Haber Detayı

Ak Parti Sözcüsü Çelik: Sdg'nin Tutumu Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge Hedefini Sabote Etmeye Yöneliktir
Güncel haberler.com
12/01/2026 18:05 (18 saat önce)

Ak Parti Sözcüsü Çelik: Sdg'nin Tutumu Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge Hedefini Sabote Etmeye Yöneliktir

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) ardından yaptığı açıklamada, Suriye’de SDG’nin 10 Mart mutabakatına uymadığını belirterek, “Suriye'de SDG'nin ortaya koyduğu tutum esasında ‘Terörsüz Türkiye’ ve bununla entegre olan, iç içe olan terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir girişimdir. Fakat bu sabotaj sonuçsuz kalmıştır. Ortaya çıkan tablo, aslında ‘Terörsüz Türkiye’ ve ‘Terörsüz Bölge’ sürecinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kere daha gösterdi” dedi.

(ANKARA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu'nun (MYK) ardından yaptığı açıklamada, Suriye'de SDG'nin 10 Mart mutabakatına uymadığını belirterek, "Suriye'de SDG'nin ortaya koyduğu tutum esasında 'Terörsüz Türkiye' ve bununla entegre olan, iç içe olan terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir girişimdir.

Fakat bu sabotaj sonuçsuz kalmıştır.

Ortaya çıkan tablo, aslında 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' sürecinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kere daha gösterdi" dedi.AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Sayın Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti MYK'sının bitmesinin ardından basın toplantısı düzenledi.

Ömer Çelik, sanal bahis ve kumarın Türkiye'ye yönelik bir operasyon aracı olarak kullanıldığını belirterek, illegal bahis ağlarının kara para ve mafya bağlantılarıyla birlikte tüm boyutlarıyla ele alındığını söyledi.

Çelik, cep telefonları ve dijital platformlar üzerinden yayılan bu tehdide karşı, toplum ve vatandaşları korumayı amaçlayan kapsamlı bir eylem planının MYK'da ana gündem maddesi olarak görüşüldüğünü ifade etti."İsrail'in Somaliland'i tanımasının arkasında daha karanlık birtakım siyasetlerin takip edildiğini görüyoruz"Çelik ayrıca, dış politikada yaşanan gelişmelere ilişkin şöyle konuştu: "Dış politikada çok yoğun gelişmelerin olduğu bir dönemdeyiz.

İsrail'in işgalci, yayılmacı ve kaos çıkartan soykırımcı siyaseti, yakın bölgemize de ulaşan bir sonuç doğuracak şekilde, en son Somaliland'in tanınması şeklinde kendisini gösterdi.

Somali'nin ayrılmaz bir parçası olan Somaliland'in İsrail tarafından illegal, gayri meşru ve gayri hukuki tanımasının, birtakım başka siyasetlerin ipucu olduğunu, ön gelişmesi olduğunu görüyoruz.

Özellikle deniz ticareti açısından, oradaki bölgenin kontrol edilmesi açısından, Yemen'deki gelişmelerle birlikte okuduğumuzda daha karanlık birtakım siyasetlerin takip edildiğini ve bunlar üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılacağını görüyoruz.

Buna, bütün dünya etkili bir şekilde karşılık vermelidir.

Netanyahu hükümetinin attığı her adım, yakın bölgemize ve uzak bölgemize kötülük getirecek; halklar arasına nifak sokacak, insanları birbirine düşürecek ve daha çok savaşı tetikleyecek bir sonuç doğuruyor.

Kendi soykırım siyasetini örtmek için Netanyahu hükümetinin başka yerlerde kaos çıkarmaktan çekinmediğini de görüyoruz.""İran'da sorunların çözülmesi, İran toplumunun kendi öz dinamikleriyle gerçekleşmeli"İran'daki protestolara da değinen Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Biz, komşumuz İran'da herhangi bir kaosun ortaya çıkmasını asla arzu etmeyiz.

Burada, İran toplumunda ve devlet hayatında bazı sorunlar olduğunu da yok saymıyoruz.

Ama bu sorunların çözülmesi İran Cumhurbaşkanı Sayın Pezeşkiyan'ın da ifade ettiği gibi İran toplumunun kendi öz dinamikleriyle gerçekleşmeli.

İran Devleti'nin kendi milli iradesiyle gerçekleşmelidir.

Dolayısıyla, dışarıdan yapılacak müdahalelerin daha da kötü sonuçlar doğuracağını, özellikle de İsrail'in kışkırtmasıyla, İsrail'le aynı hedefleri çerçevesinde ortaya çıkacak birtakım müdahalelerin daha büyük krizlere, daha büyük sıkıntılara yol açacağını öngörüyoruz.Dolayısıyla daha fazla kriz çıkmaması bölgenin daha fazla sıkıntıya sürüklenmemesi için İran'da istikrarın önemini vurguluyoruz.

Toplumsal hayatta ve devlet hayatında bazı sıkıntılar olduğunu tespit ediyoruz.

Fakat bu, dışarıdan yapılacak müdahalelerle değil; İran'ın, öz dinamikleriyle çözülmesi gereken, orada müzakere yoluyla, diyalog yoluyla, daha çok iletişim yoluyla çözülmesi gereken meselelerdir.

Ama şu anda İsrailli yetkililerin, özellikle İran'a dönük sözlerine baktığımızda, bütün bölgede daha büyük sıkıntılar yaratacak bir vahşi tutum içerisine girmeye çalıştıklarını görüyoruz.

Bu, mutlak suretle reddedilmesi gereken bir meseledir.""Latin Amerika'nın başka ülkelerini de hedefleyen bazı açıklamaların yapılması, son derece sıkıntılı sonuçlar doğuracaktır"Venezuela'ya ABD tarafından yapılan askeri operasyon ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun kaçırılmasına ilişkin Çelik, "Hem Venezuela halkının geleceği burada çok önemli.

Onların müreffeh ve barış içerisinde bir geleceğe sahip olması bakımından biz her zaman Venezuela halkının yanındayız" ifadelerini kullandı.

Çelik, şöyle devam etti: "Her zaman dış müdahaleler olumsuz sonuçlar doğuruyor.

Aynı şekilde bundan sonrasında Latin Amerika'nın başka ülkelerini de hedefleyen bazı açıklamaların yapılması, son derece olumsuz sonuçlar, son derece sıkıntılı sonuçlar doğuracaktır.

Bu ülkelerin bağımsızlığına, egemenliğine, iç barışına ve istikrarına dönük adımların atılması gerektiğini, bunları tahrip edecek birtakım yaklaşımların ortaya koyulmaması gerektiğini net bir şekilde ifade ediyoruz.

Venezuella halkının müreffeh barış içinde ve umutlu bir geleceğe sahip olması için Türkiye her zaman yanlarındadır.""Suriye'de bundan sonrasının istikrarla sonuçlanması gerektiği bizim en önemli temennimizdir""Suriye'de yakın zamanda önemli gelişmeler oldu" diyen Ömer Çelik, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Şu anda durulmuş gözüküyor birkaç gün içerisinde.

Öteden beri dikkat çektiğimiz durum haklı çıkmıştır.

Burada SDG terör örgütünün 10 Mart mutabakatına uyması gerektiğini, bir ülkede iki ordu, iki silahlı güç olmayacağını, bunun muhakkak suretle istikrarsızlık yaratacağını ifade ettik.

Şimdi, sivil yerleşim alanlarına saldırdılar, konutlara saldırdılar.

Pek çok kamu kurumuna saldırarak, büyük sıkıntılı bir tablo ortaya çıkardılar.

Gelinen noktada, bu ayrılıkçı yapıya karşı Suriye hükümeti gereken tavrı ortaya koydu.

Bundan sonrasının istikrarla sonuçlanması gerektiği bizim en önemli temennimizdir.""Suriye Kürtleri'nin bir terör örgütüne indirgenmesi, Suriye Kürtleri'ne yapılacak en büyük haksızlıktır"Ömer Çelik, "Terörsüz Türkiye" gündemine ilişkin, "Suriye'de SDG'nin ortaya koyduğu tutum esasında 'Terörsüz Türkiye' ve bununla entegre olan iç içe olan terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir girişimdir.

Fakat bu sabotaj sonuçsuz kalmıştır" dedi.

