Haber Detayı

Usta Gazeteci Yılmaz Polat, Son Kitabı "Hanedanlar Lobisi – Lobi Soygunu"Nun İmza Gününe Katılacak
Güncel haberler.com
14/01/2026 09:49 (3 saat önce)

Usta Gazeteci Yılmaz Polat, Son Kitabı "Hanedanlar Lobisi – Lobi Soygunu"Nun İmza Gününe Katılacak

Meslekte 55 yılını geride bırakan, kayyum atanmadan önce TELE 1 Washington Temsilcisi olan usta gazeteci Yılmaz Polat, 16 Ocak Cuma günü Ankara'da Gazeteciler Cemiyeti'nde son kitabı "Hanedanlar Lobisi – Lobi Soygunu"nu imzalayacak.

(ANKARA) - Meslekte 55 yılını geride bırakan, kayyum atanmadan önce TELE 1 Washington Temsilcisi olan usta gazeteci Yılmaz Polat, 16 Ocak Cuma günü Ankara'da Gazeteciler Cemiyeti'nde son kitabı "Hanedanlar Lobisi – Lobi Soygunu"nu imzalayacak.Gazeteci Polat, 235 sayfadan ve 21 bölümden oluşan "Hanedanlar Lobisi – Lobi Soygunu" adlı son kitabında; Washington'da yıllar boyunca Türkiye adına yürütülen resmi ve gayri resmi temaslar ile lobi faaliyetlerini ele alıyor.

Polat, kitabın sunuş bölümünde şunları kaydetti: "Washington'da her ülkeyle ilgilenen resmi, yarı resmi ya da farklı kişilikte binlerce kişi vardır.

Türkiye'den de yıllar içinde çok sayıda siyasetçi, diplomat, ekonomist ve askeri lider geldi, çok sayıda gazeteci onları izledi.

Her gezinin ardında yıllarca konuşulacak izler bırakıldı.

Bu ziyaretlerde lobiler ve gazetecilerin bıraktığı izler oldu.

Bu olayların tarihe not düşülmesi açısından yazılması, konuşulması ve tartışılması gerekir."Lobi endüstrisinin amacı para kazanmaktır"Türk siyasetinde genellikle; 'ABD'nin iktidar yaptığı ve iktidarları muhafaza ettiğine' ilişkin inanış yaygındır.

Bu nedenle tanıtımda önceliği ABD'ye verir, Washington'da yönetimin gözüne girmek için Beyaz Saray ve Kongre'ye yakın lobi şirketleri ve isimlerle çalışır, Amerikalı lobiciler için, müşterilerinin ideolojisi, yapmak istediği, laiklik gibi kavramlar önemli değildir.

Önemli olan alacağı dolarlardır.

Lobi endüstrisinin amacı para kazanmaktır.

Bu avantajı gayet iyi kullanır.Türkiye, lobicilerin gözde ülkeleri arasında 'yağlı' bir müşteridir.

Lobiciler damara nereden gireceklerini iyi bilirler.

Lobiyi alabilmek için iktidar partisine, çevresine, liderlerine ve aile bireylerine uzanırlar.

Siyasi parti genel başkanları arasında Washington'da kişisel lobi yapmak isteyenler kervanına sadece Bülent Ecevit ve Süleyman Demirel katılmadı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ABD'ye hiç gitmedi.

Özel ziyaret yapan liderlerin listesi uzundur. 'Alpaslan Türkeş, Necmettin Erbakan, Turgut Özal, Mesut Yılmaz.

Tansu Çiller, Recai Kutan, Cem Boyner, Besim Tibuk, Deniz Baykal, Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu.' Turgut Özal'la birlikte 'Amerika imajı' Türk siyasetçiler arasında moda oldu.Washington'un en görkemli, en nüfuzlu binası Amerikan Kongresi'dir.

Tarihi kubbeli bina, demokrasinin sembolüdür.

Yasaya göre, Washington'da hiçbir bina ondan yüksek olamaz.

Sağ ve solundaki Senato ve Temsilciler Meclisi'ne ait ek binalarla geniş bir alanı kapsar.

Temsilciler Meclisi'nde 450 üye, Senato'da da 100 senatör bulunur.

Lobiciler binanın vazgeçilmez konuklarıdır.

Her odada bir demokrasi oyunu oynanır.

Adı konmamış bir çıkar kavgasıdır bu. 'Para ve oy eşittir lobi' demektir.

Kimse kimseyi kara kaşı kara gözü için sevmez.Kitapta siyasetçilerin 1980'den günümüze danışman ve aile bireylerinin de karıştığı, ABD'de kiraladıkları şirketler, ücretleri ve kamuoyundan gizlenen lobi hedeflerini belgeleriyle bulacaksınız.

Bugüne kadar Türk siyasetçiler arasında hakkında ABD'de en fazla konuşulan isimlerin başında Recep Tayyip Erdoğan ve partisi AKP gelir.

Erdoğan'ın ABD'deki Yahudi kişi, kurum ve kuruluşlarla ilişkisi, hiçbir siyasi lider kadar yakın olmamıştır.

AKP en önemli stratejisini İsrail'e dönük politikalar üzerine kurdu.

Washington'da İsrail'le ilişkileri düzeltmek için 'çok özel' lobi şirketleri kiralandı.

AKP ne zaman içeride ve dışarıda başı sıkışsa Yahudi lobisine başvurdu.

Özellikle Washington Büyükelçisi Murat Mercan döneminde ilişkiler zirveye çıktı.AKP döneminde İsrail ve Yahudi Lobisi ilişkileriAKP Hükümetleri döneminde, ABD Adalet Bakanlığı, (Yabancı Ülke Temsilcileri Kayıt Yasası-Foreign Agents Registration Act) FARA incelendiğinde ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.

AKP'nin İsrail için Türkiye'de söyledikleriyle Washington'da izlenen strateji arasında büyük fark olduğu görülür.

Kitapta, ayrıca Turgut Özal, Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz döneminde kiralanan lobi şirketlerinin aile bireyleriyle kurduğu yakın ilişkiyi ve çıkar ilişkisini, ABD istihbaratının lobiler aracılığıyla hükümetlere nasıl sızdığını belgelerle aktarmaya çalıştım.Kitapta, görmediğim, duymadığım, izleyemediğim birçok olayın eksik olduğuna inanıyorum.

Ancak yazılanların hepsi gazeteci olarak yaşadığım ve izlediğim doğrulardan oluşuyor.

Gazeteciler çoğu zaman kendileriyle ilgili haberleri kamuoyundan gizler.

Bu nedenle gazetecilerle ilgili ilginç haberlerin de kamuoyuna aktarılması gerekir diye düşünüyorum.

ABD'de yaşadığım olayların yanı sıra, bazı gazetecilerin, gazetecilik göreviyle bağdaşmayan 'lobicilik faaliyetleri ve siyasetçiyle ilişkilerini' ibretle okuyacaksınız.

Meslek hayatımda çok sayıda 'gazeteci, gazeteci geçinenler ve gazetecilerden geçinenler' tanıdım.

İyi bir okuyucu olan Türk kamuoyunun 'kimin ne olduğunu' bildiğinden şüphem yok."Polat, sunuş yazısında, "Ülkesini, halkını seven 'gerçek gazetecilere' selam olsun.

Gerçekleri dile getirdiği için hapse atılan arkadaşım başta sevgili Merdan Yanardağ olmak üzere tüm meslektaşlarıma selam olsun" ifadelerini kullandı.

Kitabın önsözünü kaleme alan ve üyesi olmaktan gurur duyduğunu belirttiği Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin'e teşekkür eden Polat, eşi ve meslektaşı Hülya Polat'a da yardım ve desteği için minnettar olduğunu dile getirdi.Polat, kitabında ABD'de Reagan döneminden Trump'ın ikinci dönemine, Türkiye'de ise Özal'dan Erdoğan'a kadar uzanan süreçleri aktardı.

Polat, son bölümünü de "casus" iddiasıyla tutuklanan gazeteci Merdan Yanardağ'ın Marmara Cezaevi'nden BirGün gazetesinde yayımlanan "Casus kim?" başlıklı yazısıyla noktaladı.

İlgili Sitenin Haberleri