Haber Detayı

Büyük kriz kapıda: 'Gelecek pek de parlak gözükmüyor' diyerek o ilimizi işaret etti
Gündem hurriyet.com.tr
13/01/2026 11:21 (2 saat önce)

Büyük kriz kapıda: 'Gelecek pek de parlak gözükmüyor' diyerek o ilimizi işaret etti

İzmir'de kuraklık ve yağış azlığı nedeniyle barajlardaki su seviyesi tükenme noktasına geldi. Bu nedenle içme ve kullanma suyunun büyük bölümü yer altı suyu kaynaklarından karşılanmaya başlandı. Ege Üniversitesi’nden (EÜ) Prof. Dr. Hüseyin Hüsnü Kayıkçıoğlu, İzmir'de su ihtiyacının yüzde 70'inin karşılandığı yer altı su kaynaklarının risk altında olduğunu belirtip, Suyu doğru yönetemezsek kullanabilecek suyumuz kalmayacak dedi.

İzmir'deki içme, kullanma ve sulamada kullanılan suyun yüzde 70'ini yer altı su kaynaklarından tedarik edildiğini aktaran Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof.

Dr.

Hüseyin Hüsnü Kayıkçıoğlu, Resmi kayıtlarda İzmir'de 94 bin, gayriresmi olarak bunun 4 katından daha fazla yer altı su kuyusunun bulunduğunu düşündüğümüzde yer altı su kaynaklarımızın İzmir'in geleceği için yeterli olmayacağını söyleyebiliriz dedi.'YER ALTI SU KAYNAKLARI BESLENEMEME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA'Yağış rejiminin düzensiz olmasının yer altı su kaynaklarının beslenememesi riskini doğurduğuna dikkati çeken Prof.

Dr.

Kayıkçıoğlu, Kentin yaklaşık yüzde 70'i beton.

Yağışlarla yeryüzüne ulaşan suyun, bu nedenle yer altı su kaynaklarına gidebilecek bir yeri kalmıyor.

Yağmur sularının yüzde 86'sı yüzey akışına geçiyor.

Yağışlardaki düzensizlik ve yer altı su kaynaklarına ulaşmadaki problemi nedeniyle yer altı su kaynakları beslenememe riskiyle karşı karşıya diye konuştu.

İzmir'de 15-20 yıl önce yer altı su kaynaklarına 50 metrede ulaşabilirken, şu anda 400-450 metrelere indiğini aktaran Prof.

Dr.

Kayıkçıoğlu, şehrin kuzeyindeki yer altı kaynaklarını Gediz Nehri'nin kirlettiğini söyledi.Prof.

Dr.

Kayıkçıoğlu, Şehrin doğu ve batısında da durum pek farklı değil.

Güneyde de Küçük Menderes Nehri'nin yarattığı kirlilik yer altı su kaynaklarının hem yetersiz beslenmesine hem de kirlilik yüküne maruz kalmasına sebebiyet veriyor.

Dolayısıyla metropoliten bölgedeki betonarme zeminin yüksek kullanımı ve yer altını besleyen nehirlerdeki kirlilik yükünü bir arada düşündüğümüzde gelecek pek de parlak gözükmüyor dedi.Kıyı bölgelerde özellikle şehrin batısında yer altı kaynaklarına deniz suyunun karıştığını aktaran Prof.

Dr.

Kayıkçıoğlu, bunun sulamada kullanılmasının toprakların tuzlanmasına neden olduğunu ve bitkisel üretimin azalma riskini de beraberinde getirdiğini söyledi.

Yer altı su kaynaklarına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Prof.

Dr.

Kayıkçıoğlu, Yer altı su kaynaklarına yağmur suyunu gönderebilmemiz için de toprağa ihtiyacımız var ifadelerini kullandı. 'YAĞMUR SUYU HASADI ZORUNLULUK HALİNE GETİRİLMELİ'Vatandaşların evlerinde su tasarrufu yapmalarının çok önemli olduğunu belirten Prof.

Dr.

Kayıkçıoğlu, “İkinci adım suyu kirletmemek.

Sanayide kullanılan suyun arıtma tesislerinden çıktıktan sonra derelere ya da nehirlere deşarjının yapılması gerekiyor.

Tarımda yüzde 65 oranında vahşi sulama yapılıyor, basınçlı sulamaya geçilmesi lazım.

İklime uygun üretim desenlerini ekmemiz gerekiyor.

Toprak yüzeyine gelen her damla su, yüzey akışa geçmeden toprağın içerisine girebilmeli.

Toprak yüzeyinin örtülmesi ve çıplak bırakılmaması ile suyun yer altı su kaynaklarına ulaşabileceği en önemli alanlar olan toprakların sağlığını korumada çok büyük öneme sahip dedi.Yağmur suyu hasadının zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof.

Dr.

Kayıkçıoğlu, Çatı suyu hasadı ve tarımsal alanlarda yağmur suyu hasadıyla birlikte hidrolojik döngüde kirlenmeyen suyu hem sulamada hem de yer altı sularını beslemede kullanabileceğiz diye konuştu.Prof.

Dr.

Kayıkçıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:“Yer altı sularını bu şekilde kullanmaya devam ettiğimiz anda başka bir B planımız yok.

Bu bizim için bir risk yönetimi.

Suyu doğru yönetemezsek kullanabilecek suyumuz kalmayacak.

Deniz suyu arıtımıyla ilgili projeler çok maliyetli.

Ufak ufak başlandı ancak 4,5 milyon nüfuslu İzmir'in su ihtiyacını karşılayabilecek bir noktada değil.

İlgili Sitenin Haberleri