Haber Detayı
Masa başı çalışanlar risk altında: Karpal tünel sendromu kalıcı hasara yol açabiliyor
Modern çağla özdeşleşen bu hastalık, el bileğinden geçen sinirin kanal içinde sıkışması sonucu gelişiyor. Doç. Dr. Ahmet İnanır, bilgisayar başında fazla vakit geçirmenin sendromu tetiklediğini söylüyor.
El bileğindeki median sinirin sıkışması sonucu ortaya çıkan karpal tünel sendromu, hayatı olumsuz etkiliyor.
Tedavi büyük önem taşıyor.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.
Dr.
Ahmet İnanır, hastalıkla ilgili önemli bilgiler veriyor: İKİ UÇTAN OLUŞUYOR Elimizin en büyük siniri olan median sinir, parmaklara doğru seyrediyor.
Bu sırada el bileği seviyesinde karpal tünel adıyla bilinen anatomik yapı içerisinde yüksek basınçlara maruz kalabiliyor.
Artan basınç zaman içerisinde parmakların hissinde ve başparmak hareketlerinde azalmaya ve kayba sebep olabilecek median sinir hasarına yol açıyor.
Karpal tünel avuç içinde yer alan, bileğin ön yüzünde bulunan, bilek kemiklerince çatısı oluşturulmuş iki ucu açık tünel benzeri bir yapıdan oluşuyor.
KALICI HASARA YOL AÇIYOR Tedavi edilmediği takdirde elde kalıcı hasarlar oluşturuyor.
Hastalık, 20 kişiden 1'inde görülüyor. 45 ile 60 yaş kadınlarda daha sık ortaya çıkıyor.
Özellikle masa başı çalışanlarda oldukça sık görülür ve yine hamilelikte de oluşabilecek bir bozukluktur.
Karpal Tünel Sendromu belirtileri ise şöyle sıralanıyor: Median sinirin duyusunu alan özellikle başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının orta parmağa bakan yarısında karıncalanma görülüyor.
Uyuşma, yanma benzeri hisler ortaya çıkıyor.
Nadir olarak el bileğinde ağrı ve kavrama gücünde azalma gibi şikayetler de görülebilir.
SON SEÇENEK CERRAHİ El bileğini avuca doğru devamlı tutan işler yapmak veya davranış haline getirmek, şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, romatoid artrit, gut ve aşırı şişmanlık sebepler arasında sayılabilir.
Muayene ile tanı konulur ancak bazı vakalarda ultrasonografi, MR, EMG gerekiyor.
Tedavide nöral terapi, proloterapi, steroid tedavisi, manuel terapi, kinezyolojik bantlama, egzersiz, eğitim, cupping therapy, stimülasyon tedavileri yapılabilir.
Cevap vermeyen nadir olgularda cerrahi tedavi düşünülmelidir.