Haber Detayı

Çocuğunun Sütünden Vergi Alınır mı? Gıda Krizine 'Robin Hood' Çözümü
Mete yolaş gercekgundem.com
12/01/2026 06:00 (4 saat önce)

Çocuğunun Sütünden Vergi Alınır mı? Gıda Krizine 'Robin Hood' Çözümü

Gıda bir lüks tüketim malı değil. Temel bir insan hakkı. Ekonomik dengeyi de gıda hakkını korumadan sağlayamayız.

Türkiye’nin ulusal kalkınmacı modeli, 24 Ocak 1980 Kararları’yla başlayan piyasa odaklı dönüşümle derinden sarsıldı.

Dünya Bankası ve IMF güdümlü Tarım Reformu Uygulama Projesi bu dönüşümü daha da derinleştirdi.AKP iktidarının gıda politikaları da bu yapısal kopuşun bir sonucu.Vergi Sorunu Nerede?Mevcut vergi rejimi, gıda güvenliği ve sosyal adalet açısından sürdürülemez bir yapı yaratıyor.

KDV gibi dolaylı vergiler, doğası gereği zenginin de fakirin de aynı vergiyi ödediği adaletsiz bir sistem yaratıyor.

Geliri düşük olan yurttaş, zengine göre daha fazla zorlanıyor.

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliğinin yüksekliği ortada.

Temel gıda maddeleri üzerindeki her türlü vergi yoksulluğu derinleştiren bir mekanizmaya dönüşüyor.Yaşamak için zorunlu olan tüketimden vergi alınmaması gerekiyor.

Şeker ve yağ eklenmemiş tahıl ve bakliyatta, işlenmemiş taze meyve-sebzede, şeker eklenmemiş süt ve süt ürünlerinde, sağlıklı temel yağlarda, yumurtada, işlenmemiş et ve balıkta, bebek mamalarında vergilendirmeyi kaldırmalıyız.Kademeli Vergi YaklaşımıTemel gıdadaki vergi yükünü kaldırmanın maliyetini finanse etmek ve gelir adaletini sağlamak için lüks, sağlıksız ve ithal gıda ürünlerine yönelik daha sert bir vergi sistemi kurmalıyız.

Temel işlenmiş gıdalarda yüzde 10 KDV korunmalı.

Beslenme açısından zorunlu olmayan, yüksek karbon ayak izine sahip ve genellikle üst gelir grupları tarafından tüketilen gıdalara yüzde 30-40 arası KDV getirmeliyiz.Ultra işlenmiş gıdalara ayrı bir başlık açıyorum.

Yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren gıdalarla şeker ilaveli içecekler gibi obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve kanser gibi hastalıklara yol açtığı kanıtlanmış sağlıksız gıdalara yüzde 30-40 KDV’nin yanı sıra ÖTV getirmeliyiz.Bu gıdaların tüketiminin yarattığı toplumsal sağlık maliyetini vergi yoluyla tüketen yurttaşlara ve üreten sermaye sahiplerine yansıtmalıyız.

Elde edilen geliri de okullarda bir öğün ücretsiz yemek programı için kullanmalıyız.Ulusal Gıda Fiyat Konseyi KurulmalıBağımsız araştırma grubu ENAG’ın verileriyle TÜİK’in verileri arasındaki büyük fark sadece istatistiksel bir sapma değil.

Çok ciddi bir meşruiyet krizi.

Maaş zamlarını baskılanmış resmi enflasyona göre belirlemek emekçi sınıfları sistematik biçimde yoksullaştırıyor.

Bu güven krizine son vermek ve bu yoksullaştırmanın önüne geçmek için şeffaf, denetlenebilir, bilimsel faaliyet gösterecek Ulusal Gıda Fiyat Konseyi kurulmalıyız.İstatistik, ekonometri ve veri bilimi alanında uzman akademisyenlerin, ENAG ve TÜİK temsilcilerinin, emek örgütleri, üretici örgütleri, meslek örgütleri ve tüketici örgütlerinden birer temsilcinin yer aldığı yönetişim yapısı oluşturmalıyız.

Yürütme organından tamamen bağımsız, özerk bütçeli ve anayasal güvence altına alınmış bir konsey yaratmalıyız.İnternetten otomatik veri çekerek çevrimiçi süpermarketlerden, pazar yerlerinden ve e-ticaret sitelerinden günlük milyonlarca fiyat verisi toplamalıyız.

Halkın yoğun olarak alışveriş yaptığı semt pazarları ve bakkalların fiyatları da sisteme dahil etmeliyiz.

Tek bir fiyat endeksi yerine dar gelirli/emekli, genel tüketici ve yüksek gelirli tüketiciye ait Sınıfsal Yaşam Maliyeti Endeksleri yayınlamalıyız.

İlgili Sitenin Haberleri