Çelik, şöyle konuştu: "Bütün bu gelişmeler, bir kere daha Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefinin ne kadar kıymetli olduğunu herkese net bir şekilde göstermiştir.

Burada SDG'nin kendisini, 'Suriye Kürtleri'nin hakkını savunuyor' gibi göstermesinin hiçbir geçerliliği yoktur.

Suriye Kürtleri'nin bir terör örgütüne indirgenmesi, Suriye Kürtleri'ne yapılacak en büyük haksızlıktır, iftiradır.

Suriye Kürtleri, Suriye'nin eşit ve ayrılmaz parçasıdır ve Suriye'nin geleceğinde de hem toplumsal hayatta hem devlet hayatında onların güçlü bir yere sahip olması bizim en büyük arzumuzdur.

Bu çerçevede, hem Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması, hem iç barışının korunması, hem Suriye'nin egemenliğinin korunması bizim açımızdan son derece hassas konulardır.Onların, 10 Mart Mutabakatına uymaları halinde hiçbir sorun kalmayacaktı.

Ama 10 aydır SDG'nin ayak sürüdüğünü, çeşitli müzakere alanlarından kaçtığını ve bu çerçevede de sürece zarar veren ve sürece karşı bir tutum sergilediğini görüyoruz.

Net olan şudur: SDG orada bir takım soykırımcı siyaset odakları tarafından cesaretlendirilmektedir ve maalesef buna riayet etmektedir.

Bu, yanlış bir tutumdur.

Bunun, Suriye Kürtleri ile herhangi bir algısı yoktur."SDG'nin bir bahaneyle bunu ertelediğini ya da masadan herhangi bir şekilde sonuç çıkmaması için gayret ettiğini defalarca gördük"SDG'nin bir bahaneyle bunu ertelediğini ya da masadan herhangi bir şekilde sonuç çıkmaması için gayret ettiğini defalarca gördük.

SDG'ye dönük olarak ortaya koyulan tutumun, SDG'nin saldırıları karşısındaki tutumun, terör örgütü propagandası çerçevesinde Kürtlere karşı bir tutum gibi ortaya koyulması da son derece yanlıştır.

SDG, 10 aydır herhangi bir şekilde SDG'nin olumlu yaklaştığı tek bir konu olmamıştır, 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde.

Burada, Kandil'in doğrudan müdahalesiyle süreci çatışmaya sürükleyen, olayların daha da büyümesini sağlamaya çalışan hattı da net bir şekilde gördük.Oradaki birtakım sivillerin kadınların hatta bazı SDG unsurlarının oradan kan dökülmeden herhangi bir zarara uğramadan çıkması için de bir irade ortaya koyuldu.Burada, bunun herhangi bir şekilde etnik çatışmayla bir ilgisi yok.

Burada Kürt kardeşlerimizin güvenliğinin SDG'nin birtakım odaklar tarafından cesaretlendirilerek, SDG'nin de buna riayet ederek, bir takım saldırılar düzenlemesi sebebiyle Kürt kardeşlerimizin güvenliğinin riske atıldığını da net bir şekilde görüyoruz.

Bu bir Arap-Kürt çatışması değil.

Birtakım terör örgütü odakları, bunu bir Arap-Kürt çatışması gibi sunuyor.

Bu çok tehlikeli bir yaklaşım.

Böyle bir şey orada söz konusu değil.

Bütün tablo herkesin gözü önünde gerçekleşiyor.

Yani Halep'te, Şeyh Maksut'ta, Eşrefiye'de, Beni Zeyd'de, 2016'da SDG'nin rejime destek vermek için nasıl hat tuttuğunu hepimiz çok iyi hatırlıyoruz.

Orada SDG'nin nasıl hat tuttuğunu, bu hatlara nasıl yerleştiğini ve hangi amaçlar doğrultusunda bunu gerçekleştirdiğini de net bir şekilde hatırlıyoruz."Ortaya çıkan tablo, 'Terörsüz Türkiye' sürecinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kere daha gösterdi"Burada 10 Mart mutabakatı, aslında imza atılmış bu mutabakat sorunları çözecek bir yol haritası olarak gündeme gelmiştir.

