Haber Detayı

İran'daki Gelişmeler ve Alevi Tartışmaları
Güncel haberler.com
14/01/2026 19:03 (3 saat önce)

İran'daki Gelişmeler ve Alevi Tartışmaları

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada İran’daki gelişmelerin yıllardır biriken eşitsizliklerin sonucu olduğunu belirterek, baskı ve inkar politikalarının istikrar değil kriz ürettiğini söyledi. Koçyiğit, demokrasi ve eşit yurttaşlığın bölgesel barışın tek yolu olduğunu vurgularken, IŞİD üyelerine vatandaşlık verildiği iddialarını gündeme getirdi ve Alevilere yönelik söylemleri nedeniyle AK Partili Leyla Şahin Usta'ya özür çağrısında bulundu. Koçyiğit, "Bir siyasi partinin, bir milletvekilinin, bir grup başkan vekilinin görevi bir inancı tarif etmek değildir, Aleviliği tarif etmek değildir. Aleviler üzerine yaptığı nefret suçuna dair kamuoyundan ve Alevilerden özür dilemesini bekliyoruz, özrü kabahatinden büyük açıklamalar yapmasını değil diyorum" dedi.

(TBMM) - DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada İran'daki gelişmelerin yıllardır biriken eşitsizliklerin sonucu olduğunu belirterek, baskı ve inkar politikalarının istikrar değil kriz ürettiğini söyledi.

Koçyiğit, demokrasi ve eşit yurttaşlığın bölgesel barışın tek yolu olduğunu vurgularken, IŞİD üyelerine vatandaşlık verildiği iddialarını gündeme getirdi ve Alevilere yönelik söylemleri nedeniyle AK Partili Leyla Şahin Usta'ya özür çağrısında bulundu.

Koçyiğit, "Bir siyasi partinin, bir milletvekilinin, bir grup başkan vekilinin görevi bir inancı tarif etmek değildir, Aleviliği tarif etmek değildir.

Aleviler üzerine yaptığı nefret suçuna dair kamuoyundan ve Alevilerden özür dilemesini bekliyoruz, özrü kabahatinden büyük açıklamalar yapmasını değil diyorum" dedi.TBMM Genel Kurulu'nda konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Orta Doğu'da özellikle İran'da yaşanan gelişmelerin tarihsel bir kırılma noktasına işaret ettiğini belirterek, baskı ve inkar politikalarının toplumsal itirazları derinleştirdiğini söyledi.

Koçyiğit, İran'da yaşananların yalnızca son haftalardaki olaylarla açıklanamayacağını, yıllardır biriken eşitsizliklerin ve bastırılan taleplerin sokaklara taştığını ifade etti."Eşitliği tanınmayan hiçbir düzen istikrar üretemez"İran'da itiraz edenlerin yalnızca yoksullaşan kesimler olmadığını vurgulayan Koçyiğit, ekonomik krizin siyasal krizin, siyasal krizin ise toplumsal adaletsizliğin yansımasına dönüştüğünü söyledi.

Etnik ve inançsal farklılıkların yoğun olduğu bölgelerde uygulanan güvenlikçi politikaların sorunu çözmek yerine bastırmayı hedeflediğini belirten Koçyiğit, "Eşitliği tanınmayan hiçbir düzen istikrar üretemez" dedi.Kılıç Koçyiğit, şöyle konuştu: "Halklar taleplerini barışçıl yollarla dile getirirken devletin cevabının zor, tehdit ve cezalandırma olması bilinen, aslında bilerek ve isteyerek uygulanan bir tercihtir.

Bugün İran'da paramiliter güçler, devlet televizyonlarına çıkıp halkı tehdit edecek noktaya gelmiş, sokakta halka ateş etmiş ve en azından resmi olarak bilebildiğimiz yaklaşık 2 bin kişinin, diğer bazı görüntülerden ve bazı kaynaklardan aldığımız bilgilere göre binlerce insanın katledildiği bilgisi gelmektedir.

Bu tutum krizi derinleştiren, toplumsal bağları koparan bir tercihtir çünkü korku geçici bir sessizlik yaratır ama asla rıza üretmez.

Bugün iktidarlar iletişimi keserek, sınırları kapatarak toplumları içe kapatarak ayakta kalabileceklerini sanıyorlar.

Oysaki 21'inci yüzyılda hiçbir rejim halkını dünyadan yalıtarak meşruiyet kazanamaz.

Buradan açıkça söyleyelim: Demokrasi bir rejimin zayıflığı değil toplumsal dayanıklılığın en güçlü dayanağıdır.

Çoğulculuğu kabul etmeyen, farklılıkları tehdit olarak gören her yapı kendi geleceğini de riske atar.

Orta Doğu bugün büyük bir yol ayrımındadır ya baskı ve inkar siyaseti derinleşecek ya da halkların ortak yaşam iradesi güçlenecektir.

Bu coğrafyada kalıcı barış silahla, yasakla, korkuyla değil eşit yurttaşlık ve demokratik katılımla mümkün olacaktır.

Türkiye açısından da tüm bu yaşanan gelişmeler çok önemlidir.

Komşu ülkelerde yaşanan her kriz bize demokrasinin ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Demokratikleşme yalnızca iç mesele değil bölgesel barışın da anahtarıdır"Koçyiğit, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı alan IŞİD üyelerini gündeme getirdiKoçyiğit, konuşmasında basına yansıyan ve IŞİD militanlarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı aldığına ya da geçici koruma statüsüyle kimlik edindiğine dair iddialara da değindi.

Savcılık kayıtlarına yansıyan bu durumun hem güvenlik anlayışı hem de hukukun temel ilkeleri açısından ciddi bir skandal olduğunu ifade eden Koçyiğit, çatışma bölgelerinde aktif rol aldığı tespit edilen kişilere nasıl vatandaşlık verildiğinin açıklanması gerektiğini söyledi.

Bu kişilere hangi güvenlik taramasının yapıldığını soran Koçyiğit, Meclisin ve ilgili bakanlıkların bu süreçten haberdar olup olmadığının da netleştirilmesini istedi.

Söz konusu durumun "hukuki zafiyet" olarak geçiştirilemeyeceğini belirten Koçyiğit, bunun IŞİD"e mücadeledeki ciddiyetin sorgulanmasına yol açtığını söyledi.

Bu sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayan Koçyiğit, insanlık düşmanı örgütlerle mücadelede hesap sorulmasının Meclis'in asli görevi olduğunu dile getirdi."Bir grup başkan vekilinin görevi bir inancı tarif etmek değildir, Aleviliği tarif etmek değildir"Koçyiğit, konuşmasının sonunda TBMM Genel Kurulu'nda AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta'nın Alevilere ilişkin sözlerine de değinerek, "Bu anlayışı kabul etmiyoruz.

Aleviler ya da başka bir inanç, başka bir din, başka bir mezhep, kim, nasıl kendini tanımlıyorsa biz ona saygı duyarız.

Bir siyasi partinin, bir milletvekilinin, bir grup başkan vekilinin görevi bir inancı tarif etmek değildir, Aleviliği tarif etmek değildir.

Aleviler üzerine yaptığı nefret suçuna dair kamuoyundan ve Alevilerden özür dilemesini bekliyoruz, özrü kabahatinden büyük açıklamalar yapmasını değil diyorum."Kaya: TBMM'yi kamplaşma değil, istişare zemini haline getirmeliyizYeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya ise Meclis'te artan kamplaşma ve kutuplaşmanın hem yasama faaliyetlerine hem de toplumsal barışa zarar verdiğini söyledi.

Kaya, Türkiye'nin sorunlarının laf yetiştirme ve suçlama diliyle değil, uzlaşı ve istişare kültürüyle çözülmesi gerektiğini vurguladı."Öngördüğünüz bin TL civarındaki zam, bir avuç kuru yemiş alabilecek bir rakamdan ibarettir"Emeklilerin yaşadığı ekonomik ilişkin konuşan Kaya, en düşük emekli maaşının yanı sıra milyonlarca emeklinin yüzde 12–18 oranındaki artışlarla geçinmek zorunda bırakıldığını söyledi.

Bu artışların konut kiralarındaki yükselişi dahi karşılamadığını ifade eden Kaya, "Öngördüğünüz bin TL civarındaki zam, bir avuç kuru yemiş alabilecek bir rakamdan ibarettir" dedi.Emeklilik sistemindeki sorunların iktidarın politikalarının sonucu olduğunu savunan Kaya, aylık bağlama oranlarının 2008'de düşürüldüğünü, 2019'dan bu yana uygulanan ekonomi politikalarının ise alım gücünü ciddi biçimde erittiğini dile getirdi."TÜİK enflasyonu ile çarşı-pazar enflasyonu arasında uçurum var"TÜİK verileri ile vatandaşın yaşadığı gerçek enflasyon arasında büyük fark olduğunu söyleyen Kaya, bu nedenle yapılan artışların emekliyi ve asgari ücretliyi enflasyona karşı korumadığını, aksine daha da yoksullaştırdığını belirtti.Kaya, Türkiye'de yaklaşık 16 milyon emeklinin ortalama 17 bin TL maaş aldığını, 25 bin TL'nin üzerinde maaş alan emekli sayısının ise yalnızca 650 bin olduğunu söyledi.

Açlık sınırının 30 bin TL'ye dayandığını hatırlatan Kaya, 15,5 milyon emeklinin bu sınırın altında yaşadığını kaydetti."Kaynak yok değil, yanlış dağıtım var"Bütçe ve ücretlerin siyasal bir tercih olduğunu vurgulayan Kaya, "Biz 'Çare var, kaynakları yanlış dağıtıyorsunuz' diyoruz.

Yolsuzluğu ve israfı önlerseniz bu ülkenin kaynakları emekliye de işçiye de yeter" ifadelerini kullandı.

Bütçede yüzde 10 tasarruf yapılması halinde yaklaşık 1 trilyon 900 milyar liralık kaynak yaratılabileceğini savunan Kaya, Kamu İhale Kanunu'ndaki istisnaların kaldırılması çağrısında bulundu.Kaya, "Gelin, ya bunu seyyanen bütün emeklilere verip bu sorunu komple çözelim ya da önümüzdeki hafta Meclise getireceğinizi ki bu hafta Komisyonda görüşülür, onu bir asgari ücrete, bir endekse bağlayalım da Türkiye Büyük Millet Meclisini ve emeklileri altı ayda bir 'Asgari emekli maaşı ne olacak?' tartışmalarının dışarısına çıkaralım dedi.

İlgili Sitenin Haberleri