Haber Detayı
Büşra Pekin'den rol açıklaması: Gerekirse yeniden..."
Bir dolandırıcılık hikayesinin anlatıldığı “Ketenpere Dalavere” filmi vizyona girdi. Başrol oyuncularından Şafak Sezer ve Büşra Pekin beyazperdede sinemaseverlerle buluşan yeni filmleri ile ilgili soruları yanıtladı. İşte o paylaşım...
Kamera karşısına geçtiği ilk dizisi, konuk oyuncu olarak rol aldığı “En Son Babalar Duyar”dı.
Sonrasında “Hayat Bilgisi”, “Bir Demet Tiyatro”, “Fırtına” ve “Sınıf” gibi projelerde oynadı, ama Türkiye onu 2005 yılında katıldığı BKM Mutfak ekibinin “Çok Güzel Hareketler Bunlar” adlı TV programıyla tanıdı… 2007 yılında “Kutsal Damacana”daki performansıyla “Sinemada da varım” dedi… İki yıl sonra Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği “Neşeli Hayat” filmindeki “Ayla Şenyurt” rolüyle ödüller kazanıp, yeni kuşağın kadın sinema oyuncuları arasına adını yazdırdı… Pekin’in 18 yılda oynadığı 18 filmin hepsi gişede yapımcılarının yüzünü güldürdü.2022 yapımı “Dilber Ay” filminde merhum şarkıcıyı canlandıran, 2023’te Hasan Can Kaya ile “Çok Aşk”ta başrolü paylaşan Büşra Pekin, 18 yıl sonra beyazperdedeki ilk partneri Şafak Sezer’in yeni projesi “Ketenpere Dalavere”de bu kez “Aydan” karakteriyle sinemaseverlerin karşısında… 9 Ocak’ta vizyona giren filmin İstanbul Kongre Merkezi’ndeki galasından önce buluştuğumuz Büşra Pekin’le keyifli bir sohbet yaptık.- “Ketenpere Dalavere” filminin nesi sizi cezbetti de teklife “evet” dediniz?
İlk filmim “Kutsal Damacana”da Şafak Sezer’le beraberdik.
Bir daha başka bir proje için bir araya gelemedik, ama hep konuşuyorduk.
Bir gün bir AVM’de karşılaştığımızda “Bir şey yazıyorum, içinde mutlaka olmalısın” dedi.
Okumayı çok isterim dedim, çünkü yıllar olmuştu bir araya gelmeyeli.
Şafak’la ikinci kez aynı filmde buluştuk, ama ortak sahnemiz olmadı.
Benim sahnelerim hep Uğur Aslan’la karı-kocayı oynadığımız için.
Sahnesi olmadığı günlerde de hep setteydi, o yüzden beraberdik.- Murat Yıldırım, Yılmaz Erdoğan, Hasan Can Kaya...
Birlikte rol aldığınız partnerler yönünden şanslısınız diyebiliriz?
Çok şükür… Çok güzel partnerlerim oldu şimdiye kadar. - 2007’den bu yana 18 yılda 18 film… Yeni kuşağın kadın oyuncuları arasında sizin kadar istikrarlı olan yok.
Formülü nedir bu istikrarın?
Çok şükür… Bir kere ben sinema filmi yapma kararı aldım; kült olan “Kutsal Damacana” ve birçok ödül kazandığım “Neşeli Hayat”tan sonra… Absürt komediyi de çok seviyorum, “Dilber Ay” gibi gerçek hayat hikayelerini de, ama komedi bizim canımız ciğerimiz!
Formül şu; ben bir karar verdim ve sinema yolculuğu yapacağım dedim, şansıma da hep iyi projelerde yer aldım.
Yapımcılardan da talep oluştu benimle ilgili. 20’ye yakın film çekmişim ve böyle de devam edecek diye düşünüyorum.
Sinema eski performansında değil.
Artık dijital platformlarda biz bu görevi yerine getirmeye başladık, ama sinemaları yaşatmaya çalışmak gibi düşüncemiz de var. - İyi ki oynamışım dediğiniz projeler hangileri oldu? “Çok Güzel Hareketler Bunlar” iyi ki içinde yer almışım dediğim bir proje… Çünkü konservatuvardan mezun olduktan sonra aklımda hiç komedi yokken Yılmaz Erdoğan gibi birçok iyi bir yazar ve beyin sayesinde mizahın içinde buldum kendimi.
Sadece oynamakla değil, mizah yazmakla ilgili de çok şey öğrendim.
Birlikte yazıp oynadığımız işler de çok başarılı olmuştu o dönem.“Sinemadan değil, reklamlardan kazandım” - Yılda bir filmde oynayarak belli bir standartta geçinmek mümkün mü?
Değil… Televizyon dizisi de yapmıyorum, ama şimdi göz kırpıyorum dizi sektörüne… Çünkü şeyi özledim! - Parayı mı? (Gülüyor) Yok… Sahada olmayı özledim.
Bir yılda 3-4 hafta bir filmde oynamak yeterli gelmiyor ruhuma… Biraz uzun soluklu işlerde oynamak istiyorum.
Uğur Yücel’le dijitale bir iş çektik.
Benim esas parayı kazandığım yer reklam filmleri.
Çok reklam filmi çektim büyük markalarla uzun soluklu güzel işler yaptım. - Bir oyuncu olarak güldürmenin mi ağlatmanın mı sorumluluğu daha ağır?
Güldürmenin bir zararı yok.
Gülmekten herkes mutlu.
Ağlamak da bence insanları rahatlatan bir şey… O yüzden ikisinin de yeri ayrı. - Sahne veya kamera karşısındaki Büşra Pekin ile ile evdeki Büşra arasında nasıl farklar var?
Bu tarz röportajlarda biraz daha hanımefendilik geliyor bana… Konuşurken daha dikkatli olmak gibi… - Zaten duruşunuzdan belli.
Gardınızı aldınız bekliyorsunuz!
Haklısınız, öyle bir tarafım var. - Ünlü biri olmak size ne öğretti?Hayatımı ünlü gibi yaşamıyorum, o yüzden bu soruya başka türlü bir yanıt vermem mümkün değil.“Geriye baktığımda kendimden razıyım” - Geriye dönüp baktığınızda “iyi ki böyle yapmışım” dediğiniz neler var?
Yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim.
İyi ki oyunculuk okumuşum.
İyi ki zamanında BKM ekibine girmişim.
İyi ki Şafak Sezer’le yollarımız kesişmiş, bir kült film olan “Kutsal Damacana”yı çekmişiz.
İyi ki çok sevdiğim ailemin çocuğu olmuşum.
Geriye dönüp baktığımda kendimden razıyım abi. “Film için kilo alıp vermeyi seviyorum” - Şimdiye kadar oynadığınız dizi ve filmler arasında sizi en çok zorlayan ve aynı zamanda dönüştüren hangi proje ve rol oldu?
İlk sinema filmim “Kutsal Damacana” diyebilirim.
Çünkü orada içine şeytan girmiş masum bir kız rolündeydim.
Saatlerce süren makyajlar, tavanda yürümek gibi zor bir işi yaptım.
Elimle ve ayağımla o tavana yapıştım.
Bedensel olarak zorlayıcı sahnelerdi ama ben hep bana bunlarla gelin diyen biri oldum. “Dilber Ay” filmi keza… Türküleri hiç bilmezdim.
Türkü gırtlağı, Barak gırtlağı bilmezdim, ama çalışıp öğrendim ve yepyeni bir alan açtı hayatımda.
Bu projeler ve aksanlı konuştuğum işler benim için hep farklı oldu.
Bana artı şeyler katan projelerdi. “Kutsal Damacana”, “Dilber Ay” ve “Neşeli Hayat” bana kendi doğal malzememin dışında ekstra bir şeyler yapmamı sağlayan filmlerdi.
Kilo vermem veya kilo almam gereken çok proje oldu. - En çok hangi projeler için kilo aldınız veya verdiniz? “Kolonya Cumhuriyeti” için kilo verdim, “Hadi İnşallah” filminde 10 kiloya yakın aldım… Tam da zayıflayıp tansiyon, insülin direnci vs her şey rayına oturmuştu.
Kitapta, “tombiğin” yazmış diye kilo aldım.
Dilber Ay için de 8 kilo aldım.
Severek yapıyorum bu kilo alma ve verme işlerini… 2- 3 haftada alıp verebiliyorum o kiloları… “Sosyal medya beni besliyor” - Sosyal medya sizi besliyor mu, yoruyor mu?
Yapıcı veya yıkıcı eleştiriler sizi nasıl etkiler?
Sosyal medya beni besler.
