Haber Detayı

Suriye, Venezuela, İran... Emperyalizmin böldüğü sol
Soner yalçın odatv.com
14/01/2026 05:55 (3 saat önce)

Suriye, Venezuela, İran... Emperyalizmin böldüğü sol

Soner Yalçın yazdı...

Solcuların son yıllarda kafası neden karışık bunu anlatmaya çalışacağım:“Solcular/Sessizliğe Söz Düşenler” kitabımda yazdım:Doğan Yurdakul, Paris Sorbonne Üniversitesi’nde master öğreniminden sonra İsviçre Cenevre Üniversitesi’nde Asya Tipi Üretim Tarzı/ATÜT konusunda doktorasını bırakıp devrim yapmaya Türkiye’ye döndü.

Eniştesi Doğan Avcıoğlu da Paris Sorbonne Üniversitesi’nde devletin tarihsel rolü, mülkiyet ilişkileri ve sınıf yapısının özgünlüğü/ATÜT üzerine doktorasını yaparken, devrim yapmak için Türkiye’de döndü.

O dönem Türk solunun ana tartışma-ayrışma teorilerinden biri ATÜT idi.

Örneğin: Paris Sorbonne’da ATÜT üzerine doktora yapan Sencer Divitçioğlu ile Doğan Avcıoğlu’nun arkadaşlığını ATÜT üzerine yükledikleri anlam farklılığı bitirdi…Neydi ATÜT teorisi?

K.

Marks’ın, Doğu toplumlarının (Osmanlı, Hindistan, Çin vb.) Avrupa feodalizmi ile açıklanamayan özgün yapısını anlamaya yönelik teorik çalışmasıydı.

Marks’a göre, Avrupa’da tarihsel gelişim kölecilik-feodalizm-kapitalizm çizgisinde ilerlerken, Doğu toplumları bu şemaya uymuyordu.

Doğuda; özel toprak mülkiyetinin zayıf olması, merkezi devletin olağanüstü gücü, yerel soyluluğun (feodal aristokrasinin) gelişmemesi klasik feodalizm açıklamasını yetersiz kılıyordu.Peki: “Türkiye feodal toplum mu, yoksa başka tarihsel yoldan mı geldi?”Sorunun cevabı önemliydi çünkü yanıtı; Türkiye’de devrimin stratejisini ve taktiklerini belirliyordu.

Açayım:ÜÇ FARKLI GÖRÜŞGeri kalmışlığın iktisadi ve toplumsal analizini yapan ATÜT teorisi Türk solunu üçe böldü:1- Doğan Avcıoğlu, Mihri Belli’nin öncüsü olduğu Milli Demokratik Devrim/MDD çizgisi…Tarihsel varsayımı şuydu; Türkiye klasik feodalizmden geçmemiştir.

Osmanlı-Türkiye yapısı ATÜT’e yakındır; güçlü devlet geleneği ve zayıf burjuvazi vardır.Milli Demokratik Devrim aşamalı olacaktır; devrim anti emperyalist aydınlar, ilerici subaylar-bürokratlar, köylüler ve milli-yerli sermaye ittifakıyla gerçekleşecektir…Devlet, tarihsel olarak dönüştürülebilir bir araçtır.2- Öncü isimleri Behice Boran, Mehmet Ali Aybar’ın olduğu Sosyalist Devrim çizgisi…Tarihsel varsayım şuydu; ATÜT vurgusu gereksizdir.Türkiye kapitalistleşmiştir.

Feodal kalıntılar ikincildir.

Devrim barışçıl parlamenter yoldan seçimlerle olacaktır...Devriminin öncüsü işçi sınıfıdır yardımcıları emekçiler, aydınlardır… Devletin, sınıf karakteri burjuva devletidir.3- Radikal silahlı mücadele çizgisi…Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya gibi öncü devrimcilere göre tarihsel varsayım; devlet emperyalizmin aygıtıdır.

Barışçıl yollar kapalıdır.

Devrim ancak silahlı gerilla savaşı/kır-şehir stratejileri ile mümkündür.ATÜT teorisini Çayan dolaylı kullandı, Kaypakkaya reddedip yarı-feodal kavramını benimsedi…Bu üç grup arasındaki temel ayrışmayı tekrarlarsam:-Devlet dönüştürülebilir mi, yoksa yıkılması mı gerekir? -İşçi sınıfı hazır mı, değil mi? -Türkiye ATÜT mü; feodal mi, az gelişmiş kapitalist mi?Bu üç soruya verilen farklı cevaplar, Türk (ve sonra Kürt) solundaki tüm devrim stratejilerini belirledi.Gelelim bugüne:SAFINIZI SEÇİNATÜT tartışması bugün “adı anılmadan” hâlâ yaşıyor, özellikle emperyalizm, devlet, milli burjuvazi ve demokrasi konularındaki sol tutumu belirgin biçimde ayrıştırıyor.Mesela: MDD çizgisi için emperyalizm, öncelikle kırılması gereken güç.

ABD/NATO/AB ana tehdit.

Devlet doğru ellerde ilerici olabilir…ATÜT’ü reddeden Sosyalist Devrim çizgisi için ise, devlet ayrıcalıklı değil, sınıf devletidir.

Emperyalizm; kapitalizmin doğal aşamasıdır, yalnızca dış güçlerin değil, iç sınıf ilişkilerinin de parçasıdır ve itibarıyla yerli sermaye de emperyalizmin ortağıdır.

Asıl mücadele emek-sermaye arasındadır…Tarih sahnesine sonra çıkan silahlı Kürt solu ise ATÜT’ten uzaklaştı.

Birinci çelişkiyi “devlet-Kürtler” olarak belirledi.

Yani, tarihsel sorun “üretim tarzı” değil, salt “devlet tahakkümü” idi.Bu, emperyalizme bakışlarını da değiştirdi.

Emperyalizm mutlak ve tekil özne değildi, yararlanılacak konjonktürel güçtü…Emperyalizmi “asla uzlaşılmaz sistem” gören anti-emperyalist sol, bu “asimetrik ittifakın” meşruiyetini sorguladı.

PKK-SDG-ABD ilişkisi bu tarihsel yarılmanın ürünüydü.Sonuçta emperyalizm, iki farklı tarihsel deneyimde bambaşka anlamlar taşıyor artık…Türk ve Kürt solundaki emperyalizm ayrışması, bugün İran’a bakışta da neredeyse otomatik refleksler üretiyor.ATÜT geleneğinden gelen sol, “devlet emperyalizme direniyorsa eleştiri ertelenebilir” tavrını savunuyor.İran devletinin “Kürtleri ezdiğini” ileri süren Kürt solu ise emperyalizmle burada da ittifak yapıyor.Toparlarsam:Kimi sol, devleti emperyalizme karşı kullanılabilecek araç olarak okurken; başka sol aynı tartışmadan devletin başlı başına baskı ve tahakküm kaynağı olduğu sonucunu çıkararak emperyalizmle iş birliği yapıyor.Kafanız karışmasın, safınızı seçin…Soner YalçınOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri