Haber Detayı
İstanbul Tiyatrosu'ndan zamansız eleştiri: Sahte sofulara ayna tutmak
Metin Boran yazdı...
Geçtiğimiz sezon kurulan İstanbul Tiyatrosu başlangıç oyunu olarak klasik komedyanın ilk örneklerinden olan Moliere’in “Le Tartüf’nü sahnelemeye devam ediyor.
Ataşehir’de kendi salonlarında çalışmalarını sürdüren topluluk aynı zamanda Kaan Baygın’ın bireyin iletişimsizliğini ve çevresine yabancılaşmasını konu edinen “Odadaki Fili Kimse Konuşmuyor” adlı komedisini de seyirciyle buluşturuyor.
Topluluğun her iki oyununu da genç yönetmen Batuhan Baygın sahneye taşıyor.Moliere’in Tartüf’ü dünya tiyatrolarında en çok sahnelenen komedi olarak biliniyor.
Ülkemizde de hem Devlet Tiyatroları, Şehir Tiyatroları ve özel tiyatrolarda defalarca sahnelenen oyun, içeriği ve biçimsel özelliği ile tüm zamanların oyunu olarak sahnelenmeyi hak eden bir oyun.
Bir dönem Nazım Hikmet’in de ülkemize ve kendi toplumsal gerçekliğimize uyarladığı Tartüf’te sahte ve uyanık bir sofunun akıl almaz düzenbazlığı ile ortaya çıkan inanç ve duygu sömürüsü, aşk ve entrika ile kurgulanarak sahneye taşınıyor.Orhan Veli’nin yalın ve anlaşılır bir dille çevirdiği bu beş perdelik oyunun İstanbul Tiyatrosu yorumunda, metnin özü ve kurgusal özelliği korunarak kısaltılmış ve iki perdelik somut bir anlatıya dönüştürülmüş.
Oyunun konusu kısaca şöyle; Varlıklı ve inanç sahibi bir aile büyüğü olan Orgon kilisede tanıştığı sahte sofu Tartüf’ü evine davet eder.
Tartüf söylemi ve davranışlarıyla ev ortamında foyası ortaya çıkmadan bir zaman idare eder ve bu sürede Orgon’nun kendisine güveni daha da pekişir.
Bu sürede Orgon evin idaresini de kendisine bırakır.
Bu arada genç Valeriy ile sevgili olan kızını da Tartüf’le evlendirmek ister.Ancak bu istek Orgon’un karısı ve kızı tarafından reddedilir.
Orgon’un karısı ve kızı Tartüf’ün aslında kötü niyetli ve sahtekar bir yapıya sahip olduğunu Orgon’a bir türlü anlatamazlar.
Ve sonunda onu oyuna getirirler ve karakterini ortaya koyarlar.
Böylece saf ve budala Orgon tanık olduğu durumlar karşısında şaşkınlığını gizleyemez.
Pişmandır ancak iş işten geçmiştir.Oyundaki durumları, entrika ve düzenbazlıkları, budalalığa varan saflığı, aşk ve duygusal gelgitleri yansılayan oyuncular abartıya kaçmadan ölçülü ve özenli bir anlatımla seyirci karşısına çıkıyorlar.Oyunda görev alan Barış Divan, Mehmet Telek, Melda Üresin, Jale Güney Sun, Soner Barım, Berra Barım, İshak Burak Ocak, Nedim Aykutalp, Gülşen Ordu ve Serkan Koyuncu sesleri, tavırları ve duygu bütünlüğü ile mütevazı bir oyunculuk örneği ile anlatımın öznesi oluyorlar.
Oyuncular metnin komik durumlarını yansılarken aynı zamanda toplumsal hayatımızdan siyasal ve kültürel alanın mizahını da dahil ederek yerel vurgularla güncel bir oyun ortaya koyuyorlar.Moliere’in yüzyıllar önce (1660) yazdığı Tartüf konusu, kişileri ve olay örgüsü bakımından hala güncelliğini koruyor.
Bugün ülkemizde sahte sofular, bağnazlar, uyanık düzenbazlar, din ve inanç taciri softalarla dolu ortalık.
Siyasette, kültürde sanatta ve dahası spor camiasında bu tipleri görmek mümkün.
Yanı sıra bu uyanıklara inanan, iyi niyetli, inanç sahibi insanlar da yanı başımızda varlar ve çoğu durumun farkında olmadan yaşıyorlar.İstanbul Tiyatrosu’nun sahne yorumunda sahte sofunun şaşırtıcı uyanıklığına eleştiri yöneltilirken aynı zamanda budalılığa varan iyi niyetli inanç sahiplerine de bir uyarı niteliğinde bir yorum olmuş Tartüf oyunu.İstanbul Tiyatrosu yeni kurulan bir topluluk.
Sahnelediği her iki oyun da toplumsal hayatımızın aksayan yönlerini mizahın ve eleştirinin diliyle sahneye taşıyor.
Topluluk bir tarz olarak sahneledikleri oyunlarla tarihten bugüne tiyatronun toplumsal ve sanatsal işlevine uyumlu bir tiyatro pratiği ile seyirciyi güldürürken düşündürme misyonunu üstlenmişler ve bu minvalde üretmeye devam ediyorlar.
Emeği geçenlere teşekkürler.Odatv.com