İnsanların neyi sevip, neyi sevmediğini sosyal medyadan gözlemliyorum.
Yetenekli insanları takip etmeyi seviyorum.
Onlardan ilham almak hoşuma gidiyor.
Eleştiriler beni çok olumsuz etkilemez.
Elbette yapıcı eleştiriyi tercih ederim, ama yıkıcı eleştiri de beni yıkmaz.
Bu işe başladığımda şöyle bir karar vermiştim: Ne övgüyü çok ciddiye alacağım ne de negatif eleştirileri… “İlk görüşte aşık olmam” - İlk görüşte aşka inanır mısınız?
Böyle bir durumda ne yaparsınız?
İlk görüşte aşka değil ben biraz sohbet, kafa, zeka ve iletişim üzerine bağ kurarım.
İlk görüşte beğenebilirim, ama aşık olmam. - Şöhret aşkı zorlaştırıyor mu?
Tanınmak ilişkilerde avantaj mı dezavantaj mı?
Uzun süredir aşk yaşamadığım için bu soruyu pas geçeyim. - Aşk acısı sizde nasıl bir etki yapar?
Çok zor mu toparlanırsınız yoksa şak diye unutur musunuz?
Çok geçmiş günden bahsediyoruz şu anda.
Şak diye unuturum gibi diye davranırım, ama şak diye unutmam. “Yalana dolana tahammül edemem” - Büşra Pekin’in özel hayatta ve iş hayatındaki kırmızı çizgileri nelerdir?
Nelere asla tahammül edemezsiniz?
Yalana, dolana tahammül edemem.
Şeffaf olalım, dürüst olalım, neysek o olalım.
Hepimiz hatalıyız, kusurluyuz.
Kimse mükemmel değil çünkü… - Hayatta en çok neye para harcarsınız?
Kıyafete… - Alışverişte tutumlu musunuz?
Kendinizi şımarttığınız olur mu, olursa nelerdir bunlar?
Kendimi çok şımarttığım zamanlar oldu.
Şimdi daha bilinçli yapıyorum o işi… Gerçekten işime yarayacak parçaları alıyorum.
Kostüm seviyorum.
Bir kostümcü gibi filmlerde kullandığım bir sürü parçayı evden getiriyorum. “Çocukluğum hep bale yaparak geçti” - Hayatınızda sanat dışında sizi besleyen alanlar neler?
Var… Çok var… O kadar fazla var ki, aslında sanatın içinde birleşiyor hepsi.
Modayı çok seviyorum, iç mimariyi çok seviyorum.
Müziği taparcasına seviyorum, sadece dinlemek değil, arka planıyla da ilgileniyorum.
Arada şan dersi de alırım, şarkı da söylerim… Özellikle filmlerde çok istediğim bir şeydir şarkı söylemek.
Çünkü ben konservatuvara girerken aklımda hep müzikal oyuncusu olmak vardı.
Çocukluğum bale yaparak geçti, ama arkasından müzik geldi.
Hayalim dansın ve müziğin iç içe olduğu projeler yapmaktı, ama kaderimde BKM ile birlikte komedi yapmak varmış.
O yüzden “Dilber Ay” gibi müzikal ve biyografik işlerde oynamak hoşuma gidiyor. - Geleceğe dair en büyük hayaliniz nedir?
Çok ileri yaşımda da dinç ve sağlıklı kalmak… Gençlerle birlikte hâlâ bir şeyler üretebiliyor olmak… “Yaş almak güzel bir şey” - Yaş almak oyunculuğunuza ne kattı, hangi yanınızı daha da güçlendirdi?
Sadece oyunculuğa değil, insanın kendisine çok şey katıyor aslında.
Yaş almak güzel bir şey.
İyi yaş almak daha güzel tabii… İnsanın cildine bakması tabii ki önemli, ama mental sağlığını koruyabilmek çok güzel… Yaşımız küçükken başımıza çok fazla olay gelmiyor, her şey mesut ve mutlu oluyor.
Yaş ilerledikçe aileden, yakınlarınızdan kayıplar olabiliyor, ilişkin kötü bitebiliyor.
Bunlar aslında insandan çok şey götürüyor gibi görünüyor, ama çok şey katıyor ve olgunlaştırıyor.
Ben yaş almaktan son derece memnunum.
Eskiden sağlığıma dikkat etmezken şimdi dikkat ediyorum.