Haber Detayı

Emtia, jeopolitik risk çağına girdi!
Küresel ekonomi ekonomigazetesi.com
14/01/2026 07:14 (10 saat önce)

Emtia, jeopolitik risk çağına girdi!

Pandemiyle başlayan, savaşlar, ticaret çatışmaları ve son olarak Venezuela ve İran gerilimiyle artan jeopolitik riskler yatırımcı için geçici bir şok olmaktan çıktı. Petrolden altına, bakırdan gümüşe kadar emtia artık kalıcı bir risk primiyle fiyatlanıyor.

Yıl 2026 ve dünya halen küresel ticaret haritasını sürekli yeniden çizen jeopolitik gerilimlerle boğuşuyor.

Bu gibi zamanlarda, cazip bir varlık sınıfı olarak emtia yatırımcının odağı haline geliyor.

Küresel emtia piyasalarının nabzını ölçen CRB endeksi yılbaşından bu yana yüzde 2 yükselirken, GSCI endeksi yüzde 2.75 ve Şanghay Borsası Emtia Endeksi yüzde 6 yükseldi.

Uzmanlar yatırımcıların artık jeopolitik risk çağında yaşadığını söylüyor ve bu çağda ‘oyunun adı emtia’ diyor.

Bu süreç 2020’de başladı  Birçok tüccar ve uzman, emtia piyasaları için bu yeni dönemin başlangıcının 2020’de pandemi ile başladığını söylüyor.

Altı yıl önce COVID ile başlayan jeopolitik riskler 2022’den itibaren Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile derinleşti.

O zamandan beri geçen yaklaşık dört yılda, dünya Ortadoğu’da yeni çatışmalara, ticaret savaşlarına, Çin ve Tayvan arasında artan gerilimlere ve ABD›nin Venezuela›ya yaptığı sürpriz baskına tanık oldu.

Diğer yandan Çin ile Japonya arasında artan tansiyon ve son olarak ABD’nin İran’ın ticaret ortaklarına yüzde 25 gümrük vergisi tehdidi emtiada itici güç oldu.

Bu ortamda güvenli liman arayışı kıymetli metalleri yatırım sepetlerinde gözde araç yaparken, petrol jeopolitik gelişmelerin arza etkisiyle fiyatlanmaya başladı.

Yeşil enerji yarışı da lityum, bakır ve nadir toprak elementleri tedarik zincirlerini jeopolitik satranç taşları haline getirdi.

Böylelikle emtia piyasaları yeniden şekillendi.

Jeopolitika kalıcı bir fiyatlama faktörü oluyor Oxford Economics’ten bir emtia araştırmacıları ekibi, “Jeopolitik risk her zaman emtia fiyatlarını etkilemiştir, ancak giderek geçici bir şoktan ziyade kalıcı bir fiyatlandırma faktörü olarak hareket etmekte” değerlendirmesinde bulunuyor.

Bu değerlendirmeyi yapan analistlere göre, “Ani olaylar hala keskin fiyat hareketlerini tetikleyebilse de, piyasalar artık devam eden tedarik zinciri kırılganlığını, ticaretin parçalanmasını ve kaynak milliyetçiliğini yansıtan sabit bir risk primi içermeye eğilimli.” jeopolitik hususlar, bir olay manşetlerden düştükten sonra hızla göz ardı edilmek yerine, birçok emtia piyasasında fiyatlandırma, yatırım kararları ve tedarik stratejilerine daha sistematik bir şekilde dahil ediliyor.

Yatırımcıların radarlarında geçici bir dalgalanma olmaktan ziyade, kalıcı bir fiyatlandırma mekanizması haline geliyor.” Değerli metal favori ABD sorgulanıyor  Amerikan Girişim Enstitüsü’nde (American Enterprise Institute) kıdemli araştırmacı olan Desmond Lachman, “Çok fazla jeopolitik belirsizlik yaşıyoruz.

Böyle bir durumda, güvenli limanlardan biri olarak değerli metallere yönelme olur.

Ancak buna ek olarak, ABD’nin güvenilir bir ortak olup olmadığı da sorgulanmaya başlanır.” ifadelerini kullanıyor.

Gelecek 3 yılda riskler masada  100 Mile Strategies adlı danışmanlık firmasının yönetici ortağı Jeff Le, emtialar için yeni bir dönemin başladığı konusunda hemfikir.

Business Insider’a verdiği demeçte, piyasanın ne kadar hızlı değiştiğini vurgulayarak, sadece kıymetli metallerin değil, endüstriyel metallerin de fiyatlarındaki artışa dikkat çekiyor.

Le, “Trump yönetimi boyunca yani gelecek üç yıl içinde jeopolitik riskin emtia piyasasında kalıcı bir unsur olmakla kalmayıp, yatırımcılar için daha önemli bir ağırlık haline geleceğini söylüyor.

En çok altın ve gümüş nemalandı - Yatırımcılar, artan gerginlik potansiyeli gördükçe, güvenli liman metaline akın etti.

Kıymetli metaller şu ana kadar açık ara lider konumunda oldu.

Altın, gümüş ve platin, jeopolitik riskten korunma, finansal akışlar ve yapısal yatırım temalarının bir karışımını yansıtarak yıla güçlü bir başlangıç yaptı.

Venezuela ve İran’la bağlantılı artan jeopolitik risk, altına yönelik güvenli liman talebini yeniden canlandırırken, gümüş hem parasal rolünden hem de elektrifikasyon ve güneş enerjisi talebiyle olan endüstriyel bağlantısından faydalandı.

Altın yılbaşından bu yana yüzde 6.2 artarak 4.600 doları aştı.

Gümüş daha da agresif bir yükselişle yılbaşından bu yana yüzde 20 prim yaptı ve 85 doları geçti.

Platinde yüzde 13 ve paladyumda yüzde 16 kazanç yaşandı.

Petroldeki belirsizlik İran ile arttı - Ham petrol fiyatları, kısa vadeli arz riskleri ile orta vadeli arz fazlası endişeleri arasındaki çekişmeyi yansıtarak yükseldi.

Brent petrolünün varili yılbaşından bu yana yüzde 6 artarak 65 dolara dayandı, WTI da yüzde 5 yükselerek 60 doları seviyesinin üzerine geri döndü.

Venezuela’daki durum, piyasanın gelecekteki bir siyasi geçişin nihayetinde daha yüksek üretime olanak sağlayıp sağlamayacağını tartıştığı bir dönemde bile, acil üretim ve ihracat kayıpları riskini gündeme getirdi.

İran, belirsizliğe bir katman daha ekliyor.

İhracat şu ana kadar devam etse de, artan huzursuzluk ve yaptırımların daha sıkı uygulanması veya iç karışıklık potansiyeli, fiyatlara jeopolitik risk primi ekliyor.

Endüstriyel metaller de risklerden güç buluyor - Endüstriyel metaller de, özellikle bakır ve alüminyum öncülüğünde, yıla güçlü bir başlangıç yaptı.

Bakır, yapısal ve kısa vadeli faktörlerin güçlü bir kombinasyonuyla desteklendi.

Bakır fiyatları bu hafta başlarında yeni bir rekor seviyeye ulaşarak Londra Metal Borsası’nda 13.390 dolara çıktı.

Bu seviye Covid kaynaklı en düşük seviyenin neredeyse üç katı.

New York’ta da 12 gün içinde yüzde 6 yükseldi.

Alüminyum vadeli işlemleri ton başına yaklaşık 3.170 dolarla 3 yılın en yüksek seviyesine yükseldi.  

İlgili Sitenin Haberleri