Haber Detayı

Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
14/01/2026 04:00 (1 saat önce)

Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Tanım basit: Dijital mecralarda kasıtlı olarak öfke uyandırmak için üretilen içerik.

Ama mesele, bundan çok daha derin.

Bugün sosyal medya platformlarının algoritmaları en çok öfkeyi seviyor.

Çünkü öfke hızla yayılıyor, trafik oluşturuyor, reklam gelirini artırıyor.

Böylece öfke, bir duygu olmaktan çıkıp dijital kapitalizmin en kârlı ürünü haline geliyor.

ÖFKE NEDEN BU KADAR KÂRLI?

Çünkü dijital platformlar insan psikolojisinin karanlık bölgeleriyle uyumlu bir mantık üzerine kurulu.

Nörobilim bize öfkenin, tiksinmenin ve korkunun, beğeni veya merak gibi duygulardan çok daha hızlı tetiklendiğini söylüyor.

Refleks olarak tepki verme eğilimimiz, platformların en sevdiği şey: Hızlı, düşünmeden, impulsif etkileşim.

Böylece öfke bir duygu olmaktan çıkıyor, bir iş modeline, daha doğrusu bir trafiğe dönüştürülüyor.

TÜRKİYE’DE ‘RAGE BAİT’İN YÜKSELİŞİ Türkiye’de bu kavramın karşılığı daha da belirgin.

Siyasi kutuplaşmanın keskinliği, ekonomik kaygıların yarattığı kırılganlık ve trol ağlarının etkisi “rage bait” kültürünü besliyor.

Bir başlık, bir cümle ya da bağlamından koparılmış bir video, milyonların sinir uçlarına dokunmaya yetiyor.

Sonuç: Gerçeklik bulanıklaşıyor, toplumsal tartışma zemini çoraklaşıyor.

Rage bait’in ürettiği hasar yalnızca bireysel öfke hali değil; kurumlara güvenin aşınması, aklın yerini reflekslerin alması, toplumun giderek “dış uyaranlarla yönetilen” bir duygu topluluğuna dönüşmesi.

Çözüm kolay değil.

Ne algoritmalar kendiliğinden değişecek ne de platformlar öfke ekonomisinden vazgeçecek.

Bu yüzden sorumluluk geniş bir alana yayılıyor.

Peki ne yapmalı? - Bireyler, tetikleyici içeriklere mesafe koymalı; - Medya, tıklanma uğruna gerilimi büyütmekten kaçınmalı; - Eğitim, dijital okuryazarlığı güçlendirmeli.

Oxford’un bu seçimi bir uyarı niteliğinde.

Öfkemizi biz mi yönetiyoruz, yoksa algoritmalar mı?

Bu soruyu ciddiyetle sormadan, dijital alanı sağlıklı bir kamusal alana dönüştürmek olası görünmüyor.

MEHMET UTKU ŞENTÜRK STRATEJİK İLETİŞİM DANIŞMANI

İlgili Sitenin Haberleri