Haber Detayı
Aşk ve eros
Bir zamanlar baskılanan cinselliğin günümüzde bir özgürlük ve özgüven simgesine dönüşmesi, modernitenin en radikal kırılmalarından biri. Ancak 'Eros'un bu dönüşümü, bize sandığımızdan daha derin bir hikâye anlatıyor.
Rollo May, Batı geleneğinde dört çeşit aşk olduğunu söyler.
Birincisi seks veya şehvet diye adlandırılan “libido”dur.
İkincisi üretme veya yaratma dürtüsü olan “eros”tur.
Dostluk, kardeşlik sevgisi anlamına gelen “philia” üçüncü sırada yer alırken ötekinin refahı için adanmış sevgi olan “agape” dördüncü sırada yer alır.
May şöyle der: “İnsanın her gerçek aşk deneyimi, bu dördünün değişen oranlarda karışımıdır.* Dört aşktan hangisinin ön planda olduğunu belirlemek bir anlamda kim olduğumuzu ve ömrü nasıl geçirdiğimizi bize söylemektedir.
Tek işlevi bu olmasa da seks her insanın biyolojik varlığını başlatan unsurdur.
May, bu dört sevgi türü arasında seksi Freud’un çalışmalarında (cinsellik gibi seksten daha geniş bir kavramı da hesaba katarak) modern tarihin tez ve antitezine ilişkin çatışmanın sesi olarak tanımlar.
SEKSİN DÖNÜŞÜMÜ Tez, Viktorya dönemidir.
Antitez ise sonrası.
Viktorya döneminde sekse yönelik ani ortaya çıkan istekler, dürtüler hemen bastırılmalıdır, irade bunu gerektirir.
İşin bu yanına hak vermemek elde değil ancak seksten iğrenmeyi kutsallaştırmak bugünden bakıldığında oldukça gariptir.
Bu durumun antitezi 1920’lerde, Rollo May’in ifadesiyle “neredeyse bir gecede” ortaya çıkmıştır.
Seks ve seks üzerine düşünceleri bastırmanın karşıtı olarak zihinlerin sürekli sekse takılı kaldığı bir döneme geçiş yapılır.
Seks üzerine konuşmak bir tür özgüven ve özgürlük şartı olarak anlaşılırken Godot’u bekler gibi beklediğimiz uzaylılar bir gün gelse onlarla iletişim için elimizde bu konudan başka ciddi bir şey kalmamış gibidir.
Değişimin niteliğini, “seksi” ifadesinin bizde yarattığı izlenimden de anlamak mümkündür.
Bugün modern bir kadına seksi olduğunu söylemek bir tür iltifat olarak kabul edilirken Viktorya döneminde kadınlar bunu bir hakaret olarak kabul ediyordu.
Rollo May eskiye oranla günümüzde seks üzerine medyada, okullarda veya gündelik yaşamda rahatça konuşmalar yapılmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirir.
Ancak seksin bir tür tekniğe dönüşmesi ve kolay ulaşılır olması onu aynı zamanda sıradanlaştırmıştır.
Gündelik yaşamın gerginliğinin giderilmesinde bir araca dönüşen ve mekanikleşen seks, ona yönelik arzunun azalmasına ve irade sorunlarına neden olmuştur.
May, seksi kısırlaştırmanın altında yatan şeyin onun erostan koparılması olduğunu söyler.
Eros, doğumla ölüm arasında tutkuyla yaşayabilmek için muhtaç olduğumuz bir gerilimdir.
Modern insan seksi tamamen erosun kaygı yaratan geriliminden kaçmak için bir tür uyuşturucu olarak kullanmaktadır.
Erostan bu biçimde kaçmak kendimiz ve diğer insanlarla olan ilişkilerimizde insani duyarlılığın yitirilmesi ve bunun sonucu olarak kayıtsızlık çukuruna düşmemize neden olan şeydir.
EROS VE HIZIR Eros, tıpkı Hızır gibi çorak toprakların yeşil ağaçlarla, çimenlerle dolmasını sağlayan, insana yaşam ruhu üfleyen yaratıcı güçken şimdilerde May’in ifadesiyle, “Bir çocuğa, pembe tombul, şakacı bir yaratığa, bazen de yayı ve oklarıyla oynayan şişman bir bebeğe” dönüşmüştür.
Aşk Tanrısının geçirdiği bu hazin değişim, insan bilincinin geçirdiği değişimle ilgili bize dikkate değer şeyler söylemektedir.
Bilinçler, tanrısal yani tutkuyla iş yapan, tutkuyla ilişkiler kuran düzeyden kendi ve ötekinin varlığını sıradanlaştıran ve bu nedenle yaşamı derinleştiremeyen çocuksu bir düzeye düşmüştür.
Kaynakça * Rollo May, Aşk ve İrade, çeviren Yudit Namer, Okuyan Us Yayınları.