Haber Detayı
Çakıcı'nın kara kutusu: Hayim Efendi
Batı Anadolu’nun en ünlü efelerinden biri olan Çakırcalı Mehmet Efe’nin kara kutusu sayılabilecek kişi, bir Sefarad Yahudisi olan Kel Hayim’di.
19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında Batı Anadolu, zeybeklik ve eşkıyalık kültürünün en yoğun yaşandığı coğrafyalardan biriydi.
Bu dönemin en bilinen isimlerinden biri, namına İzmir’in Kavakları türküsünün yakıldığı Çakırcalı Ahmet Efe’nin oğlu Çakırcalı Mehmet Efe’ydi (namıdiğer Çakıcı Efe) Küçük Menderes Havzası’ndan Aydın ve İzmir’e kadar uzanan geniş bir bölgede yıllarca izini kaybettiren Çakırcalı, kurduğu sivil destek ağıyla da nam saldı.Bu ağın en kritik halkalarından biri Hayim Efendiydi.
Halk arasında Kel Hayim ya da Kel Yahudi olarak bilinen Hayim Efendi, akademik kayıtlarda Menahim Duenyas adıyla geçer, yerel anlatılara göre Tireli olduğu yönünde güçlü bir kanaat vardı.
Çakırcalı’nın ‘yatak’larından biriydi.Zeybeklik geleneğinde ‘yatak’, efelere barınma, haberleşme, lojistik ve sivil destek sağlayan kişiler için kullanılırdı.
Yataklar dağa çıkmaz; şehirle, köyle ve devletle temas hâlinde olur, ihtiyaçları temin eder, gerektiğinde susar, gerektiğinde mesaj taşırdı.
Hayim Efendi, Çakırcalı Mehmet Efe’nin bu sivil destek ağındaki en güvenilir isimlerden biriydi.Bir Sefarad Yahudisi olan Hayim Efendi, Çakırcalı’nın şehirle kurduğu ilişkinin merkezindeydi.
Silah ve cephane temininde, İzmir’deki Frenk ve Levanten tüccarlarla yürütülen ilişkilerde; baskınlar sonucu elde edilen altınların nakde çevrilmesinde rol aldı.
Çakırcalı’nın günlük ihtiyaçları, haberleşmesi ve şehirle bağlantısı çoğu zaman Hayim Efendi üzerinden sağlandı.Bu rolü nedeniyle defalarca jandarma tarafından sorguya alındı.
Konuşturulmak için falakaya yatırıldı.
Ancak hiçbirinde Çakırcalı’nın yerini ya da faaliyetlerini anlatmadı.
Osmanlı arşiv belgelerinde, Çakırcalı’ya yardım ettiği gerekçesiyle tutuklanan “Kel Yahudi” kaydı da bu nedenle yer aldı.Hayim Efendi, Çakırcalı’nın devletle kurduğu dolaylı temaslarda da aracı oldu.
Saltanat hükümetine gönderilen ve altında ‘Çakırcalı’ imzası bulunan tehdit mektubunu el altından ulaştıran kişi Hayim Efendi’ydi.Gündelik hayatta ise Hayim Efendi, farklı kültürlerin iç içe geçtiği Ege dünyasının tipik bir temsilcisiydi.
Musevi olmasına rağmen Ramazan pidesi götürür, sigara içmezdi; evinde misafir eksik olmazdı.
Zeybekler, kızanlar, yolcular Hayim Efendi’nin evinde ağırlanır; misafire ikram etmekten zevk duyduğu anlatılır.Zeybek kültürünün estetik yönünde de adı geçer.
Çakırcalı’nın giydiği zeybek kıyafetlerinin işlemelerini Musevi kızlara yaptırır, efenin beğenisine sunar, beğeninceye kadar uğraşırdı: Zeybekliğin görünür kültürünü de şehirde örgütleyen isimlerden biriydi.Kel Hayim, edebiyatta da karşımıza çıkar.
Yaşar Kemal’in Çakırcalı Efe romanında Hayim, efenin en mahrem meselelerinde devreye giren, sözü taşıyan, arabuluculuk yapan bir figür olarak yer alır.Çakırcalı Mehmet Efe'nin zaptiyelerle girdiği bir çatışmada serseri kurşuna kurban gittiğine yönelik söylentiler bulunuyor.
Kendisinin 'eğer bana bir şey olursa sizi öldürürler, o yüzden benim başımı yok edin' vasiyeti sonucu kafası kesik şekilde Nazilli'de gömüldüğü biliniyor.Onun ardından pek çok ağıt yakıldı, en meşhuru ‘İzmir’in Kavakları’nı ilk söyleyenlerden birinin Hayim Efendi olduğu söylenir…Hayim Efendi’nin, Çakıcı’nın altınlarını ne yaptığı ise bir sır olarak kaldı.Odatv.com