Terör gündemden kalkacak. 10 Mart Mutabakatı ile ilgili adımlar atılacak ve neticede de 'Suriye tek bir Suriye olarak, tek bir ordu, tek bir devlet' ilkesi çerçevesinde, yoluna güvenle devam edecek. 'Kalıcı barışı sağlayacak olan, toprak bütünlüğünü temin edecek olan da budur' diye bunu defalarca söyledik.

Bunun bugün bir kere daha teyit edildiğini görüyoruz.

Ortaya çıkan tablo, aslında 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' sürecinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kere daha gösterdi.

Bu terörden arınmış bir Türkiye'de bölge hedefine ulaşmak maksadıyla aynen devam edecektir.Suriye açısından değerlendirdiğimizde de biz Suriye'de Arap, Türkmen, Kürt bütün kardeşlerimizin Suriye'nin eşit yurttaşları olarak, Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olarak yoluna devam etmesi gerektiğini değerlendiriyoruz.

Orada tabii ki Arapların kazanımları, Türkmenlerin kazanımları, Kürtlerin kazanımları Alevilerin, Sünnilerin, Şiilerin, Ezidilerin, Nusaybin'lerin, Dürzilerin hepsinin kazanımları korunmalıdır.

Ama hiçbir terör örgütünün varlığı ya da aktivitesi herhangi bir grubun kazanı olarak adlandırılmamalıdır.

Nasıl ki DAEŞ'in terör faaliyetleri Arap kardeşlerimize mal edilip herhangi bir şekilde Arapların kazanımı olarak sunulamazsa SDG'nin terör faaliyetleri de Kürt kardeşlerimize mal edilemez.

SDG'nin durumu da herhangi bir şekilde Kürt kardeşlerimizin kazanımı olarak sunulamaz.""Biz Alevi canlarımızla da biriz, emekli büyüklerimizin de her zaman yanındayız"Ömer Çelik, basın toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Çelik, CHP'li isimlerin AK Parti yöneticilerinin Aleviler ve emeklilerle ilgili açıklamalarına yönelik eleştirilerini "yok hükmünde" olarak nitelendirerek, "Biz Alevi canlarımızla da biriz, emekli büyüklerimizin de her zaman yanındayız" dedi.

Çelik, "Alevilere yönelik hassasiyetin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminden bu yana açık şekilde ortaya konduğunu" söyledi.

Çelik, "Ayrımcılıkların kaldırılması konusunda Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu gayret ortadadır" ifadelerini kullandı.

Emeklilerin yapılan zamdan memnun olmaması ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Çelik, bütçe imkanları çerçevesinde emekliler başta olmak üzere esnaf, işçi ve çiftçilerin korunmaya devam edileceğini belirterek, "Ekonomik programdaki iyileşmelere bağlı olarak hiçbir zaman emeklimizi yalnız bırakmayacağız" dedi.CHP'nin, AK Parti Grup Başkanvekili ve Genel Sekreteri'ni hedef alan söylemlerini eleştiren Çelik, bu ifadelerin siyasi bir karşılığı olmadığını savunarak, "Arkadaşlarımız bu görevlere siyasi emekleri ve Cumhurbaşkanımızın takdiriyle gelmiştir.

Görevlerini de hakkıyla yapmaktadırlar" diye konuştu."CHP'nin kendisini BAAS rejimiyle aynı düzlemde konumlandırması, 'vahim'"CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamalarını da eleştiren Çelik, "CHP'nin kendisini BAAS rejimiyle aynı düzlemde konumlandırmasını 'vahim' olarak" nitelendirdi.

Çelik, bu yaklaşımın sekülerizm, laiklik ve demokrasi kavramlarının yanlış anlaşıldığını gösterdiğini savundu.

Özel'in, Erdoğan'ın "Tayyip Erdoğan yağmur yağmasın Ankara susuz kalsın diye dua ediyor" sözlerini nasıl değerlendirdiği sorulan Çelik, "Cumhurbaşkanımızın duaları her zaman milletimizin ve ülkemizin hayrı içindir.

Bu tür söylemler, belediyelerin yönetim zaaflarını örtme çabasından ibarettir.

Cumhurbaşkanımızın kötülük anlamına gelen herhangi bir duası olmaz.

Bu iddialar siyasi yalanın zirve noktasıdır ve açık bir iftiradır" dedi."Ticaret Bakanlığı aşırı fiyatlamalarla ilgili süreci yakından takip ediyor"Gümrük vergisi muafiyetine ilişkin düzenleme hakkında da değerlendirmelerde bulunan Çelik, 30 euro altındaki siparişlere yönelik uygulamanın kaldırılmasının temel gerekçesinin tüketici sağlığı, ürün güvenliği ve haksız rekabetin önlenmesi olduğunu söyledi.

Çelik, "Ticaret Bakanlığı aşırı fiyatlamalarla ilgili süreci yakından takip ediyor.

Teknolojik gereklilik doğuran istisnai durumlar için yeni değerlendirmelere açık olunabilir" dedi."Avrupa Birliği, Türkiye'ye genişleme perspektifini durdurduğu andan itibaren vizyon kaybına uğramıştır"Avrupa Birliği dönem başkanlığını Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin devralmasına ilişkin soruya da yanıt veren Çelik, AB'nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın tezlerine teslim olmasının Birliği küresel bir güç olmaktan uzaklaştırdığını savundu.

Çelik, "Avrupa Birliği, Türkiye'ye genişleme perspektifini durdurduğu andan itibaren vizyon kaybına uğramıştır" değerlendirmesinde bulundu.

Güney Kıbrıs'ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yönelik kullandığı "işgal" ve "ilhak" ifadelerini gayrimeşru olarak nitelendiren Çelik, "Kıbrıs konusunda Avrupa Birliği tarafsız değildir ve bu nedenle arabulucu olamaz" dedi.Türkiye'nin, Avrupa Birliği (AB) üyeliğine yaklaşımın artık yalnızca Türkiye'nin değil, Avrupa Birliği'nin geleceği açısından da belirleyici olduğunu vurgulayan Çelik, "Türkiye'nin üyeliğine yaklaşım, bundan sonra Avrupa Birliği'nin bir birlik olarak hayatiyetini sürdürüp sürdürememe meselesi haline gelmiştir" ifadelerini kullandı.DEM Parti Eş Genel Başkanları'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşme talebi olup olmadığına ilişkin soruya ise Çelik, bu konuda kesinleşmiş bir randevu ya da değerlendirme bulunmadığını ifade etti."Terörden arınmış, kardeşlik hukukunun güçlendiği, demokrasinin ve hukukun pekiştiği bir tablo için çalışıyoruz"Bazı çevrelerin terör örgütlerini meşrulaştırmak için DAEŞ tehdidini öne sürdüğünü ifade eden Çelik, "DAEŞ'le en fazla mücadele eden ülke Türkiye'dir.

DAEŞ'le doğrudan kara savaşı veren yegane ordu Türk Silahlı Kuvvetleri'dir" diye konuştu.

Çelik, asıl meselenin net olduğunu belirterek, "PKK ve SDG tüm unsurlarıyla silah bıraksın diyebiliyor musunuz, diyemiyor musunuz?

Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefine sahip çıkabiliyor musunuz?" sorularını yöneltti.Türkiye'nin hedefinin, Suriye'de Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların ve tüm mezhep gruplarının ortak gelecek ve ortak güvenlik temelinde söz sahibi olması olduğunu vurgulayan Çelik, "Terörden arınmış, kardeşlik hukukunun güçlendiği, demokrasinin ve hukukun pekiştiği bir tablo için çalışıyoruz" dedi."Yeşil Üniversite Endeksi'ne göre Türkiye, 139 üniversiteyle dünyada ikinci, Avrupa'da ise birinci sıraya yükseldi"Çelik, konuşmasının sonunda Türkiye'nin çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki başarısına da dikkat çekti. "Yeşil Üniversite Endeksi'ne göre Türkiye'nin 139 üniversiteyle dünyada ikinci, Avrupa'da ise birinci sıraya yükseldiğini" belirten Çelik, "Bu başarı enerji verimliliği ve doğa dostu kampüsler açısından son derece kıymetlidir" ifadelerini kullandı.

Üniversite yönetimlerini, akademisyenleri ve öğrencileri tebrik eden Çelik, toplantıyı "Hepinize iyi haftalar diliyorum" sözleriyle tamamladı.

İlgili Sitenin Haberleri