Haber Detayı

KESK 14 Ocak’ta iş bırakıyor: ‘Kaynak var ancak başındakiler adil değil’
Ekonomi cumhuriyet.com.tr
12/01/2026 04:00 (3 saat önce)

KESK 14 Ocak’ta iş bırakıyor: ‘Kaynak var ancak başındakiler adil değil’

Kamu emekçileri toplu sözleşme, bütçe ve son olarak da maaş artışlarından istediğini alamadı. KESK 14 Ocak’ta iş bırakma kararı aldı. Taleplerinin karşılanmamasını ‘iktidarın ayıbı’ olarak nitelendiren KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, “Kaynak vardır. Ancak kaynakların başında olanlar adil davranmadıkları için, kimi çevrelere sınırsız kaynak aktarılırken, geniş halk kesimleri açlıkla, yoksullukla ve sefaletle terbiye edilmektedir. Bizim mücadelemiz; ülke kaynaklarının herkese adil biçimde dağıtılması içindir” dedi.

TÜİK’in 2025 yılı enflasyonunu yüzde 30.89 olarak açıklamasıyla birlikte milyonlarca memur ve memur emeklisinin alacakları zam oranları da belli oldu.

Memur ve memur emeklilerinin maaş ve aylıklarında toplu sözleşme ve enflasyon farkı olarak yüzde 18.61 oranında artış gerçekleşecek.

Maaş artışlarını ‘zam’ olarak değerlendirmeyen Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyeleri, oranların açıklandığı gün TÜİK önünde ‘Emekçiye karanlık yarattınız’ tepkisini gösterdi.

Sonrasında KESK 14 Ocak 2026 tarihinde 1 günlük iş bırakma kararı aldığını açıkladı. ‘BİZİM AÇIMIZDAN YOK HÜKMÜNDE’ Bu çerçevede, KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, Kamu emekçisinin sıkıntılarına, taleplerine ve iş bırakma sürecine ilişkin süreci gazetemiz Cumhuriyet’e konuştu.

Geçen yıl yapılan sekizinci dönem toplu sözleşme görüşmeleri sonucunda kamu emekçilerinin hiçbir talebinin karşılamadığını söyleyen Karagöz Tamamen siyasal iktidarın uygun gördüğü çerçevede yapılan bir toplu sözleşme bizim açımızdan yok hükmündedir” diye konuştu.

Çarşıdaki, pazardaki enflasyonun TÜİK'in rakamlarına yansımadığını gördüklerini belirten Karagöz, “Kamu emekçilerinin ve emeklilerinin özlük ve mali haklarının iyileştirilmesinin parametrelerinden birisi enflasyon rakamlarıdır.

Elbette ki TÜİK emekçileri gerçek rakamları sahada topluyor ancak TÜİK bürokratlarının bu rakamları manipüle ederek iktidarın çizdiği çerçevede verileri paylaştığını görüyoruz” dedi. ‘SADECE 2025'TE YÜZDE 20'LİK KAYBIMIZ VAR’ Toplu sözleşme sürecinde kamu emekçilerinin beklentileri karşılanmayınca bütçede paylarına düşeni talep ettiklerini ifade eden Karagöz, “Bütçede de taleplerimizin karşılanmadığını gördük.

Bütün itirazlarımıza rağmen bütçe yasallaştı.

Sadece 2025'te yüzde 20'lik bir kaybımız var.

Önce bu fark erimelidir. 2026 bütçesinin yüzde 20'sinin faiz ve ranta yüzde 14.6'sının savunma sanayisine, silah baronlarına kaynak olarak aktarıldığını gördük.

Bütçede de demokratik taleplerimiz karşılanmadı.

Taleplerimizin karşılanmasını sağlamak üzere siyasal iktidarı rahatsız etmek üzere 14 Ocak'ta üretimden gelen gücümüzü kullanarak bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

Bütün kamu konfederasyonlara çağrıda bulunan Karagöz, “Gelin birlikte iş bırakalım 2,5 milyon kamu emekçisi 4 milyon kamu emeklisi var.

Tamamının yokluğu ve sefaleti yaşadıkları bir süreçten geçiyoruz.

Bu süreci birlikte örgütleme şansımız var” dedi. ‘MESELE YILI İSİMLENDİRMEK DEĞİL, SORUMLULUK ALMAK’ Siyasal iktidarın 2025 yılını “Aile Yılı” 2024 yılını da “Emekli Yılı” ilan ettiğini anımsatan Karagöz, “Bugün gelinen noktada, 16 milyon emeklinin dörtte biri, yani yaklaşık 4 milyon emekli, 16 bin 881 TL ile yaşamaya mahkûm edilmiş durumda.

Mesele bir yılı “aile” ya da “emekli” yılı ilan etmek değildir.

Asıl mesele; insanların insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilmeleri için devletin ve hükümetin sorumluluk alması, dayanışmayı büyütmesi ve somut tedbirler hayata geçirmesidir.

Bugün Anadolu’nun küçük bir kasabasında bile kiralar 20 bin TL’yi aşmışken; SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin 16 bin 881 TL ile, kamudan emekli olanların ise 20–30 bin TL bandındaki gelirlerle açlığa, yoksulluğa, sefalete ve adeta ölüme terk edildiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı. ‘HALK SEFALETLE TERBİYE EDİLMEK İSTENİYOR’ Meselenin ‘aile yılı’ ilan etmek değil; ailelerin mutlu, güvenceli ve insanca yaşayabileceği koşulların sağlanıp sağlanmadığına bakmak olduğunu belirten Karagöz, “Düşünün ki bu ülkede hâlâ 12 milyon işsiz var.

Kadınların neredeyse yarısı işsiz.

Okula giden her üç öğrenciden biri aç.

Bunun adına ne derseniz deyin; bunun adı aile yılı değildir.

Bu tablo, sefaletin, yoksulluğun ve yoksulluğu yönetme anlayışının yılıdır ve tarihe böyle geçecektir.

Asgari ücretin yalnızca yüzde 27’lik artışla 28 bin 75 TL’ye çıkarılması ve hâlâ açlık sınırının altında kalması, bir insanlık dramı ve büyük bir ayıptır.

Yıllarca ülkesine hizmet etmiş ve etmeye devam eden kamu emekçilerinin ve emeklilerinin taleplerinin karşılanmaması da aynı şekilde iktidarın ayıbıdır.

Kaynak vardır.

Ancak kaynakların başında olanlar adil ve adaletli davranmadıkları için, kimi çevrelere sınırsız kaynak aktarılırken, geniş halk kesimleri açlıkla, yoksullukla ve sefaletle terbiye edilmektedir.

Bizim mücadelemiz; bu ülkenin kaynaklarının herkese, ama gerçekten herkese, adil ve adaletli biçimde dağıtılması içindir” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri