Haber Detayı

Satışlar büyüdü, kâr eridi 2026 dayanıklılık yılı olacak
Sektör haberleri dunya.com
14/01/2026 00:00 (1 saat önce)

Satışlar büyüdü, kâr eridi 2026 dayanıklılık yılı olacak

 Perakende sektörü, nominal büyüme rakamları ile reel kârlılık arasındaki makasın açıldığı bir yılı geride bıraktı. 2025 yılını 13 trilyon TL’lik bir hacimle kapatan sektörde, satışlar enflasyon odaklı olarak yüzde 10-15 artsa da bu durum gerçek kârlılığa yansımadı. Gıda perakendesinde kârlılık oranları yüzde 1,9’lara geriledi. E-ticaretin toplam perakendedeki payı ise yüzde 19’a yükseldi.

Nurdoğan A.

ERGÜNPerakende sektörü, 2025’i yüzde 35-40 bandında bir nominal büyüme ve 13 trilyon TL’yi aşan pazar hac­miyle tamamladı.

Ancak bu bü­yümenin arkasındaki itici güç, hacim artışından ziyade enflas­yon oldu.

Bu nedenle 2025 yı­lı sektör için büyüme rakamla­rı ile karlılık baskısı arasında­ki makasın açıldığı, ‘hissedilen büyüme’den ziyade maliyet yö­netimi mücadelesiyle geçti.Sa­dece gıda perakendesinde bile karlılık oranları, yüzde 2.2’den yüzde 1.9’lara geriledi.

TÜİK verilerine göre perakende satış hacmi yıl genelinde yıllık bazda yüzde 10 ile yüzde 15 arasında artışlar gösterdi.

Ancak bu artı­şın büyük bir kısmı enflasyon ve düşük baz etkisinden kaynak­landı.Geçen yıl organize perakende sektörünün en önemli gündem maddesi ‘fahiş’ kiralar olma­ya devam etti.

Yıl boyunca kira konusunu sık sık gündeme ta­şıyan Birleşmiş Markalar Der­neği (BMD) Başkanı Sinan Ön­cel, ‘yüksek maliyet kıskacı’ ve ‘ yasal düzenleme ihtiyacı’ ek­seninde 2026’ya giren sektörün bir numaralı gündem maddesi­nin kira maliyetleri olduğuna dikkat çekti.Nitekim BMD’nin üyeleri arasında düzenli olarak yaptığı anket sonuçları da üye­lerin yüzde 91’inin fahiş kira ar­tışlarından şikayetçi olduğu­nu gösteriyor.

Perakendeciler, mağaza kiralarındaki bu artışın doğrudan ürün birim maliyeti­ne yansıdığını ve bunun da tü­ketici fiyatlarını yukarı çektiği­ni ifade ediyor.AVM’lerde ‘lüks segment’ sırası2025, ticari gayrimenkuller­de kira artış oranlarının serbest kalmasıyla AVM yönetimleri ve perakendecilerin karşı karşıya geldiği bir yıl oldu. 10 yıllık söz­leşme süresi dolan mağazalarda yüzde 300 ile 500 arasında ar­tış talepleri yaşandı.

AVM yatı­rımcıları ve markalar arasında­ki arabuluculuk görüşmeleri re­kor seviyeye ulaştı.

Öte yandan AVM’lerin içindeki perakende alanı payı azalırken sağlık mer­kezleri, ortak çalışma alanla­rı, spor salonları ve çocuk oyun alanlarının payı toplam alanın yüzde 30’una kadar çıktı.Giyim perakendesindeki daralma­ya karşılık, yeme-içme katları AVM’lerin motor gücü oldu.

Or­ta segment AVM’lerde boşluk oranları yüzde 10-15’lere çıkar­ken, lüks segment markaların yer aldığı AVM’lerde “bekleme listeleri” oluştu.

AVM içerisin­de “gurme market” ve “gastro­nomi pazarı” konseptleri öne çıktı.

Maliyetleri karşılayama­yan bazı orta ölçekli ve Anado­lu’daki AVM’ler konkordato sü­recine girdi.

Sektörde büyük bir konsolidasyon yaşandı.Sepetteki iki üründen biri özel markalıYüksek enflasyonla birlikte dü­şen alım gücü, perakendede paza­rın dengelerini değiştirdi.

