Haber Detayı

İzmir’de su, kent politikalarının merkezine alındı
Sektör haberleri dunya.com
14/01/2026 00:00 (1 saat önce)

İzmir’de su, kent politikalarının merkezine alındı

ESİAD ev sahipliğinde düzenlenen Su Konferansı’nda, artan su stresi karşısında sanayi, tarım ve kent politikalarının bütüncül biçimde ele alınması gerektiği vurgulanırken, suyun üretimden kentsel yaşama kadar stratejik bir unsur haline geldiği mesajı öne çıktı.

Özlem SARSINEge Sanayici ve İş İnsanla­rı Derneği (ESİAD) ev sa­hipliğinde, EBSO ve İz­mir Ticaret Borsası ile birlikte Su Konferansı düzenlendi.ESİAD Başkanı Sibel Zorlu, ye­şil ve döngüsel ekonominin, bir­birini tamamlayan bir bütün ha­line geldiğini söyleyerek, bu bü­tünün merkezinde suyun yer aldığını ifade etti.

Su yönetimi­nin kalkınma, rekabet gücü ve risk yönetimi meselesi haline geldiğini vurgulayan Zorlu, “Tür­kiye’nin, ciddi su stresi altında olduğunu biliyoruz.Bu gerçek, suya yaklaşımımızda köklü bir zihinsel dönüşümü zorunlu kıl­maktadır.

Suyu sadece bir kaynak olarak değil; her damlası ölçülen, planlanan ve yeniden kazanılan stratejik bir unsur olarak görme­liyiz.

Su yoksa üretim yoktur.

Su yoksa sürdürülebilir kalkınma mümkün değildir.

Su yoksa kent­lerde yaşam son derece zordur” dedi.“COP31’de suyun ele alınmasını bekliyoruz”Uzun süredir çıkarılması bek­lenen Su Kanunu’nun bu yıl ya­salaşacak olmasının ülkemiz açısından son derece önemli bir adım olduğunu da söyleyen Zor­lu, “Bu düzenlemeyle, suyun ko­runması, verimli kullanımı ve sürdürülebilir yönetimi yasal bir çerçeveye kavuşacaktır.

Öte yandan bu tartışma yalnızca ulu­sal değil, aynı zamanda küresel gündemin de bir parçasıdır.Bu yıl Antalya’da düzenlenecek olan COP 31 toplantısında, iklim kri­ziyle mücadelede suyun rolünün küresel ölçekte daha güçlü bi­çimde ele alınmasını bekliyoruz.

Aynı şekilde iklim nötr, direnç­li ve sürdürülebilir bir kent olma yolunda İzmir’in 2030 Misyon Kent hedefini son derece önem­siyoruz.

Bu hedef kapsamında su yönetimini en kritik başlıklardan biri olarak görüyoruz” dedi.“Tarım su yönetiminde en büyük paydaş”Tarım sektörünün küresel tat­lı su tüketiminin yaklaşık yüz­de 70’ini, ülkemiz tatlı su tüketi­minin ise yüzde 77’sini oluştur­duğunu kaydeden İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak, “Bu du­rum, tarımı su yönetiminde en büyük paydaş ve en bü yük so­rumluluk sahibi sektör haline getiriyor.

Tarımsal sulamada “geleneksel” yöntemlerin konfor alanından çıkıp, akıllı ve sürdü­rülebilir sistemlere geçmek bir tercih değil, bir zorunluluk hali­ne gelmiş durumda.Havza bazlı planlamalarımızı iklim değişik­liği projeksiyonlarına göre yeni­den revize etmeliyiz.

Bu anlam­da Tarım Bakanlığımızın suyu merkeze alarak kurguladığı ye­ni destekleme modelinin orta ve uzun vade de tarımda su kullanı­mını daha etkin hale getireceği­ne inanıyorum” dedi.“Su geleceğin bitcoinidir”EBSO Başkan Yardımcısı Ha­kan Ürün de suyun, geleceğin bit­coini, geleceğin altını olmasının beklendiğini söyleyerek, “Öy­le ki, uluslararası arenada su için “mavi altın”, “mavi petrol” ifade­leri kullanılıyor.

Bugün yaşadığı­mız ticaret savaşlarının bir ben­zerinin su savaşları için de olması bekleniyor.

İşte böyle bir ortam­da, su stresini derinden yaşayan İzmir’imizde, yaşamın temel un­suru olan suyu, su kaynaklarımızı verimli kullanmayı, yeni su kay­nakları üretmeyi ve daha birçok başlığı konuşuyor olmamızı çok önemsiyorum.

Özellikle de suyun denizden arıtılması gibi detayları sunulacak alternatif önerileri çok kıymetli buluyorum” dedi.“Suyu yönetemeyen kentler kriz yönetmek zorunda kalır”İzmir Büyükşehir Belediye Baş­kanı Dr.

Cemil Tugay da su stre­si altında yaşayan ülke sayısının 25’ten 2050’de 45’e çıkmasının beklendiğini ifade ederek, Türki­ye’nin de bu risk kuşağının için­de yer aldığına dikkat çekti.

Suyu kentlerin güvenliği ve geleceğiy­le doğrudan ilgili olduğu söyleyen Tugay, “Bugün suyu yöneteme­yen kentler, yarın kriz yönetmek zorunda kalacaktır.

Türkiye’de su meselesi artık tek bir kentin ya da idari sınırın sorunu değildir; hav­za ölçeğinde derinleşen, bölgesel bir yönetişim krizine dönüşmüş­tür.Bugün Türkiye’de su potansi­yeli bakımından kesin kıtlık yaşa­yan 5 havza bulunuyor: Marmara, Gediz, Küçük Menderes, Akarçay ve Burdur havzaları.

Özellikle Ge­diz ve Küçük Menderes, İzmir’i doğrudan ilgilendiren ve suyun stratejik biçimde yönetilmesi ge­reken havzalardır.

Bu potansiyeli zorlayan en önemli unsur ise ar­tan taleptir.

Su krizi, bireysel alış­kanlıklarla değil; tarım, sanayi ve kent politikalarının birlikte ele alındığı bütüncül bir dönüşümle yönetilebilir” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri