Haber Detayı
İran Dışişleri Bakanı: 'Savaş istemiyoruz ama her zamankinden daha hazırız'
İran Dışişleri Bakanı, Tahran'da mukim temsilcilik başkanlarıyla yapılan toplantıda bir araya gelerek yaşanan sokak olaylarının perde arkasını anlattı.
Tahran'da görev yapan büyükelçilik temsilcileriyle bir araya gelen İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkenin çeşitli şehirlerinde meydana gelen olaylara ilişkin açıklama yaptı.
Birkaç hafta sonra Devrim’in zaferinin 47. yıl dönümünü kutlanacağını hatırlatan Arakçi, ''Bu İran halkının bu yıllar boyunca bağımsızlığını ve onurunu korumak için ne kadar engebeli ve zorlu bir yol kat ettiğini ve aynı zamanda yabancı güçlerin İran üzerinde nüfuz kurma çabalarına karşı nasıl direndiğini göstermektedir.'' diyerek İran halkının bağımsızlık mücadelesine atıfta bulundu.
ESNAF VE ÇARŞI İLE BAŞLAYAN DİYALOG SÜRECİ Olayların başlangıcı olarak 28 Aralık tarihi işaret edildi.
Bakanlık açıklamasında, ''28 Aralık’tan itibaren, ağırlıklı olarak çarşılar, esnaf kesimi ve ekonomik aktörler düzeyinde bazı protestolara tanık olduk.
İtirazların dile getirilmesi için tamamen barışçıl gösteriler yapıldı ki İran Anayasası’na göre her İran vatandaşının protestosunu barışçıl şekilde ifade etme hakkı vardır. 28–30 Aralık tarihleri arasında, ilk aşamada çoğunlukla çarşılar ve esnaf düzeyinde barışçıl protestolar yaşandı ve hükümet derhal esnaf temsilcileriyle diyaloğu başlattı.'' denildi.
Bu kapsamda Cumhurbaşkanı'nın Esnaf ve Ticaret Odası Başkanı ile bir grup ekonomik aktörle görüştüğü, ekonomiyle ilgili bakanların ise talepleri dinleyerek reform ve tedbirleri uygulamaya koyduğu belirtildi.
Diyalog kanallarının açılmasıyla birlikte ilk aşamada protestoların azaldığı ifade edildi.
Diğer ülkeleri yanlış hesaplamalar yapmamaları konusunda uyaran Dışişleri Bakanı, yaşanan olayları "dışarıdan tasarlanan ve kargaşayı İran’ın içine çekmeyi amaçlayan bir girişim" ve "12 günlük savaşın devamı" olarak nitelendirdi.
Ancak halkın birlik ve dayanışmasıyla bu girişimin karşısında durduğu vurgulandı. 'SAHAYA SİLAHLI GRUPLAR VE TERÖR UNSURLARI İNDİ' Protestoların ikinci evresi olan 1–7 Ocak tarihleri arasında sahneye yeni kişilerin dahil olduğu ve gösterilerin şiddete yöneldiği aktarıldı.
Açıklamada, ''Bu aşamada gösteriler şiddete yöneldi.
Batı ülkeleri ve bizzat ABD de dâhil olmak üzere birçok ülke bu tür protestoları tecrübe etmiştir.
Güvenlik güçlerimiz azami hoşgörüyle hareket etti ve şiddeti engellemeye çalıştı. 1–7 Ocak tarihleri arasında, bazı şiddet olaylarının da eşlik ettiği bu tür protestolarla karşılaştık ki bunlar bizim açımızdan tolere edilebilir düzeydeydi.'' ifadeleri kullanıldı.
Bakanlık, 8 Ocak’tan 10 Ocak’a kadar süren dönemde ise tablonun tamamen değiştiğini duyurdu.
Bu tarihlerde terör unsurlarının ve silahlı grupların protesto sahasına girdiği, göstericiler arasında silah dağıtıldığı tespit edildi.
Dışişleri Bakanı, bu hamlenin protestoları ana mecrasından çıkarıp şiddet, kan dökülmesi ve kaosa sürüklemek için devreye sokulan yeni bir plan olduğunu açıkça ifade etti. 'AMAÇ SADECE ÖLÜ SAYISINI ARTIRMAK' Olaylarda silahlı unsurların rolüne dikkat çeken Arakçi, hedefin sadece güvenlik güçleri olmadığını vurguladı.
Eylemlerin, ABD yönetiminin daha önceki açıklamalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Arakçi, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu silahlı unsurlar polis ve güvenlik güçlerine ateş açtı.
Onların yalnızca polise değil, sivillere de ateş ettiğini fark ettik.
Amaçlarının sadece ölü sayısını artırmak olduğu açıktı; zira ABD Başkanı, halkla karşı karşıya gelinmesi durumunda İran’a saldıracağını açıklamıştı.
Bu, başka ülkelerin iç işlerine açık bir müdahaledir." Bakan Arakçi, iddialarını desteklemek için ellerinde somut deliller bulunduğunu açıkladı.
Göstericiler arasında dolaşan ve şiddeti körükleyen talimatlara dair ses kayıtlarına ulaştıklarını belirten Arakçi, kayıtlardaki ifadeleri şöyle aktardı: "Bu nedenle kargaşa yaratmak isteyen unsurlar, ABD’nin müdahil olmasını sağlamak amacıyla ölü sayısını artırmaya yöneldiler.
Elimizde, göstericiler arasında “ateş edin; eğer yapabiliyorsanız polisi vurun, olmazsa önünüzdeki sıradan insanları, kızları ve erkekleri vurun; önemli olan ölü sayısının artması ve daha fazla kan dökülmesidir” şeklinde talimatlar verildiğini gösteren ses kayıtları bulunmaktadır." Olayların arka planında yabancı istihbarat servislerinin bulunduğunu öne süren Arakçi, özellikle CIA ve Mossad'ı işaret etti.
CIA eski direktörünün sosyal medya paylaşımını bir "itiraf" olarak nitelendiren Arakçi, konunun takipçisi olacaklarını vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Bu terörist hareket içinde ABD ve İsrail’in müdahalesine işaret eden çok sayıda belge ve kanıta sahibiz.
İsrail medyası, İran’da operasyon tasarladıklarına dair iddialarla doludur.
CIA’nın eski başkanı Mike Pompeo, “Yeni yılı sokaktaki insanlara ve onların yanındaki Mossad ajanlarına kutluyorum” şeklinde bir tweet atmıştır.
Bu, Farsça konuşan Mossad ajanlarının İran sokaklarında bulunduğuna dair açık bir itiraftır.
Bu meseleleri takip ediyoruz ve sözleriyle ölü sayısının artmasına neden olanları sorumlu biliyoruz; onlar da sorumluluklarının farkında olmalıdır." 'HALKIN YÜZDE 70’İ OLAYLARI DIŞ KAYNAKLI GÖRÜYOR' Dışişleri Bakanı Arakçi, ülkedeki olaylara yönelik uluslararası tepkileri çifte standartlı olmakla suçladı.
Batı'nın Gazze'deki duruma sessiz kalıp İran'daki olaylara tepki göstermesini eleştiren Arakçi, "Bunlar, Gazze’de 70 bin insanın öldürülmesini görmezden gelenlerin ta kendileridir.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısını kınamadılar ve şimdi teröristler için timsah gözyaşları döküyorlar" ifadelerini kullandı.
Protesto hakkı ile şiddet eylemleri arasına kalın bir çizgi çeken Bakan, İran'da itiraz eden herkesin hakkını tanıdıklarını, ancak hiçbir ülkenin kamu mallarını ateşe vermeyi, terörizmi ve silahlı kuvvetlere ateş açılmasını tolere etmeyeceğini vurguladı.
Yanlış tutum alan ülkeleri sahadaki gerçeklere bakmaya davet eden Arakçi, halkın çoğunluğunun bu kargaşadan rahatsız olduğunu belirterek şu verileri paylaştı: "Halkın yalnızca yüzde 30’u bu olayları ekonomik sorunlardan kaynaklı görürken, yüzde 70’ten fazlası kaynağının dışarıdan olduğunu düşünmektedir." Bakan Arakçi, yaşanan can kayıplarının hem uluslararası mercilerde hem de ülke içinde takipçisi olacaklarını belirterek, güvenlik güçlerinin şu an itibarıyla durumu kontrol altına aldığını duyurdu.
Diğer ülkeleri yanlış hesap yapmamaları konusunda uyaran Arakçi, son üç günde yaşananları "dışarıdan tasarlanan 12 günlük savaşın devamı" olarak nitelendirdi.
Terör operasyonlarının içeriden başlatılarak dış müdahaleye zemin hazırlanmaya çalışıldığını ifade eden Arakçi, halkın birlik içinde durmasıyla bu planın bozulduğunu ve bunun "bir başka yanlış hesaplama" olduğunu kaydetti.
Arakçi, şu anda tüm şehirlerde güvenlik güçlerinin hakimiyetinin tam olduğunu ve İran halkının, İran İslam Cumhuriyeti bayrağı etrafında toplanacağını sözlerine ekledi.
İNTERNET KISITLAMASI VE GÜVENLİK GEREKÇELERİ Ülke genelindeki internet kesintilerine de değinen Arakçi, bu adımın halkın güvenliği için atıldığını belirtti.
Yabancı büyükelçiliklerin internet erişiminin yeniden sağlanması ve işleyişin normale dönmesi adına güvenlik kurumlarıyla görüşmelerin sürdüğünü aktaran Bakan, reform mesajı da verdi.
İran'ın yasal çerçevedeki barışçıl gösterilere tahammül ettiğini, hükümetin diyaloğa girerek bazı reformları hayata geçirdiğini hatırlatan Arakçi, "Sizin de kabul ettiğiniz güvenlik meseleleri vardır ve bunların tehlikesi sizin için de söz konusudur; herhangi bir tehdidin kalmadığından emin olana kadar bazı kısıtlamalar devam edecektir" dedi. 'SAVAŞ İSTEMİYORUZ AMA HER ZAMANKİNDEN DAHA HAZIRIZ' Arakçi, açıklamasının sonunda Tahran'ın askeri ve diplomatik duruşuna dair net mesajlar verdi.
Ülkesinin savaş peşinde olmadığını ancak olası bir çatışmaya karşı hazırlıklı olduklarını vurgulayan Bakan şu ifadeleri kullandı: "İran savaş peşinde değildir; ancak savaşa hazırdır.
Savaş istemiyoruz ama savaşa hazırız ve hatta önceki 12 günlük savaştan daha da hazırlıklıyız." Savaşın en iyi yolunun savaşa hazır olmaktan geçtiğini belirten Arakçi, müzakere kapısını da kapatmadı.
Ancak bu müzakerenin "bazı ülkelerin alışkanlığı olan emir vermeye ve dikte etmeye" dayalı olamayacağını belirten Bakan, "Müzakereye de hazırız; ancak adil, onurlu, eşit konumdan, karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkarlar temelinde bir müzakereye.
Ciddi ve gerçek bir müzakereye" diyerek sözlerini noktaladı.