Haber Detayı
Müze çekmecesindeki 37 milyon yıllık sır
Onlarca yıl önce bulunan ancak bir müzede sırasını bekleyen küçük kemikler, bilim dünyasını şaşkına çeviren antik bir türün habercisi çıktı. Bilim insanlarının "tuhaf" olarak tanımladığı bu gizemli yılan, bildiğimiz hiçbir evrimsel sınıfa tam olarak uymuyor.
İngiltere’nin güney kıyılarında yaklaşık 40 yıl önce gün yüzüne çıkarılan ancak bir müze çekmecesinde unutulan antik bir yılan fosili, bilim dünyasını şaşkına çeviren bir keşifle yeniden hayat buldu.
Polonya Bilimler Akademisi’nden Dr.
Georgios Georgalis’in Londra Doğa Tarihi Müzesi koleksiyonunda tesadüfen fark ettiği bu kalıntılar, bilimsel makalelere konu olacak kadar “tuhaf” bir türün habercisi haline geldi.
Henüz tam olarak gizemi çözülemeyen bu canlıya, barındırdığı çelişkili özellikler nedeniyle “Paradoksal Yılan” (Paradoxophidion richardoweni) ismi verildi.Fosil aslında 1981 yılında Hordle Cliff bölgesinde bulundu ancak onlarca yıl boyunca derinlemesine bir inceleme bekledi.
Elimizde bu yılana dair sadece 31 adet küçük omur kemiği bulunuyor.
Bir yılanın yüzlerce kemikten oluştuğu düşünülürse, bu sayı oldukça az.
Kafatası bulunamadığı için bu antik canlının neyle beslendiğini bilmek şimdilik imkansız olsa da, mevcut kemikler yepyeni ve daha önce hiç tanımlanmamış bir türle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.Evrimsel bir bilmece: Su yılanı mı, karada mı yaşıyor?Yaklaşık 37 milyon yıl öncesine tarihlenen bu yılan, paleontologları tam bir çıkmaza sürüklemiş durumda.
Çünkü fiziksel özellikleri, günümüzde birbirinden tamamen farklı gruplarda gördüğümüz anatomik yapıların bir karışımını sunuyor.
Bazı özellikleri bugün yaşayan su yılanlarını andırırken, diğer detaylar kara yılanlarıyla benzerlik gösteriyor.
Dr.
Georgalis, bu yılanın bilinen en eski su yılanı ailesine ait olabileceğini düşünse de, elimizdeki kanıtların henüz kesin bir aile bağını kanıtlamak için yetersiz olduğunu belirtiyor.
Şimdilik tek kesin sonuç, bu yılanın bildiğimiz hiçbir sınıfa tam olarak uymadığı gerçeği haline geldi.Bu keşif, İngiltere'nin geçmişine dair ilginç iklimsel gerçekleri de hatırlatıyor.
Bugünün serin ve yağmurlu İngiltere’sinin aksine, 37 milyon yıl önce bu bölge tropikal bir cenneti andırıyordu.
Ekvatora daha yakın olan ve atmosferdeki karbondioksit miktarının yüksek olduğu o dönemde, İngiltere topraklarında dev timsahlar, antik kaplumbağalar ve egzotik memeliler cirit atıyordu.
Bu tuhaf yılan da muhtemelen o sıcak bataklıkların veya ormanların bir parçasıydı.Müze çekmecelerinde hala incelenmeyi bekleyen binlerce kemik olduğu düşünülürse, yılanların evrimsel yolculuğuna dair daha pek çok “tuhaf” haberin yolda olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Dr.
Georgalis, müzenin kurucusu olan ve “Dinozor” kelimesini literatüre kazandıran Richard Owen'ın koleksiyonundaki diğer parçaları da mercek altına alarak bu gizemli evrimin peşine düşmeye devam edeceğini söyledi.