Haber Detayı

Dem Parti Grup Toplantısı... Tuncer Bakırhan: "Sayın Bahçeli, Parmak Sallayanları Görmek İstiyorsa Akşam ...
Güncel haberler.com
13/01/2026 14:24 (4 saat önce)

Dem Parti Grup Toplantısı... Tuncer Bakırhan: "Sayın Bahçeli, Parmak Sallayanları Görmek İstiyorsa Akşam ...

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin grup toplantısındaki konuşmasını eleştirerek, "Sayın Bahçeli, 'Kürtler ve Türkler kader ve kederde birliktedir' diyor. Kürtler de soruyor, 'Neden keder kısmı hep bize düşüyor' diyor. Hani ikisinde de ortaktık. Halep'tekinin kederi biraz da sizi ilgilendirsin. Halep'te IŞİD çeteleri ve rejim sivil Kürtlere saldırdığında bu ülkenin Savunma Bakanı değil mi 'Desteğe hazırız' diyen? Hani kederde ortaktık? Bir Kürt nasıl hissetsin? Sayın Bahçeli parmak sallayanları görmek istiyorsa lütfen bu akşam televizyon kanallarını açıp izlesin. Parmak sallayan bazı iktidar yöneticileri ve medyadaki yüzleri bizzat kendisi görecektir. Bizim uyarılarımız parmak sallama değil, barış için el uzatmaktır" ifadesini kullandı.

(TBMM) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin grup toplantısındaki konuşmasını eleştirerek, "Sayın Bahçeli, 'Kürtler ve Türkler kader ve kederde birliktedir' diyor.

Kürtler de soruyor, 'Neden keder kısmı hep bize düşüyor' diyor.

Hani ikisinde de ortaktık.

Halep'tekinin kederi biraz da sizi ilgilendirsin.

Halep'te IŞİD çeteleri ve rejim sivil Kürtlere saldırdığında bu ülkenin Savunma Bakanı değil mi 'Desteğe hazırız' diyen?

Hani kederde ortaktık?

Bir Kürt nasıl hissetsin?

Sayın Bahçeli parmak sallayanları görmek istiyorsa lütfen bu akşam televizyon kanallarını açıp izlesin.

Parmak sallayan bazı iktidar yöneticileri ve medyadaki yüzleri bizzat kendisi görecektir.

Bizim uyarılarımız parmak sallama değil, barış için el uzatmaktır" ifadesini kullandı.DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM'deki grup toplantısında İran'daki sokak protestolarına ilişkin "Bu itiraz İran'daki halkların, inançların ve ezilenlerin en temel ve meşru hakkıdır.

Rejim ise bu itirazlara yine dünyanın her yerinde olduğu gibi bildik araçlarla; copla, topla, gözaltıyla, cezaeviyle ve idam tehdidiyle müdahale ediyor.

Hiçbir iktidar, kendi yurttaşlarının iradesine rağmen asla kalıcı olamaz.

Ülkenin internetini, iletişimini komple keserek sessizlik karantinasına toplumu almakla sorunlar çözülmez" dedi."Demokrasi İran için bir beka tehdidi değil, aksine bir onurlu çıkış yoludur"Bakırhan, şunları kaydetti: "Şalterleri indirerek kimse meşruiyet üretemez.

Ülkeyi açık hava hapishanesine çevirmek de sorunları çözemez.

Demokrasi İran için bir beka tehdidi değil, aksine onurlu çıkış yoludur.

İran'ın ve Ortadoğu'nun geleceği copların ve darağaçların gölgesinde asla kurulamaz.

Kürt'ün, Fars'ın, Azeri'nin, Beluc'un, kadınların ve gençlerin eşit yurttaş olduğu, demokratik zeminle kurulabilir. 21'inci yüzyılın siyasi formülü şudur, demokratik rejimler tüm tehditlere rağmen ayakta kalır.

Bugüne kadar müdahale edilip de parçalanan, çatışma ve kaos içerisine giren tek bir demokratik rejim söyleyebilir misiniz?

Yok ama demokratik olmayan ve iç barışını sağlamayan rejimler bu kuralsız, hukuksuz dünyada darmadağın olma riskini hep barındırıyor, barındırmaya devam edecek."Terörist arıyorsanız IŞİD amblemiyle oradaki sivillere saldıran, katleden o paramiliter güçlere bakın"Son 10 gündür hepimizin gözü kulağı Şeyh Maksut'ta ve Eşreffiye mahallelerindeydi.

Dünya, Venezuela ve Karayipler'deki haydutları konuşurken yanıbaşımızda Halep'te sessiz bir soykırım provası yapıldı, yapılmaya devam ediliyor.

Şam rejimi ve Türkiye'nin güdümündeki çeteler IŞİD'in yarım bıraktığı işi tamamlamak üzere harekete geçtiler.

Şeyh Maksud ve Eşrefiye'nin 100 yıllık sakinlerine terörist diyorlar.

Bunu diyenler gerçeği çarpıtıyor, algı oluşturuyor.

Yalan söylüyor.

Oysa canlı yayınlarda IŞİD'in mahallelere akın ettiğini gördük.

Televizyon kanalları gösterdi.

Terörist arıyorsanız IŞİD amblemiyle sivillere saldıran, katleden o paramiliter güçlere bakın.

Asla sessiz kalmayacağız.

Asla bu katliamı günahları yapmayacağız.

Biz bu zihniyeti tanıyoruz.

Yeter artık.Kim olursa olsun Kürtleri soykırım kıskacında tutarak çürümüş rejimlerinizi asla ayakta tutamayacaksınız.

Kürt'e soykırım salık vererek siyasi hesaplarınızı asla gerçekleştiremeyeceksiniz çünkü biz izin vermeyeceğiz.

Suriye'nin sorunu topraklarını savunan Kürtler değil.

Suriye'nin sorunu inançlarını koruyan Aleviler, Dürziler değildir.

Evet, Suriye'nin sorunu var.

Suriye'nin sorunu selefi, tekçi, ırkçı yönetim anlayışıdır.

Kürt'ü, Alevi'yi, Dürzi'yi tanımayan, reddeden yönetim anlayışıdır.

Kürt anasını görmesin diye tüm imkanlarını seferber eden iflas etmiş akıldır.İnsanlıktan nasibini almamış çeteler Halep'in Kürt ve Süryani mahallelerine saldırdığında BM Genel Sekreterliği itidal çağrısı yaptı.

AB'den, Kanada'dan açıklamalar geldi.

Kürdistan Bölgesel Yönetiminden sağduyu çağrıları yapıldı.

Peki, kim rejime hemen destek vermeye hazırız dedi?

Dünyadan sağduyu ve itidal çağrıları yapılırken Türkiye Milli Savunma Bakanlığı rejime 'Bizi çağırırsan Halep'e girmeye, Kürtleri dövmeye, sürmeye orada seninle birlikte çalışmaya varız' dedi.

Bunu kabul etmiyoruz.

O Savunma Bakanı Türkiye'nin Savunma Bakanı'dır. 20-25 milyonun yaşadığı bu ülkede bizleri de temsil ediyor.

Sadece birkaç dakika empati yapsın Sayın Bakan.

Kendinizi Türkiye'de yaşayan bir Kürt'ün yerine koyun.

Bu manzara size ne anlatır?

Bu manzara karşı açısında hangi duyguları taşırsınız?

Tankı dayamışlar.

Hastaneleri vuruyorlar.

Camileri vuruyorlar.

Kadınlar, çocuklar o toz dumanın içerisinden nereye kaçacağını bilmiyor.

Bir de Kürt'e akıl veriyor.

Ne yaparsın ya?

Biraz vicdan Kürt ne yapsın?

Yetmedi mi?

Ne istiyorsunuz Kürt?"Gazze'ye ağlayıp Halep'e alkış çalan her kimse iflah olmaz bir Kürt düşmanıdır"Tek derdi Kürt'e dönük saldırılar gerçekleştirmek isteyenlere soruyoruz çünkü bazıların başka derdi yok.

Şam'ın 50 kilometre ötesinde Golan'da başka ülkelerin bayrakları dalgalanırken İsrail Şam'ın göbeğinde binanızı bombalarken görünmez olan o egemenliğiniz neden söz konusu Kürtler olunca bir anda görünmüyor oluyor?

Halep'te hastaneler vuruldu.

Yerleşim yerleri ağır silahlarla dövüldü.

Yüz binler, günlerce aç susuz bırakıldı.

İsrail'in Gazze'de uyguladıkları dün ve önceki günlerde Kürtlere karşı Şeyh Maksud ve Eşrefiye'de uygulandı.

Gazze için gözyaşı döküp ertesi gün Halep'i Gazzeleştirmeye çalışanların ikiyüzlülüğünü hepimiz görüyoruz.

Gazze'ye ağlayıp Halep'e alkış çalan her kimse iflah olmaz bir Kürt düşmanıdır."Halep'teki bu insanlık suçuna sessiz kalmak IŞİD zihniyetine onay vermektir"Paris'te İsrail'le istihbarat anlaşmaları yapıp Halep'te Kürt'ün kafasına bomba yağdırmak anti-Kürt mutabakatının en kirli halidir.

Hani Kürtler İsrail'le ilişki içindeymiş.

İsrail onları destekliyormuş.

Utanın ya Paris'te İsrail'le mutabakat yapan Kürtler midir ya?

Bir de utanmadan bunu söylüyorsunuz.

Yalancı algıcılar.

Bunların derdi ne İsrail'in genişlemesidir, ne İran'ın güçlenmesidir.

Ne IŞİD'in canlanmasıdır.

Bunların tek bir derdi var.

Nedir?

Kürt düşmanlığı.

Allah başınıza inşallah Kürt kadar taş düşürsün.

IŞİD armalı çetelerle sivillere saldırmak, hastaneleri vurmak cinayettir, katliamdır.

Buna göz yumanlar, destek verenler onun ortağıdır.

Çağrımız herkesedir.

Halep'teki bu insanlık suçuna sessiz kalmak IŞİD zihniyetine onay vermektir.

Suriye halklarının ve Kürtlerin geleceği bu kanlı pazarlık masalarında değil halkların onurlu direnişinde ve demokratik birliğinde yazılacaktır.

Suriye'nin geleceğini o kirli masalarda yazamazsınız.

Bir an önce oraya giriş ve çıkışların yapılması için insani koridorlar açılmalıdır.

Rehin alınan insanlar serbest bırakılmalıdır.

Sivillerin ve sağlık merkezlerine yönelik saldırılar bağımsız bir biçimde soruşturulmalıdır.

Birleşmiş Milletler her ne kadar zayıflamışsa da bu kuralsız dünyada Halep'te rolünü oynamalıdır."10 Mart Mutabakatına uymayan Şam Yönetiminin kendisidir"Biraz önce Sayın Bahçeli'yi dinledik.

Halep ve partimiz konusunda çeşitli değerlendirmeleri oldu.

Birincisi siyasette olması gerekenlere değil olanlara bakalım.

Yani Halep'teki bu vahşete bakalım.

Buradan bakıldığında 10 Mart Mutabakatına uymayan SDG değil, Kürtler değil, rejimdir açık ve net ortadadır.

Daha 1 Nisan anlaşmasıyla SDG Halep mahallelerindeki ağır silahlarını çekmedi mi?

Silahlı militanlarını çekmedi mi?

Buna rağmen eğer oraya saldırılıyorsa 10 Mart Mutabakatına uymayan Şam yönetiminin kendisidir.

Onu destekleyenlerdir.

Ona ceza verenlerdir, yol açanlardır.

İkincisi daha kısa süre önce Alevilere, Dürzilere açık katliam yapanlar bugün Kürtlere yönünü çevirmiştir.

Bu da somut bir gerçek değil mi?

Biz buna sessiz kalmayacağız Sayın Bahçeli.

Size düşen oradaki Kürtlerin hakkını, hukukunu müdafaa etmektir.

Türk-Kürt kardeşliği diyorsunuz, alın size fırsatı.Sayın Bahçeli, 'Kürtler ve Türkler kader ve kederde birliktedir' diyor.

Kürtler de soruyor, 'Neden keder kısmı hep bize düşüyor' diyor.

Hani ikisinde de ortaktık.

Halep'tekinin kederi biraz da sizi ilgilendirsin.

Halep'te IŞİD çeteleri ve rejim sivil Kürtlere saldırdığında bu ülkenin Savunma Bakanı değil mi?

Desteğe hazırız diye hani kederde ortaktık?

Siz söyleyin.

Bir Kürt nasıl hissetsin?

Bu durumda ne yapsın?

Ne dersin?

Kürtler Ankara'da, Şam'da çözümü ararken Halep'te katliamla yüz yüze bırakılmasının bir izahı var mıdır?

Türkiye'nin herhangi bir vatandaşının tırnağı kanasa emin olun yüreğimizde hissediyoruz.

Öyle duyarlı insanlarız.

Peki bir Kürt kadını katledilerek binadan aşağı atıldığında buna da bir tepki vermek gerekmiyor mu?

Bunu eleştirmek gerekmiyor mu?

Milyonların lanetlediği bu ahlaksızlığı ifade etmek mi Türkiyelileşmeye halel getiriyor?

Sayın Bahçeli haklı bir şey söyledi.

Sayın Öcalan'ın rolünü vurguladı.

Biz de soruyoruz.

Mesela 40 günü aşkındır Sayın Öcalan'la bir görüşme yok.

Bir yıldır rolü oynayacağı koşulların oluşması için çağrı yapıyoruz ama ortada henüz bir şey yok ya da bizim bildiğimiz bir şey yok.

Diyoruz ki artık Sayın Öcalan'ın özgür yaşam ve iletişim koşullarının sağlanması gerekmiyor mu?Son olarak DEM Parti elbette sürecin sağlığı ve selameti için kalıcı bir barış için önerileri olur ve olacaktır.

Sayın Bahçeli parmak sallayanları görmek istiyorsa lütfen bu akşam geçmişi bir kenara bırakalım.

Televizyon kanallarını açıp izlesin.

Parmak sallayan bazı iktidar yöneticileri ve medyadaki yüzleri bizzat kendisi görecektir.

Bizim uyarılarımız parmak sallama değil, barış için el uzatmaktır.

Bunu artık anlayın.

Suriye'de bu şekilde bir siyasetle yol alınmaz.

Demokrasi ve birlik sağlanamaz.

Kürt'ü döverek, öldürerek, sürgün ederek Suriye'nin birliğini nasıl sağlayacaksın?

O anlamda başta Türkiye bölge ülkelerinin bu sürece pozitif katkı vermesi çağrısını yaptık, yapmaya devam ediyoruz.

Ortak kader ortak yaşamdan geçer.

Sağduyudan, empatiden geçer.

DEM Parti olarak 27 Şubat çağrısının arkasındayız.

Çözümden, barıştan yanayız.

Sorumluluk sahibi olan yürütme erki de mecliste artık somut adımlar atarak bunun arkasında durduğunu pratik adımlarla kanıtlasın lütfen."Emeklilere ekmek, simit, patates, makarna alsam bile yetmeyecek bir parayı öneriyorlar"İktidar, 'en düşük emekli maaşı 20 bin lira olsun' diyor.

Tamam olsun ya bir zahmet.

Bu kadar uzmanınız, çalışanınız, bakanınız, bürokratınız var.

Bari bu 20 bin lirayla bir ayın sonu nasıl getiriliyor?

Hiç olmazsa onun da bir çalışmasını yürütün.

Bu devirde 20 bin lirayla geçinilir mi ya?

Ekmek, simit, patates, makarna alsam bile yetmeyecek bir parayı öneriyorlar.

Biz bunu kabul etmiyoruz.

Bunu reddediyoruz.

Emekli yurttaşlarımızın, arkadaşlarımızın dün de bugün de yarın da yanında olacağımızı belirtiyoruz.

Savaşa hep birlikte hayır desek, Kürt düşmanlığına karşı birlikte durursak, demokrasi ve hukuk istersek emin olun en düşük emekli maaşı değil 20 bin lira, değil önerdiğimiz 49 bin lira daha yükseği olur.14 Ocak tarihinde KESK tarafından Türkiye genelinde iş bırakma eylemi kararı alındı.

Yeni yeni yıla girer girmez iğneden ipliğe yapılan zamlara karşı kamu emekçilerine verilecek maaşın artık hiçbir değeri kalmamıştır.

KESK emekçilerinin zam ve gösterge başta olmak üzere haklı taleplerinin tümünü destekliyoruz. 14 Ocak tarihinde de tüm gücümüzle destek vereceğimizi bir kez daha buradan belirttiyorum.

Bütün üyelerimizi, vekillerimizi, çalışanlarımızı KESK'in yarın yapacağı etkinliğe aktif bir şekilde katılmasını da buradan çağrısını yapıyorum."Bütün partiler Kürt meselesini hukuki zemine taşıyacak adımlar konusunda cesur olmalıdır"Suriye'de çözümün yolu anti-Kürt siyasetinin bitmesinden Türkiye'de demokrasinin yolu da barışın ciddiyetle sahiplenmesinden geçiyor.

Bu bağlamda barışa giden yolda Meclis'in masasında duran ortak raporu önemsediğimizi belirtmek istiyorum.

Ortak rapor, bu ülkenin ortak geleceğinin pusulası olmalıdır.

Gelin bu pusulaya çekinerek değil hakiki ve cesur bir uzlaşıyla el birliğiyle sarılalım çünkü çözümde ortaklaşmak hepimize kazandıracaktır.

Bütün partiler Kürt meselesini hukuki zemine taşıyacak adımlar konusunda cesur olmalıdır.

En başta ana muhalefet partisi.

Çerçeve yasasını ve demokrasi yasasını bir an önce artık ülkemizde çıkarmalıyız.

Herkes buna katkı sunmalıdır.

DEM Parti olarak barışa ulaşmak için her türlü çabanın içerisinde olacağız."

İlgili Sitenin Haberleri