Haber Detayı

Trump’ın Grönland ısrarı, Hitler’in ‘Agarta’ takıntısı: Nedir bu Kuzey Kapısı ve Oyuk Dünya
Dünya odatv.com
13/01/2026 09:47 (3 saat önce)

Trump’ın Grönland ısrarı, Hitler’in ‘Agarta’ takıntısı: Nedir bu Kuzey Kapısı ve Oyuk Dünya

Komplo teorisyenleri Hitler ile Trump arasında dikkat çekici bir paralellik kuruyor. Her iki ismin de Alman kökenlerine işaret eden soy anlatıları, küresel düzeni radikal biçimde dönüştürme iddiaları ve kutuplara yönelik özel ilgileri bu karşılaştırmanın temelini oluşturuyor. Işın Ertürk yazdı...

Agarta şaşkınlığı: Trump Hitler’in yarım bıraktığı bir başka işi mi tamamlıyor?Küresel güç dengelerinin hızla değiştiği, kutuplar bölgesinin askeri ve jeopolitik bir merkez hâline geldiği bir dönemde Donald Trump’ın Grönland’ı satın alma ya da fiilen kontrol altına alma yönündeki çıkışı yalnızca diplomatik ve stratejik değil.

Ezoterik ve komplo literatüründe de derin yankılar söz konusu.Bu çıkış 20’nci yüzyılın en karanlık figürü Adolf Hitler’in kutuplara, yeraltı kapılarına ve kadim uygarlık anlatılarına duyduğu metafizik saplantıyla yan yana getiriliyor.

Hal böyle olunca şu soru yeniden yüksek sesle sorulmaya başlandı: “Trump bugün Hitler’in Agarta ve Oyuk Dünya arayışıyla simgelenen kuzey kapısı takıntısının modern bir devamcısı mı?”Tüm dünyanın bir zamanlar Hitler’in peşinden nasıl sürüklendiği bilinirken, benzer bir karizmanın ve güç iddiasının yeni bir figür etrafında yeniden küresel ölçekte yankı bulması “yine yeniden” bir olasılık çerçevesinde mi değerlendirilmeli?HİTLER’İN AGARTA TAKINTISI VE KUTUP STRATEJİSİTibet Orta Asya ve teozofik kaynaklarda adı geçen Agarta Himalayalar’dan And Dağları’na Kapadokya’dan Brezilya’ya uzanan devasa bir yeraltı uygarlığı ağı olarak anlatılıyor.

Bu inanca göre söz konusu uygarlık ileri teknolojiye uçan disk benzeri araçlara ve dünya yüzeyindeki siyasal gelişmeleri perde arkasından yönlendiren bir örgütlenmeye sahip.

Şambala ve kadim bilgelik krallıklarıyla ilişkilendirilen bu merkez insanlığın kaderine yön veren kozmik bir odak olarak tasvir ediliyor.

Nazi Almanyası döneminde Adolf Hitler’in bu anlatılara özel bir ilgi gösterdiği Ahnenerbe (Atalar Mirası) aracılığıyla Tibet metinlerinin Şambala ve Oyuk Dünya efsanelerinin toplatıldığı ve kutuplarda bu yeraltı dünyasına açılan giriş kapıları bulunduğuna inanıldığı ileri sürülüyor.Üstün ırk fikriyle birleşen bu ezoterik arayış, askeri ve ideolojik gücün ötesinde kadim ve kozmik bir bilgiye ulaşma saplantısının parçası olarak okunabilir.

Zaten neden okunmasın?

Aynı delilik belirtilerini hepimiz görüp, hep beraber “cık cık cık” yapmıyor muyuz?NAZİ SEFERLERİ VE GRÖNLAND ANTARKTİKA HATTIPeki nasıl bir ilişkilendirme bu?

Ayrıntılara biraz daha girelim:Bu inanç doğrultusunda 1930’lu yıllardan itibaren Nazi Almanyası’nın Antarktika ve Kuzey Kutbu çevresine keşif seferleri düzenlediği komplo literatüründe Agarta’ya açılan kapıları arama girişimi olarak yorumlanıyor. 1936’dan sonra Hermann Göring’e bağlı birliklerin özellikle Antarktika ve Grönland hattında faaliyet yürüttüğü kutupların yalnızca askeri üsler için değil Oyuk Dünya’ya açılan geçitlerin bulunduğu bölgeler olarak görüldüğü iddia ediliyor.1938’de üç denizaltı ve beş gemiden oluşan bir filonun Güney Kutbu’na gönderildiği buz tabakasında olağandışı manyetik ve jeolojik anomaliler tespit edildiği ve devasa açıklıklara dair raporlar hazırlandığı öne sürülüyor.

Savaşın ardından bu haritaların fotoğrafların ve raporların ABD ile İngiltere istihbaratının eline geçtiği, ancak gizlilik gerekçesiyle kamuoyuna açıklanmadığı savunuluyor.“OPERATION HIGHJUMP” VE AMİRAL BYRD ANLATILARI1946 yılında ABD’nin Antarktika’ya düzenlediği “Operation Highjump” resmî kayıtlarda bilimsel ve askeri bir tatbikat olarak geçerken komplo literatüründe Nazi kalıntı üsleri ileri teknolojiye sahip disk biçimli araçlar ve Oyuk Dünya bağlantılarıyla ilişkilendiriliyor.Operasyona katılan Amiral Richard Byrd’e atfedilen 1947 tarihli günlüklerde, Kuzey Kutbu’nda buzulların altında yeşil vadiler, mamut benzeri canlılar, kristal şehirler ve ileri teknolojili uçan araçlar görüldüğü yönünde yazılar olduğu öne sürülüyor.

Bu anlatılarda Byrd gamalı haç taşıyan disklerle karşılaştığını kendisini Arianni bölgesinin yöneticisi olarak tanıtan bir varlıkla konuştuğunu ve atom bombasının kullanılmasıyla İç Dünya yönetiminin insanlığa karşı alarma geçtiğini aktardığını belirtiyor.

Günlüklerin tarihsel olarak doğrulanmamış olması bu hikâyelerin etkisini azaltmamış aksine onları komplo anlatılarının merkezine yerleştirmiştir.Yeri gelmişken: Hitler’in Agartha Kapısı (boyut kapısı olarak da özetlenebilir ) takıntısını en somut haliyle “gamalı haç”ta görüyoruz.

Çünkü gamalı haçın kökeni binlerce yıl öncesine, Hindistan ve Tibet’e uzanıyor.

Sanskritçe “svastika” olarak biliniyor ve iyi talih, güneş ve kozmik düzeni simgeliyor.

Yani güneş çarkı ya da kozmik kapı, evrenin merkezinin sembolü olarak biliniyor.

Nazi Almanyası ise bu kadim sembolü çarpıtarak ırksal üstünlük ve güç simgesine dönüştürmüş.HİTLER’İN KAYBOLUŞU VE GÜNEY AMERİKA İDDİALARIResmî tarih Hitler’in 30 Nisan 1945’te Berlin’de intihar ettiğini kabul ederken CIA ve FBI arşivlerine giren bazı raporlar onun denizaltıyla Arjantin’e kaçtığı Patagonya ya da And Dağları çevresindeki Alman kolonilerinde gizlendiği iddialarını içeriyor.

FBI yazışmalarında La Falda çevresinde Hitler’i gördüğünü söyleyen tanık ifadeleri yer alıyor.

Moskova arşivlerinde bulunan ve Hitler’e ait olduğu sanılan kafatası parçasının DNA testinde bir kadına ait çıkması da bu anlatılara dayanak olarak sunuluyor.

Daha ileri spekülasyonlar ise Hitler’in kutuplardaki giriş kapılarından geçerek Agarta’ya ulaştığı ve yeraltı uygarlığının ileri teknolojisiyle korunduğu iddiasına kadar uzanıyor.TRUMP’IN GRÖNLAND HAMLESİ VE GİZLİ GÜNDEM TEORİLERİDonald Trump’ın Grönland’ı satın alma yönündeki açıklaması resmî olarak askeri üsler nadir toprak elementleri ve Arktik ticaret yollarının kontrolüyle gerekçelendirilmişti.

Ancak alternatif ve ezoterik çevrelerde bu hamle petrol ya da madenlerden çok daha derin bir eksene oturtuluyor.

Küresel elitlerin asıl ilgisinin kutuplarda bulunduğu iddia edilen geçitlere solucan deliklerine ve Agarta olarak tanımlanan yeraltı uygarlığıyla bağlantı noktalarına yöneldiği savunuluyor.

Bu bakış açısına göre dünya tarihini belirleyen esas güç yüzeydeki devletler değil, bu kadim ve ileri uygarlıkla temas kurabilen yapılar.2026 EŞİĞİ VE KEHANET HATTI: İSTANBUL'UN ÇÖKÜŞÜKomplo anlatısının bir diğer ayağında 2026 yılı küresel bir kırılma noktası olarak işaret ediliyor.

Remil İlmi ve İbn Arabi’nin “cifr yorumlarına” dayandırılan bu kehanetlerde, 2026 büyük bir kapı eşiği olarak tanımlanıyor.

Bu eşiğin aşılmasıyla Roma’nın çöküşü ya da İstanbul’un fethi gibi dünya düzenini kökten değiştiren bir döneme girileceği ileri sürülüyor.

Trump’ın yükselişi, küresel sistemin çözülmesi, savaşlar, iklim krizi ve toplumsal kırılmalar bu büyük dönüşümün işaretleri olarak okunuyor.Agarta ve kutup kapıları anlatılarıyla birleştiğinde bu değişimin yalnızca politik değil kozmik ve metafizik bir boyut taşıdığı öne sürülüyor.TRUMP VE HİTLER PARALELLİĞİKomplo teorisyenleri Hitler ile Trump arasında dikkat çekici bir paralellik kuruyor.

Her iki figürün de Alman kökenlerine işaret eden soy anlatıları, küresel düzeni radikal biçimde dönüştürme iddiaları ve kutuplara yönelik özel ilgileri bu karşılaştırmanın temelini oluşturuyor.Hitler’in Antarktika ve Tibet üzerinden Agarta’ya ulaşma hayali Trump’ın Grönland ve Arktik bölgeye odaklanmasıyla aynı hat üzerinde konumlandırılıyor.

Kutupların askerileştirilmesi, uydu ağlarının yoğunlaştırılması, yeraltı üsleri ve derin sondaj faaliyetleri yalnızca güvenlik politikası olarak mı yoksa kadim bir geçit arayışının modern versiyonu olarak mı değerlendirilmelidir sorusu bu noktada öne çıkıyor.Agarta, Oyuk Dünya, Byrd günlükleri, Nazi seferleri, Hitler’in kaçışı, Trump’ın Grönland çıkışı ve 2026 kehanetleri tek bir gizli tarih anlatısında birleşiyor.Bilimsel ve tarihsel açıdan bakıldığında bu iddiaların hiçbirinin doğrulanmış akademik kanıtı bulunmuyor.

Jeoloji, Oyuk Dünya teorisini reddediyor, tarihsel belgeler Hitler’in yeraltı uygarlıklarıyla temas kurduğunu ya da Trump’ın bu hattı bilinçli olarak sürdürdüğünü doğrulamıyor elbette.

Ancak küresel belirsizlik dönemlerinde bu tür anlatıların güç kazanması, toplumların görünmeyen güç merkezlerine dair kadim korku ve meraklarının yeniden canlanmasının bir göstergesi olarak ürkütücü bir şekilde karşımızda duruyor.Bugün Grönland’ın yeniden büyük güçlerin odağına yerleşmesi, Arktik bölgesinin askeri ve teknolojik olarak kontrol altına alınmak istenmesi ve Trump’ın bu coğrafyaya yönelik ısrarcı ilgisi kuzey kapısı mitinin politik tahayyülde yeniden canlanmasına yol açıyor.Sorunun özü ise hâlâ aynı eksende duruyor: Bir zamanlar Hitler’i kutuplara ve yeraltı efsanelerine yönelten üstünlük ve gizli güç arayışı, acaba şimdi farklı bir aktör üzerinden mi yeniden sahneye çıkıyor?20’nci yüzyılda dünyanın Hitler’in peşine nasıl sürüklendiğini biliyoruz. 21’inci yüzyılda benzer bir saplantının yeni bir figür etrafında küresel ölçekte yankı bulma olasılığı, insanlığı bir kez daha karanlık bir tarihsel döngünün eşiğine getirebilir.

Böyle bir bağlantı kurulabilir.Işın Ertürk, StuttgartOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri