Haber Detayı
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TOKADI YAPIŞTIRDI! ‘Hukuksuz Delil, Hüküm Doğurmaz’
Ergenekon kumpasının üzerinden yıllar geçti. Ama bir tartılma var ki hiç bitmedi: Hukuka aykırı deliller. Malum… FETÖ’nün hazırladığı dosyaların neredeyse tamamı ya uydurma ya da hukuka aykırı delillerle doluydu.
O günlerden bugüne hukuk çevrelerinde tek bir soru hâlâ güncelliğini koruyor:Hukuka aykırı delil nedir, hangileridir?Liste aslında herkesin bildiği ama çoğu zaman görmezden gelinen uygulamalardan oluşuyor:Hâkim kararı olmadan yapılan konut araması,Gece vakti, istisnai koşullar oluşmadan yapılan aramalar,Arama kararında belirtilmeyen alanların aranması,Ev araması sırasında hazır bulunması gereken kişilerin (muhtar, ihtiyar heyeti üyesi, avukat) bulunmaması,Hâkim kararı olmaksızın yapılan telefon dinlemeleri,Süresi dolmasına rağmen devam eden dinleme ve kayıtlar,Taraflardan birinin bilgisi dışında alınan ses kayıtları…Bu liste bununla da sınırlı değil.
Oldukça uzun.Yıllardır hukukçular, yasa dışı delillerin soruşturma ve kovuşturma aşamasında kullanılamayacağını söylüyor.
Peki uygulamada gerçekten böyle mi oluyor?Elbette hayır.Ne yazık ki birçok dosyada, hukuka aykırı delillere rağmen karar verildiğini görüyoruz.İşte tam da bu noktada, hukuk dışı delillere rağmen verilen kararlara karşı emsal niteliğinde bir Bölge Adliye Mahkemesi kararı çıktı.
O kararı şimdi sizlerle paylaşacağım.
Olay 7 Ağustos 2024 tarihinde İstanbul’un Fatih ilçesinde yaşanıyor.
Polis ekipleri şüphe üzerine Ö.D. isimli kişiyi durduruyor.
Elinde bulunan kapalı bir kolide kaçak 200 adet elektronik sigara ele geçiriliyor.
Hakkında soruşturma başlatılan Ö.D., daha sonra sanık sıfatıyla İstanbul 72.
Asliye Ceza Mahkemesi’ne çıkarılıyor.Sanık savunmasında; elektronik sigaraların bir kısmını kullanmak, bir kısmını da arkadaşlarına vermek için aldığını, ürünlerin yasak olduğunu bilmediğini söylüyor.Ancak mahkeme bu beyanı dikkate almıyor.
Ele geçirilen elektronik sigaraların 4 bin paket sigaraya eşdeğer olduğu, miktarın kişisel kullanım sınırlarını aştığı gerekçesiyle sanık hakkında Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçundan 6 ay hapis ve ayrıca adli para cezası veriyor.
Karar itiraz üzerine BAM’a taşınıyor.Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 32.
Ceza Dairesi, hukuk adına son derece önemli bir karara imza atıyor.Yüksek Mahkeme, hâkim veya savcı kararı olmadan yapılan aramada elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Kapalı bir kolide yapılan aramanın “basit kontrol” kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulanıyor.
Böyle bir arama için mutlaka hâkim kararı, Cumhuriyet savcısının talimatı ya da kolluk amirinin yazılı emrinin bulunması gerektiği belirtiliyor.Dahası, “makul şüphe” değerlendirmesinin kolluk görevlilerinin keyfine bırakılamayacağına özellikle dikkat çekiliyor.Mahkeme, sanığın ikrarı dışında kesin, somut ve inandırıcı başka hiçbir delil bulunmadığını tespit ederek, bu koşullarda verilen mahkûmiyet kararının kanuna aykırı olduğuna hükmediyor.
Sonuç: Beraat.Üstelik sanık lehine 45 bin TL vekâlet ücretine de karar veriliyor.Karara ilişkin konuştuğum avukat Emrullah Sönmez’in sözleri ise meselenin özünü net biçimde ortaya koyuyor: “Bu kararın en dikkat çekici yönü, mahkemenin yalnızca bir usul hatasını düzeltmemesi; aynı zamanda ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesinin lafzını değil, ruhunu uygulamış olmasıdır.
Hukuka aykırı delilin sisteme dahil edildiği bir düzende, hiç kimsenin özgürlüğü güvende değildir.”Gerçekten de bu karar, yalnızca bir beraat hükmü değildir.Bu karar, hukuk devleti ilkesinin hâlâ nefes aldığını gösteren güçlü bir hatırlatmadır.Kolluğun yetkisi sınırsız değildir.
Devletin güvenliği kadar bireyin özgürlüğü de korunmak zorundadır.
Ceza muhakemesi, bu iki değeri dengeleyen hassas bir terazidir.Ve bu karar, o terazinin nasıl doğru çalışması gerektiğini gösteren nadir ama çok kıymetli bir örnektir.