Haber Detayı

NATO’suz dünyaya hazır mısınız
Yazarlar hurriyet.com.tr
11/01/2026 06:36 (9 saat önce)

NATO’suz dünyaya hazır mısınız

NE Grönland hevesi ne de Grönland’ı bildiğin para verip satın alma fikri Trump’a özgü...

“Deli bu sarı” falan diyerek fazla yükleniyorsunuz bazen adamcağıza.1946’ya gidelim...Zamanın ABD Başkanı Harry S.

Truman, Washington’a gelen Danimarka Dışişleri Bakanı Gustav Rasmussen’in önüne teklifi koyduğunda Rasmussen neye uğradığını şaşırmıştı.Dünya harbinden yeni çıkılmıştı.

Nazilerden kurtulmuş, sırtını güvenlik için Amerika’nın sıcak göğsüne yaslamış Danimarkalılar şoke olmuştu.Truman’ın teklifi 100 milyon dolar değerinde altındı.Güçsüz ama gururlu Rasmussen, Amerikalılara dönüp şöyle demişti... “Amerika’ya çok şey borçluyuz ama Grönland adasının tamamı kadar borçlu değiliz.”Fena laf...*Laf fena olmasına fena da üzerinden 80 yıl geçmiş aynı tas aynı hamam.Danimarka, ABD’ye göre yine aşırı güçsüz.

Ordusunda toplasan 16 bin asker var.

Amerika’ya karşı kılını kıpırdatacak hali yok.Aslında Danimarka’nın ne Amerika’ya kafa tutmak için ne de bir savaş kazanmak için 80 yıldır çabalamasına gerek de yoktu.Öyle ya...

NATO, ABD tarafından tam olarak bunun için kurulmuştu.Danimarka gibi çelimsiz ülkelerin Amerika’dan korkmasına gerek yoktu ki.

Aksine...

Amerika ile müttefik oldukları için hasımların Danimarka’dan korkması gerekiyordu.*İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer de tarihin kırıldığı nokta da tam burası.Yani... 1945 sonrası ABD’nin kendi elleriyle kurduğu düzenin, NATO’nun, BM’nin, tüm kurul, kuruluşlar, uluslararası hukuk ve düzenin “sil baştan” yapıldığı bir dönemdeyiz artık.Trump tehdit ettikçe Danimarkalı Başbakan Frederiksen “NATO’nun sonu olur.

Parçalanır.

Dağılır!” gibi çıkışlar yapıyor.Trump’ın da şu cevaplarına acı bir tebessümle katılmamak mümkün değil... “NATO zaten benim kardeşim.

Ben yoksam NATO da yok.”Adam haklı...*Yeni çağda ABD için, ya da yeni deyimiyle Donroe Doktrini’ne göre, “sen yat, ben korurum” dönemi kapandı.Koruma mı istiyorsun?

Benim hasımlarım için stratejik bir yerde mi konumlanmış haldesin?“O zaman senin toprağın, benim toprağım.”*Trump cuma günü artık bu işi yarı resmileştirdi.- “İsteseler de istemeseler de Grönland’ı alacağız.”- “Ya güzellikle alırız ya da zor yoldan.”- “Grönland bize lazım.

Biz almazsak Rusya ve Çin alacak.”Bu kadar basit yani.Bundan sonra Grönland’ın ABD saflarına katılması bir “acaba” meselesinden çıkıp “ne zaman” meselesine dönmüştür.*Türk Milleti, “Başın düşerse dara, NATO’yu ara” mantığının hiç de öyle gerçekçi olmadığını acı tecrübelerle öğrendi.Kendini savunmanın, kendi ayakları üzerinde durmanın adımlarını hızlıca atmaya çalışıyor.Bu noktada ABD yarın Grönland’a bayrak dikerse NATO’suz bir hayata hazır olmayan Avrupalılar düşünmeli.Çünkü biz bir süredir NATO yarın olmasa bile nasıl bir sabaha uyanacağımızı iyi biliyoruz.Avrupalılar...

Peki ya siz?

GANİMET AKBABALARIBU fotoğrafa iyi bakın...Çünkü o odada tarih yazıldı.Odanın ortasında Trump.

Daha 6 gün önce Venezuela’nın Devlet Başkanı Maduro’yu ve eşini yataklarından aldıran Trump.Etrafındakilerse dünyanın en büyük petrol şirketleri.*Ne mi konuşuyorlar?Tabii ki de Venezuela’nın petrollerini.Nasıl paylaşacaklarını, nasıl üşüşeceklerini, nasıl bir ülkenin yeraltı zenginliklerini mideye afiyetle indireceklerini.Bunlar akbaba...

Hem de en baba akbabalar.*Tarihte bir kırılmadır bu fotoğraf.ABD daha önce petrole çökmedi mi?

Çöktü.Birçok yere “demokrasi” götürülmedi mi?

Götürüldü.Ama artık her şey gözünüzün önünde.İyi bakın...

Egemenliğiniz elden gittiği vakit ülkenizin, zenginliğinizin, çocuklarınızın geleceğinin başına gelecek şey tam olarak budur.ASLA İNANMIYORLARÖYLE bir kesim var ki...- Trump bas bas bağırıyor “Venezuela’yı ben yönetiyorum” diye...“Hayır hayır...

Rodriguez yönetiyor” diyorlar.- Trump bas bas bağırıyor “Yeni başkan bir dediğimizi iki etmiyor” diye...“Hayır hayır...

Maduro kaçırılsa da rejim sapasağlam ABD’ye direniyor” diyorlar.Ne diyeyim...

Herkes istediğine inansın.Bu sırada:- Venezuela’nın 4 milyar dolarlık petrolü ABD yolunda.- Trump, Venezuela petrollerine çökecek Amerikalı enerji şirketleriyle zirve yapıyor.- Yeni rejime “müttefik” deniyor.Hayır hayır...

Rejim hâlâ yerinde!

Maduro’nun intikamını alacaklar, tamam mı?YAZIK, YAZIK, YAZIK...Minneapolis şehrinde 37 yaşında beyaz Amerikalı bir anne, yakın mesafeden üç kurşunla öldürüldü.

En az biri tam kafasından.3’üncü sayfa haberi gibi değil mi?Ama öldüren devletin bir memuru.

Hem de polis de değil.

Göçmenlik ajanı.

ICE deniyor burada bunlara.*Bu köşenin müdavimleri çok iyi bilir...Tam 1 yıldır Trump’ın göçmen politikasının ne tür dramlara yol açtığını defalarca yazdım.Bu işin buralara geleceği çok belliydi.*Olayın görüntüleri ülkeyi bir anda tam ortadan ikiye böldü.Kadın arabasıyla memuru ezmeye mi çalışıyordu?

Memurun silahı meşru müdafaa için mi ateşlenmişti?Yoksa düpedüz gündüz gözüne bir cinayet mi işlenmişti?*Hükümet daha olayın gerçekleşmesinden bir saat sonra kadını “terörist” ilan etti.Trump, kadının “radikal sol örgüt üyesi” duyuruverdi.Kanıt?

Henüz yok.Öldüren memur?

O ise “kahramandı.”*Benim tahammül sınırlarımı zorlayan şey ise bir sürü yetişkin insanın olay olduğu gibi bir annenin öldürülmesini savunabilmesi oldu.Sırf siyasi görüşten ötürü.

Sırf hükümette kendi partileri var diye.*Geçen gün memurun cep telefonu görüntüsü sızdırıldı.Vurduğu gibi bir de küfür ediyordu...Bu nasıl bir nefret?

Bu nasıl devlet memuru?

Bu nasıl vicdan?*Öldürülen kadının torpido gözünden fırlayan peluş oyuncaklar, yetim kalan 6 yaşında bir çocuk ve vicdanını kaybetmiş bir toplum...Yazık...

Yazık...

Yazık...

İlgili Sitenin Haberleri