sorgulamadan paylaşmak yerine kaynağını araştıran ve resmi kanalları teyit mekanizması olarak kullanan bir bilinçle hareket etmesi gerekiyor.KÜLTÜREL EROZYONMarmara Üniversitesi Kişilerarası İletişim Anabilim Dalı Başkanı Prof.

Dr.

Serhat Ulağlı ise dijital platformların toplumsal yapı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Endüstri 5.0 süreciyle birlikte bireyin giderek yalnızlaştığını ve kendi ürettiğinin tutsağı haline geldiğini belirten Ulağlı, Denetlenmeyen dijital içerikler, örtük mesajlar ve eşik altı manipülasyonlar toplumsal yapıyı zedeliyor, kurumlara olan güveni sarsıyor dedi.Türk-İslam toplum yapısına uygun olmayan içeriklerin kültürel bir çöküşe neden olduğunu vurgulayan Ulağlı, özellikle gençlerin bu platformlar üzerinden rol modeller aracılığıyla manipüle edildiğini, sivil itaatsizlik ve kaotik eylemlere yönlendirildiğini ifade etti.

Ulağlı, dijital mecraların denetlenmesinin milli güvenlik meselesi olduğunu söyledi.Sabah Yazarı Okan Müderissoğlu da meseleyi köşesine taşıdı.

Müderrisioğlu yabancı dijital platformların reklâm-veri-algoritma üçgeniyle yerli ve milli medyayı sömürdüğünü vurgulayarak, Türkiye'de üretilen içerik ve kullanıcı verileri üzerinden devasa kârlar elde edildiğine dikkat çekti.Müderrisioğlu, reklam gelirlerinin büyük bölümünün yurt dışına aktarıldığını, şeffaf olmayan algoritmalarla hangi içeriğin görünür olacağının belirlendiğini ve yerli medyanın sistematik biçimde zayıflatıldığını ifade etti.

Bu yapının yalnızca ekonomik değil, sosyo-politik sonuçlar doğuran bir milli güvenlik sorununa dönüştüğünü belirten Müderrisioğlu, yerli medya için telif ve reklam payı düzenlemesi çağrısı yaptı.Müderissoğlu şu ifadeleri kullandı:Bu yazının konusunu baştan söyleyeyim...

Dijital sömürü ve kuralsızlığı!Dijitalleşme elbette çağımızın gerçekliği ve bizler de bunun farkındayız.

Çağımızın gerçekliğini, gelecek öngörüsüyle birleştirmek için bir hayli kafa yoruyoruz.

Meselemizin özünü, Yerli ve milli medyanın sürdürülebilirliği oluşturuyor.

Elbette görüşlerimiz farklı farklı.

Yeri geldiğinde karşılıklı atışıyoruz da.

Ama -istisnalar hariç- her birimiz kendi fikrî penceremizden bu ülkenin iyiliği ve güzelliği için gayret gösteriyoruz.Peki ya reklâm-veri-algoritma üçlüsü ile çalışan, yabancı menşeli dijital platformlar öyle mi?

Daha açık anlatmaya çalışayım.Google, Meta (Facebook/ Instagram), YouTube, TikTok gibi şirketler klasik anlamda medya kuruluşu değiller.

Bunlar, genellikle içerik üretmiyor fakat reklâm alanı satıyorlar.

Asıl ekonomik değeri ise maalesef- at oynattıkları- ülkelerde kullanıcı verisi üzerinden sağlıyorlar.

Böylece, yerli ve milli medya varlıklarının aleyhine olan bir işleyişi dayatabiliyorlar.Reklâm pastası ve dağılımı buna iyi bir örnek teşkil ediyor.

Neden?

Çünkü...

Reklâm; Türk kullanıcıya gösteriliyor, Türkiye'de tüketiliyor...

Gel gör ki reklâm bedelinin büyük kısmı, malûm platformların Türkiye temsilciliği aracılığıyla veya doğrudan yurt dışı merkezine (İrlanda, Hollanda, ABD gibi) aktarılıyor.

Özetle...

Asıl kâr Türkiye'de değil, merkez ülkedeki şirketin bilançosuna yazılıyor.Problem, bir sonraki aşamada iyice karmaşıklaşıyor, sosyo-politik kurgulara kadar varıyor.

Zira, Türk vatandaşlarının; ilgi alanları, davranışları, siyasi-kültürel kodları, tüketim tercihleri, bulunduğu lokasyonlar, zaman verileri bile yabancı dijital platformlarca toplanıp ve işlenebiliyor!Sonra iş, yeniden oluşan ekonomik değerde düğümleniyor.

Ne mi oluyor?Daha pahalı reklâm satışı, algoritmalarla hedefleme, yapay zekâ eğitimi ve küresel büyük veri havuzu için kullanışlı malzeme geliştirilmesi!Yabancı platformlar; yerli medyanın ürettiği haberleri, videoları, içerikleri arama sonuçlarında, akışlarda, öneri sistemlerinde dilediği gibi kullanabiliyor.

Buna karşın içerik üreticisine reklâm gelirinden pay vermeye yanaşmıyor!Özel geliştirilen ve şeffaf olmayan kapalı devre algoritmalar...Kimin görüleceğine, hangi içeriğin bastırılacağına, hangi reklâmın pahalı olacağına nihai kararı veriyor.Sonuç...

Yerli medya içerik üretir.

Yabancı platform dağıtır ve parayı kazanır!

İlgili Sitenin Haberleri