İndirim marketlerinin domine ettiği özel markalı ürünlerin, perakende pa­zarından cirosal anlamda aldığı pay yüzde 30 iken, adetsel olarak yüzde 50’ye çıktı.

Bu da marketler­de sepete giren her iki üründen bi­rinin özel markalı ürün olduğunu gösteriyor.TÜSİAD’ın Peraken­de Pazarının Geleceği ve Küresel Trendler 2025 raporuna göre, enf­lasyon tüketicilerin alışveriş alış­kanlıklarını değiştirmesine neden olurken, tüketiciler marka bağlı­lıklarını azalta­rak sağlık ve de­ğer odaklı ürün­lere yöneliyor.

Rapora göre, tüketicilerin yüzde 67’si, özel markalı ürünlerin ihti­yaçlarını mar­kalar kadar iyi karşıladığını söylüyor.Gı­da Perakende­cileri Derneği (GPD) Yönetim Kurulu Başkanı Alp Önder Özpamukçu, enflasyon dönemlerinde private label ürün­lerin üretimlerinin arttığını söyle­di.

EY (Ernst & Young) tarafından yayımlanan Geleceğin Tüketici­si Endeksi’ne göre de tüketicile­rin yüzde 67’si özel markalı ürün­lerin ihtiyaçlarını karşıladığını düşünüyor.

MÜSİAD ve GPD gibi kuruluşların rapor sonuçları mar­ket raflarındaki her 10 üründen 4’ünün marketin kendi markası olduğunu ortaya koyuyor.Gıda perakendesinde enflasyon etkisiPerakende sektörünün en önemli kollarından biri olan gıda perakendeciliği 2025 yılında enf­lasyona takılan alanlardan biri. 2 trilyon TL’ye ulaşan ciro hacmi ve 465 bini aşan istihdam gücüyle ka­yıtlı ekonomiye önemli katkılar sağlayan bu sektör, aynı zamanda tarladan tüketiciye uzanan teda­rik zincirinde kalite güvencesi ve izlenebilirlik standartlarını oturt­maya çalışıyor.Türkiye’de organi­ze gıda perakendesi, modern ya­şamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olsa da, Gıda Perakende­cileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu’nun ifadesiy­le sektör son yıllarda artan mali­yet baskıları nedeniyle büyüme potansiyelini tam olarak kullana­mıyor.Özpamukçu, 2025 büyü­mesinin ise enflasyon paralelin­de gittiğini söyledi. “Organize gı­da perakendesi ülkemizde halen yüzde 45 pazar payına sahip.

Bu seviye gelişmiş ülkelerin çok geri­sinde” diyen Özpamukçu, birçok kalemde maliyetlerdeki artışın enflasyonun üzerinde gerçekleş­mesinin sektörün daha da büyü­mesinde zorluklar yarattığına işa­ret etti.

Sektörde, yeni mağaza aç­ma hızının yüzde 5 seviyelerine geriledi.2026 verimlilik ve dayanıklılık yılı2025 yılını “hacim olarak bü­yük, kâr olarak dar” bir şekilde ge­çiren perakende sektörü açısın­dan 2026 yılı büyüme rakamla­rından ziyade dijital dönüşümle verimliliğin odağa alınacağı bir yıl olarak görülüyor.

Analizlere göre, ulaştırma ve bankacılıkla birlikte bu yıl ‘pozitif’ ayrışması beklenen perakende için 2026, “dayanık­lılık, verimlilik ve dijital olgun­luk” yılı olacak.

Sektörel durum analizleri, 2025’teki maliyet baskısı ve talep daralmasın­dan sonra, 2026’nın peraken­deciler için oyunun kuralları­nın yeniden yazıldığı bir dönem olacağına işaret ediyor.Sektör analistleri, politika faizinin yüzde 25-28 bandına inmesi ve tüketici kredilerindeki maliyetin düşme­siyle, taksitli alışverişe dayalı sek­törlerin bir miktar canlanabilece­ğine dikkat çekiyor.

OVP’de öngö­rüldüğü gibi enflasyonun yüzde 20-22 bandına gerilemesi de fiyat istikrarı için olumlu bir gösterge olacak.

Ancak analistler, “enflas­yon sayesinde ciro artırma” dö­neminin biteceğine, reel büyüme için adet bazlı satış gerekeceği­ni vurguluyorlar.Analistlere gö­re, 2026 parayı nakitte tutabilen, veriyi doğru okuyan ve yapay ze­kayı operasyonlarına dahil eden perakendecilerin kazandığı, “eski usul” büyümeye çalışanların ise elendiği bir yıl olacak.

BMD Baş­kanı Sinan Öncel, kira ve işçilik maliyetlerine çözüm bulunmazsa birçok marka için mağaza kapatma ve istihdam kaybı ris­kinin kapıda oldu­ğunu sık sık dile getiriyor.E-ticaret perakendenin büyüyen gücü oldu Geçen yıl, yüzde 50 büyüyerek genel perakende içindeki payını yüzde 19 seviyelerine taşıyan e-ticaret sektörü, 2026 yılına sadece bir ‘satış kanalı’ olarak değil, ekonominin ana omurgası olarak girdi.

Türkiye, e-ticaretin genel ticarete oranında dünyada üst sıralara tırmanırken, sektörde kurallar yeniden yazılıyor.

Sektörel dağılımda, gıda ve kişisel bakım ürünleri e-ticaretin en hızlı büyüyen kategorileri oldu.Tüketici artık sadece elektronik veya giyim değil, haftalık mutfak alışverişini de tamamen dijital kanallara kaydırdı.

Ocak 2026 itibarıyla yurt dışı menşeli (özellikle Uzak Doğu) platformların düşük maliyetli ürünlerine gelen ek vergiler, yerli e-ticaret oyuncularının pazar payını korumasını sağladı.Türkiye e-ticaret pazarı 2025 yılını, bir önceki yıla göre nominal bazda yaklaşık yüzde 70-80 oranında bir artışla tamamladı. 2024 verileri (1,85 trilyon TL) baz alındığında, 2025 sonu itibarıyla pazar hacminin 3,3 trilyon TL ile 3,5 trilyon TL bandına yerleştiği görülüyor.

Sipariş adedi bazında ise yıllık 6,5-7 milyar adet barajı aşıldı. 2026 yılında e-ticarette yüzde 22’lik bir büyüme ile hacmin 5 trilyon TL’yi aşması bekleniyor.Tüketici, ‘indirim avcısı’ ve daha akılcıÇeşitli sektör raporlarına göre, 2025 yılında tüketicilerin yüzde 80’den fazlası alışveriş kararlarını indirimlere göre verdi.

Bu durum perakendeciler için “sürekli kampanya yapma zorunluluğu” gibi bir sonuç yarattı.

Yine tüketicilerin yüzde 80’e yakını “sadece ihtiyacım olanı alırım” derken, daha seçici davrandığı görüldü.

Tüketici, marka sadakatinden ziyade “fiyat fayda” dengesine sadık kaldı.Yapay zeka satın almayı %41 artırıyorPerakendede tüketici davranışlarını şekillendiren başka bir gelişme de deneyim mağazacılığı ve yapay zeka.

Yapay zeka artık sadece bir teknoloji aracı değil, temel bir satış aracı.

Yapay zeka destekli sistemler, Türkiye’deki tüketicilerin satın alma olasılığını yüzde 41 oranında artırıyor. 2026’da artırılmış gerçeklik ile ürün deneme kabinleri, akıllı raflar ve robotik asistanlar mağazalarda daha sık görülecek.

İnternetten alıp mağazadan teslim alma modeli, lojistik maliyetlerini düşürmek isteyen perakendeciler için ‘altın standart’ haline gelecekSektördeki riskler ve fırsatlarKira ve işçilik: Asgari ücret artışları ve ciro bazlı kira modelleri kârlılığı en çok zorlayan unsur olmaya devam edecek.Mağaza verimliliği: Sektör “ne kadar büyüyoruz?” sorusundan “ne kadar verimliyiz?” sorusuna geçecek.

Verimsiz mağazalar hızla kapatılacak.Gıda enflasyonu: Tarımsal arz sorunları nedeniyle gıda fiyatları manşet enflasyonun üzerinde kalabilir, bu da marketlerin kâr marjını baskılayabilir.Yeşil dönüşüm: Sürdürülebilirlik raporlaması ve atık yönetimi, 2026’da sadece küresel markaların değil, yerel zincirlerin de ana maliyet kalemlerinden biri olacak.

İlgili Sitenin Haberleri