Haber Detayı

Beş taş pırlanta olsa onun yerini tutmuyor
Kelebek hurriyet.com.tr
11/01/2026 07:00 (10 saat önce)

Beş taş pırlanta olsa onun yerini tutmuyor

7-14 Ocak Beyaz Baston Haftası. Beyaz baston körlüğün en büyük sembolü. Hareket etmemizi, bağımsızlığımızı sağlayan varlığımız, her şeyimiz bastonumuz. Direkleri bu bastonla buluyoruz, çukurlara onun sayesinde düşmüyoruz, korumasız metro raylarına da bu baston sayesinde düşmemeyi başarmaya çalışıyoruz.

Engellilerle ilgi günlerin veya haftaların faydası oluyor mu?

Az da olsa farkındalık edinenler oluyor tabii ki. 7-14 Ocak Beyaz Baston Haftası.

Büyük harfle yazacağım, çünkü yıllardır bir türlü oturtamadık toplumumuza: Beyaz Baston.

Nasıl ayakkabıya iskarpin, arabaya otomobil, giysilere aba demiyorsak artık sopa, değnek, çubuk demeyelim beyaz bastona.

Nasıl ki ekmek parası diyoruz, somun parası demiyoruz, onun gibi.

Bayan kelimesinin yerine kadın kelimesini koymayı başardıysak sopa veya değnek vs. yerine baston diyelim.Peki, bizim için ne ifade ediyor baston?

Körlüğün en büyük sembolü ve dünyaca kabul edilmiş bir nesne.

Sizin en değer verdiğiniz aksesuarınız neyse bizim için o.

Beş taş pırlanta olsa bunun yerini tutmuyor.

Hareket etmemizi, bağımsızlığı sağlayan varlığımız, her şeyimiz bastonumuz; yolumuzu açan, bizi birçok tehlikeden koruyan en önemli şey...

Meselenin başka bir noktası da var.

Arabaları kaldırıma koyuyorsunuz ya, işte bu bastonla arabalarınızı buluyoruz.

Belediyenin direklerini buluyoruz.

Belediyenin açtığı ve sonra kapatmadan gittiği çukurlara onun sayesinde düşmüyoruz, korumasız metro raylarına da onun sayesinde düşmemeyi başarmaya çalışıyoruz.

Bazen size bununla hafifçe vurduğumuz oluyor, özür dileriz ama neden sarı çizgilerde yürüyorsunuz?

Bazen bastonumuzu görmüyorsunuz ve basıp kırıyorsunuz, olur, kazadır ama “Pardon” deyip devam edemezsiniz.

Kazayla bile kırılsa, fiyatı 70 dolar; artı ucundaki tekerlek, bastonun yere saplanmasını engelleyen parçası da 15 dolar.

Türkiye’de çok önemsenmediğimizden ya da çok satılmaz kaygısıyla kötü malzemeden yapılıyor; Avrupa’dan, Amerika’dan getirtiyoruz.

Yani kırıldıysa bir bedeli var ve daha önemlisi yolda kalıyoruz.

Ya gideceğim yere ulaştırmanız ya da baston bulmanız gerekiyor.Bastonla ilgili en trajikomik anım yıllar önce Merter metrobüs durağındaydı.

İndim metrobüsten ama şoförün acelesi ve kalabalık sebebiyle bastonumu indiremedim.

Kapıya sıkışan bastonum 34 BZ’yle gitti!

Güvenliğe gittim ve “Beni metroya götürün” dedim, durumu anlattım.

Tek başına olan güvenlik oradan ayrılamayacağını söyleyince “Süpürge var mı” diye sordum. “Var” dedi.

Süpürgeyi verdi bana, ucu fırçalı olanlardan.

Fırça kısmını çıkardım, ona verdim. “Ama o bize lazım” diyecek oldu, “İstersen parasını vereyim ama bunu alamazsın” dedim.

O da telsizden bilgi yolladı. “Gelişme olursa buraya bıraksınlar, yarın yine geçeceğim” dedim, süpürge sapıyla eve geldim.

Tabii baston geri gelmedi.

Ben de süpürge sapını götürmedim. 1-1 berabereyiz.

Unutmayın, BASTON.

İyi pazarlar.

İlgili Sitenin Haberleri