Haber Detayı
Satışlar büyüdü, kâr eridi 2026 dayanıklılık yılı olacak
Perakende sektörü, nominal büyüme rakamları ile reel kârlılık arasındaki makasın açıldığı bir yılı geride bıraktı. 2025 yılını 13 trilyon TL’lik bir hacimle kapatan sektörde, satışlar enflasyon odaklı olarak yüzde 10-15 artsa da bu durum gerçek kârlılığa yansımadı. Gıda perakendesinde kârlılık oranları yüzde 1,9’lara geriledi. E-ticaretin toplam perakendedeki payı ise yüzde 19’a yükseldi.
Nurdoğan A.
ERGÜNPerakende sektörü, 2025’i yüzde 35-40 bandında bir nominal büyüme ve 13 trilyon TL’yi aşan pazar hacmiyle tamamladı.
Ancak bu büyümenin arkasındaki itici güç, hacim artışından ziyade enflasyon oldu.
Bu nedenle 2025 yılı sektör için büyüme rakamları ile karlılık baskısı arasındaki makasın açıldığı, ‘hissedilen büyüme’den ziyade maliyet yönetimi mücadelesiyle geçti.Sadece gıda perakendesinde bile karlılık oranları, yüzde 2.2’den yüzde 1.9’lara geriledi.
TÜİK verilerine göre perakende satış hacmi yıl genelinde yıllık bazda yüzde 10 ile yüzde 15 arasında artışlar gösterdi.
Ancak bu artışın büyük bir kısmı enflasyon ve düşük baz etkisinden kaynaklandı.Geçen yıl organize perakende sektörünün en önemli gündem maddesi ‘fahiş’ kiralar olmaya devam etti.
Yıl boyunca kira konusunu sık sık gündeme taşıyan Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, ‘yüksek maliyet kıskacı’ ve ‘ yasal düzenleme ihtiyacı’ ekseninde 2026’ya giren sektörün bir numaralı gündem maddesinin kira maliyetleri olduğuna dikkat çekti.Nitekim BMD’nin üyeleri arasında düzenli olarak yaptığı anket sonuçları da üyelerin yüzde 91’inin fahiş kira artışlarından şikayetçi olduğunu gösteriyor.
Perakendeciler, mağaza kiralarındaki bu artışın doğrudan ürün birim maliyetine yansıdığını ve bunun da tüketici fiyatlarını yukarı çektiğini ifade ediyor.AVM’lerde ‘lüks segment’ sırası2025, ticari gayrimenkullerde kira artış oranlarının serbest kalmasıyla AVM yönetimleri ve perakendecilerin karşı karşıya geldiği bir yıl oldu. 10 yıllık sözleşme süresi dolan mağazalarda yüzde 300 ile 500 arasında artış talepleri yaşandı.
AVM yatırımcıları ve markalar arasındaki arabuluculuk görüşmeleri rekor seviyeye ulaştı.
Öte yandan AVM’lerin içindeki perakende alanı payı azalırken sağlık merkezleri, ortak çalışma alanları, spor salonları ve çocuk oyun alanlarının payı toplam alanın yüzde 30’una kadar çıktı.Giyim perakendesindeki daralmaya karşılık, yeme-içme katları AVM’lerin motor gücü oldu.
Orta segment AVM’lerde boşluk oranları yüzde 10-15’lere çıkarken, lüks segment markaların yer aldığı AVM’lerde “bekleme listeleri” oluştu.
AVM içerisinde “gurme market” ve “gastronomi pazarı” konseptleri öne çıktı.
Maliyetleri karşılayamayan bazı orta ölçekli ve Anadolu’daki AVM’ler konkordato sürecine girdi.
Sektörde büyük bir konsolidasyon yaşandı.Sepetteki iki üründen biri özel markalıYüksek enflasyonla birlikte düşen alım gücü, perakendede pazarın dengelerini değiştirdi.
İndirim marketlerinin domine ettiği özel markalı ürünlerin, perakende pazarından cirosal anlamda aldığı pay yüzde 30 iken, adetsel olarak yüzde 50’ye çıktı.
Bu da marketlerde sepete giren her iki üründen birinin özel markalı ürün olduğunu gösteriyor.TÜSİAD’ın Perakende Pazarının Geleceği ve Küresel Trendler 2025 raporuna göre, enflasyon tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını değiştirmesine neden olurken, tüketiciler marka bağlılıklarını azaltarak sağlık ve değer odaklı ürünlere yöneliyor.
Rapora göre, tüketicilerin yüzde 67’si, özel markalı ürünlerin ihtiyaçlarını markalar kadar iyi karşıladığını söylüyor.Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Yönetim Kurulu Başkanı Alp Önder Özpamukçu, enflasyon dönemlerinde private label ürünlerin üretimlerinin arttığını söyledi.
EY (Ernst & Young) tarafından yayımlanan Geleceğin Tüketicisi Endeksi’ne göre de tüketicilerin yüzde 67’si özel markalı ürünlerin ihtiyaçlarını karşıladığını düşünüyor.
MÜSİAD ve GPD gibi kuruluşların rapor sonuçları market raflarındaki her 10 üründen 4’ünün marketin kendi markası olduğunu ortaya koyuyor.Gıda perakendesinde enflasyon etkisiPerakende sektörünün en önemli kollarından biri olan gıda perakendeciliği 2025 yılında enflasyona takılan alanlardan biri. 2 trilyon TL’ye ulaşan ciro hacmi ve 465 bini aşan istihdam gücüyle kayıtlı ekonomiye önemli katkılar sağlayan bu sektör, aynı zamanda tarladan tüketiciye uzanan tedarik zincirinde kalite güvencesi ve izlenebilirlik standartlarını oturtmaya çalışıyor.Türkiye’de organize gıda perakendesi, modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olsa da, Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu’nun ifadesiyle sektör son yıllarda artan maliyet baskıları nedeniyle büyüme potansiyelini tam olarak kullanamıyor.Özpamukçu, 2025 büyümesinin ise enflasyon paralelinde gittiğini söyledi. “Organize gıda perakendesi ülkemizde halen yüzde 45 pazar payına sahip.
Bu seviye gelişmiş ülkelerin çok gerisinde” diyen Özpamukçu, birçok kalemde maliyetlerdeki artışın enflasyonun üzerinde gerçekleşmesinin sektörün daha da büyümesinde zorluklar yarattığına işaret etti.
Sektörde, yeni mağaza açma hızının yüzde 5 seviyelerine geriledi.2026 verimlilik ve dayanıklılık yılı2025 yılını “hacim olarak büyük, kâr olarak dar” bir şekilde geçiren perakende sektörü açısından 2026 yılı büyüme rakamlarından ziyade dijital dönüşümle verimliliğin odağa alınacağı bir yıl olarak görülüyor.
Analizlere göre, ulaştırma ve bankacılıkla birlikte bu yıl ‘pozitif’ ayrışması beklenen perakende için 2026, “dayanıklılık, verimlilik ve dijital olgunluk” yılı olacak.
Sektörel durum analizleri, 2025’teki maliyet baskısı ve talep daralmasından sonra, 2026’nın perakendeciler için oyunun kurallarının yeniden yazıldığı bir dönem olacağına işaret ediyor.Sektör analistleri, politika faizinin yüzde 25-28 bandına inmesi ve tüketici kredilerindeki maliyetin düşmesiyle, taksitli alışverişe dayalı sektörlerin bir miktar canlanabileceğine dikkat çekiyor.
OVP’de öngörüldüğü gibi enflasyonun yüzde 20-22 bandına gerilemesi de fiyat istikrarı için olumlu bir gösterge olacak.
Ancak analistler, “enflasyon sayesinde ciro artırma” döneminin biteceğine, reel büyüme için adet bazlı satış gerekeceğini vurguluyorlar.Analistlere göre, 2026 parayı nakitte tutabilen, veriyi doğru okuyan ve yapay zekayı operasyonlarına dahil eden perakendecilerin kazandığı, “eski usul” büyümeye çalışanların ise elendiği bir yıl olacak.
BMD Başkanı Sinan Öncel, kira ve işçilik maliyetlerine çözüm bulunmazsa birçok marka için mağaza kapatma ve istihdam kaybı riskinin kapıda olduğunu sık sık dile getiriyor.E-ticaret perakendenin büyüyen gücü oldu Geçen yıl, yüzde 50 büyüyerek genel perakende içindeki payını yüzde 19 seviyelerine taşıyan e-ticaret sektörü, 2026 yılına sadece bir ‘satış kanalı’ olarak değil, ekonominin ana omurgası olarak girdi.
Türkiye, e-ticaretin genel ticarete oranında dünyada üst sıralara tırmanırken, sektörde kurallar yeniden yazılıyor.
Sektörel dağılımda, gıda ve kişisel bakım ürünleri e-ticaretin en hızlı büyüyen kategorileri oldu.Tüketici artık sadece elektronik veya giyim değil, haftalık mutfak alışverişini de tamamen dijital kanallara kaydırdı.
Ocak 2026 itibarıyla yurt dışı menşeli (özellikle Uzak Doğu) platformların düşük maliyetli ürünlerine gelen ek vergiler, yerli e-ticaret oyuncularının pazar payını korumasını sağladı.Türkiye e-ticaret pazarı 2025 yılını, bir önceki yıla göre nominal bazda yaklaşık yüzde 70-80 oranında bir artışla tamamladı. 2024 verileri (1,85 trilyon TL) baz alındığında, 2025 sonu itibarıyla pazar hacminin 3,3 trilyon TL ile 3,5 trilyon TL bandına yerleştiği görülüyor.
Sipariş adedi bazında ise yıllık 6,5-7 milyar adet barajı aşıldı. 2026 yılında e-ticarette yüzde 22’lik bir büyüme ile hacmin 5 trilyon TL’yi aşması bekleniyor.Tüketici, ‘indirim avcısı’ ve daha akılcıÇeşitli sektör raporlarına göre, 2025 yılında tüketicilerin yüzde 80’den fazlası alışveriş kararlarını indirimlere göre verdi.
Bu durum perakendeciler için “sürekli kampanya yapma zorunluluğu” gibi bir sonuç yarattı.
Yine tüketicilerin yüzde 80’e yakını “sadece ihtiyacım olanı alırım” derken, daha seçici davrandığı görüldü.
Tüketici, marka sadakatinden ziyade “fiyat fayda” dengesine sadık kaldı.Yapay zeka satın almayı %41 artırıyorPerakendede tüketici davranışlarını şekillendiren başka bir gelişme de deneyim mağazacılığı ve yapay zeka.
Yapay zeka artık sadece bir teknoloji aracı değil, temel bir satış aracı.
Yapay zeka destekli sistemler, Türkiye’deki tüketicilerin satın alma olasılığını yüzde 41 oranında artırıyor. 2026’da artırılmış gerçeklik ile ürün deneme kabinleri, akıllı raflar ve robotik asistanlar mağazalarda daha sık görülecek.
İnternetten alıp mağazadan teslim alma modeli, lojistik maliyetlerini düşürmek isteyen perakendeciler için ‘altın standart’ haline gelecekSektördeki riskler ve fırsatlarKira ve işçilik: Asgari ücret artışları ve ciro bazlı kira modelleri kârlılığı en çok zorlayan unsur olmaya devam edecek.Mağaza verimliliği: Sektör “ne kadar büyüyoruz?” sorusundan “ne kadar verimliyiz?” sorusuna geçecek.
Verimsiz mağazalar hızla kapatılacak.Gıda enflasyonu: Tarımsal arz sorunları nedeniyle gıda fiyatları manşet enflasyonun üzerinde kalabilir, bu da marketlerin kâr marjını baskılayabilir.Yeşil dönüşüm: Sürdürülebilirlik raporlaması ve atık yönetimi, 2026’da sadece küresel markaların değil, yerel zincirlerin de ana maliyet kalemlerinden biri olacak.