Haber Detayı

Miraç nedir ve kelime anlamı ne demek? Miraç Gecesi ve Kandili ile ilgili hadisler ve ayetler neler?
cnnturk.com
14/01/2026 00:59 (3 saat önce)

Miraç nedir ve kelime anlamı ne demek? Miraç Gecesi ve Kandili ile ilgili hadisler ve ayetler neler?

Miraç Gecesi Recep ayının 27. gecesinde idrak edilir. Bu sene bu tarih 15 Ocak 2026 Perşembe gününe denk geliyor. Kadir gecesinden sonra en anlamlı ikinci gece olan Miraç gecesinde Allah'a yakınlaşmak için tövbe, dua edilir, namaz kılınır, Kur'an-ı Kerim okunur veya dinlenir. Bu özel günde yardıma muhtaçlara yardım etmek çok sevaptır. Miraç Kandili'nde edilen dualar geri çevrilmez. Bu sebeple Müslümanlara, Miraç Kandili'nde bol bol ibadet etmeleri önerilir. Miraç gecesinin anlamı büyüktür. Miraç gecesi, Hz. Muhammed'in (s.a.s.) göğe yükseldiği gece olarak kabul edilir. Peki Miraç nedir ve kelime anlamı ne demek? Miraç Gecesi ve Kandili ile ilgili hadisler ve ayetler neler?

2026 Miraç Kandili geldi çattı.

Miraç kandili öncesinde Müslümanlar, bu özel gün ile alakalı araştırmalarını hızlandırdı.

Miraç Kandili'nin İslam dünyası açısından büyük bir önemi vardır.

Hz.

Muhammed (s.a.s.), mübarek gün ve gecelerin ibadetle değerlendirilmesini tavsiye etmiştir. (Tirmizi Savm, 39) Bu nedenle Müslümanların Miraç gecesini ibadet ve dua ile geçirmeleri gerekir.

Peki Miraç nedir ve kelime anlamı ne demek?

Miraç Gecesi ve Kandili ile ilgili hadisler ve ayetler neler?MİRAÇ NEDİR, KELİME ANLAMI NE DEMEK?Miraç kelimesinin anlamı 'göğe yükselmek'tir.MİRAÇ İLE İLGİLİ HADİSLERŞerh-i Sadr (Kalbinin Temizlenmesi)Resûlullâh miraça çıkmadan sadrının temizlenmesini şöyle anlatır:Ben Kâbenin Hatîm kısmında yatıyordum.

Uyku ile uyanıklık arasında bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı. (Bu sözünü söylerken boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı gösteriyordu.) Kalbimi çıkardı.

Sonra bana, içerisi îman ve hikmetle dolu, altından bir kab getirildi.

Kalbim (çıkarılıp su ve Zemzem ile) yıkandı.

Sonra içerisi îman ve hikmetle doldurulup tekrar yerine kondu (Buhârî, Bedül-Halk 6, Enbiyâ 22, 43; Müslim, Îman 264)Efendimizin Sütü TercihiEbû Hüreyreden (r.a.) rivâyet edildiğine göre, İsrâ gecesi Resûl-i Ekrema, birinde şarap diğerinde süt bulunan iki kâse getirildi.

Hz.

Peygamber şöyle bir baktıktan sonra süt kâsesini tercîh etti.

Bunun üzerine Cebrâîl (a.s.):Seni, insanın yaratılış gâyesine uygun olana yönlendiren Allâha hamd olsun.

Şâyet içki dolu bardağı alsaydın, ümmetin sapıklığa düşerdi. dedi. (Müslim, Îman, 272; Eşribe, 92)[2]Miraça Çıkış HâdisesiBen Kâbenin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi.

Bu Buraktı.

Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu.

Ben onun üzerine bindirilmiştim.

Böylece Cibrîl -aleyhisselâm- beni götürdü.

Dünyâ semâsına kadar geldik.

Kapının açılmasını istedi.«Gelen kim?» denildi.«Cibrîl!» dedi.«Berâberindeki kim?» denildi.«Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-» dedi.«Ona Mîrâc dâveti gönderildi mi?» denildi.«Evet!» dedi.«Hoş gelmişler!

Bu geliş ne iyi geliştir!» denildi ve kapı açıldı.Kapıdan geçince, orada Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-ı gördüm.«Bu babanız Âdemdir!

Ona selâm ver!» denildi.Ben de selâm verdim.

Selâmıma mukâbele etti.

Sonra bana:«Sâlih evlât hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin! dedi.Sonra Hazret-i Cebrâîl beni yükseltti ve ikinci semâya geldik.

Burada Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i Îsâ -aleyhimesselâm- ile karşılaştım.

Onlar teyzeoğullarıydı.Sonra Cebrâîl beni üçüncü semâya çıkardı ve orada Hazret-i Yûsuf -aleyhisselâm- ile karşılaştık.

Dördüncü kat semâda Hazret-i İdrîs -aleyhisselâm- ile, beşinci kat semâda Hârûn -aleyhisselâm- ile, altıncı kat semâda ise Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- ile karşılaştık.«Sâlih kardeş hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.

Ben onu geçince, ağladı.

Ona:«–Niye ağlıyorsun?» denildi.«Çünkü, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu, Onun ümmetinden Cennete girecek olanlar, benim ümmetimden Cennete girecek olanlardan daha çok!» dedi.[3]Sonra Cebrâîl beni yedinci semâya çıkardı ve İbrâhîm -aleyhisselâm- ile karşılaştık.Cebrâîl -aleyhisselâm-:«Bu, baban İbrâhîmdir; ona selâm ver!» dedi.Ben selâm verdim; O da selâmıma mukâbele etti.

Sonra:«Sâlih oğlum hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!» dedi.Daha sonra bana:«Yâ Muhammed!

Ümmetine benden selâm söyle ve onlara Cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir.

Söyle de Cennete çok ağaç diksinler.

Cennetin ağaçları Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber! demekten ibârettir.» dedi.Sonra Sidretül-Müntehâya çıkarıldım.

Bunun meyveleri (Yemenin) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi.Cebrâîl -aleyhisselâm- bana:«İşte bu, Sidretül-Müntehâdır!» dedi.Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir.«–Bunlar nedir, ey Cibrîl?» diye sordum.

Cebrâîl -aleyhisselâm-:«–Şu iki bâtınî nehir, Cennetin iki nehridir.

Zâhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırattır!»[4] dedi (Buhârî, Bedül-Halk, 6; Enbiyâ, 22, 43; Menâkıbul-Ensâr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizî, Tefsîr 94, Deavât 58; Nesâî, Salât, 1; Ahmed, V, 418)Sidretül-Müntehâda Cebrâîl -aleyhisselâm-:–Ey Allâhın Resûlü!

Buradan öteye yalnız gideceksin! dedi.

Resûlullâh:–Niçin ey Cibrîl? diye sordu.O da cevâben:–Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir.

Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!.. dedi. (Râzî, XXVIII, 251)Sidre-i MüntehâEfendimize soruldu:–Yâ Resûlallâh!

Sidreyi kaplayan ne gördün?Buyurdular ki:–Altundan pervânelerin onu bürüdüğünü ve her yaprağında bir meleğin oturup Allâhı tesbîh ettiğini gördüm. (Taberî, XXVII, 75; Müslim, Îman, 279)Peygamberimizin Allah Teâlayı görmesiİbn-i Abbâs -radıyallâhu anh-tan gelen rivâyete göre Resûl-i Ekrem:Ben, yüce Rabbimi gördüm! buyurmuştur. (Ahmed, I, 285; Heysemî, I, 78)Bir başka rivâyette Peygamber Efendimiz Rabbini gördün mü? sorusuna cevâben:Bir nûr gördüm! buyurmuşlardır. (Müslim, Îman, 292)Yetim Malı YiyenlerAllâh Resûlü, Miraçta bir topluluğa uğradılar ve gör­düler ki, onların dudakları deve dudağı gibidir.

Birtakım vazîfeli memurlar da onların du­daklarını kesip ağızlarına taş koyuyor.–Ey Cibrîl!

Bunlar kimlerdir? diye sordu.Cebrâîl -aleyhisselâm-:–Bunlar, yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenlerdir! dedi. (Taberî, XV, 18-19)Gıybet EdenlerResûlullâh, başka bir topluluğa rastladı.

Onlar da bakırdan tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı:–Ey Cebrâîl!

Bunlar kimlerdir? diye sordu.Cebrâîl -aleyhisselâm-:–Bunlar, (gıybet etmek sûretiyle) insanların etlerini yiyenler ve onların şeref ve nâmuslarıyla oynayanlardır. cevâbını verdi. (Ebû Dâvûd, Edeb, 35/4878)Zinâ EdenlerPeygamber Efendimiz orada; zinâ­kârları, leş yiyen bedbahtlar olarak; fâiz yiyenleri, karınları iyice şişmiş ve şeytan çarpmış rezil bir vaziyette; zinâ edip çocuklarını öldüren kadınları da, bir kısmını göğüslerinden, bir kısmını baş aşağı asılı hüsrâna dûçâr olmuş bir hâlde gördü. (Bkz.

Taberî, XV, 18-19)Borç Sadakadan ÜstündürResûlullâh yine Miraçta yaşadığı müşâhedelerle alâkalı bir hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır:Miraç gecesinde Cennetin kapısı üzerinde şu ibârenin yazılı olduğunu gördüm:«Sadaka on misliyle, borç vermek ise on sekiz misliyle mükâfâtlandırılacaktır.»Ben:«Ey Cibrîl!

Borç verilen şey niçin sadakadan daha üstün oluyor?» diye sordum.«Çünkü, sâil (çoğu kere) yanında para olduğu hâlde sadaka ister.

Borç isteyen ise, ihtiyâcı sebebiyle talepte bulunur.» cevâbını verdi. (İbn-i Mâce, Sadakât, 19)Cennete Girenlerin EkserîsiPeygamberimiz diğer bir hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır:(Mîrâc esnâsında) Cennetin kapısında durup içeri baktım.

Oraya girenler ekseriyâ fakirler idi.

Zenginler de (hesap vermek için) mahpus idiler.

Bunlardan cehennemlik olanların ise ateşe atılmaları emredilmişti.

Cehennemin kapısında da durdum.

Oraya girenlerin ekserisi kadınlardı. (Buhârî, Rikâk, 51; Müslim, Zühd, 93)Abdurrahmân bin Avfın (r.a.) Cennetle MüjdelenmesiHadîs-i şerîfte buyrulur:O gece (Mîrâc Gecesinde) Abdurrahmân bin Avfı gördüm.

Cennete, oturduğu yerde emekleyerek giriyordu.

Ona dedim ki:«–Niçin bu kadar ağır geliyorsun?»Dedi ki:«–Yâ Resûlallâh!

Malımın hesâbı dolayısıyla, çocukları bile ihtiyarlatacak kadar ağır sı­kıntılar geçirdim.

Öyle ki, bir daha sizi göremeyeceğimi zannettim» (Muhammed Pârsâ, Faslul-Hıtâb, s. 403)Kaderi Yazan KalemHadîs-i şerîflerinde buyurur:(O gece) göğe yükseltildim.

Öyle bir makâma çıktım ki, orada kalemlerin gıcırtıla­rını duyuyordum. (Buhârî, Salât, 1)Hz.

Ebu Bekir Efendimizin TasdîkiVarlık Nûru, Kâinâtın Sürûru Efendimiz, İsrâ ve Mîrâc hâdisesini Kureyş müşriklerine haber vereceği zaman:–Ey Cebrâîl, kavmim beni tasdîk etmez! dedi.Cebrâîl -aleyhisselâm-:–Ebûbekir Seni tasdîk eder.

O sıddîktır. dedi. (İbn-i Sad, I, 215)MİRAÇ İLE İLGİLİ AYETLERİsrâ Sûresi: 1.

AyetHak Teâlâ buyurur:Kulunu (Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm-ı) bir gece, Mescid-i Harâmdan kendisine bâzı âyetlerimizi göstermek için, etrâfını mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâya götüren Allâh, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir.

Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hakkıyla görendir. (el-İsrâ, 1)Necm Sûresi: 1.

Ayetİnmekte olan yıldıza[1] and olsun. (en-Necm, 1)Necm Sûresi: 2 - 7.

AyetlerSâhibiniz (Muhammed Mustafâ) sapmadı ve bâtıla inanmadı.

O, arzûsuna göre de konuşmamaktadır.

Onun konuşması vahiyden başka bir şey değildir.

Çünkü (bildirdiklerini) Ona güçlü, kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (olan Cebrâîl, Rabbinin emri üzere) öğretti.

Sonra en yüksek ufukta (Sidretül-Müntehâda) iken asıl şekliyle istivâ etti (doğruldu). (en-Necm, 2-7)Necm Sûresi: 8.

AyetSonra yaklaştı ve tedellî etti. (en-Necm, 8)Necm Sûresi: 9.

Ayet(Muhammed Mustafâ ile Rabbinin) araları, iki yay arası kadar, ya da daha yakın oldu. (en-Necm, 9)Necm Sûresi: 10.

AyetAllâh o anda kuluna vahyini bildirdi. (en-Necm, 10)Necm Sûresi: 11- 12.

Ayetler(Muhammed Mustafânın) gözleriyle gördüğünü kalbi yalanlamadı. (Ey inkârcılar!) Onun gördükleri hakkında şimdi kendisiyle tartışacak mısınız? (en-Necm, 11-12)Necm Sûresi: 13 - 14.

AyetlerAnd olsun ki (Muhammed Mustafâ), onu (Cebrâîli) Sidretül-Müntehâda bir defâ daha gördü. (en-Necm, 13-14)Necm Sûresi: 15 - 16.

AyetlerOrada Mevâ cenneti vardır.

O Sidreyi kaplayan kaplamıştı. (en-Necm, 15-16)Necm Sûresi: 17 - 18.

Ayetler(Muhammed Mustafânın) gözü, oradan ne kaydı, ne de sınırı aştı.

And olsun O, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını (da) gördü. (en-Necm, 17-18) İLGİLİ HABER YAŞAM Miraç Kandili ibadetleri nelerdir?

Diyanet Miraç Kandilinde yapılacak ibadetler

İlgili Sitenin Haberleri