Haber Detayı
Çocuğu fuhuşa teşvik insanlık suçudur
Ankara’da reşit olmayan kız çocuklarının pavyonlarda fuhuşa zorlanmasıyla ilgili Cumhuriyet Kadınları Derneği’nden tepki geldi. CKD’nin açıklamasında ‘Çocuğun fuhuşa zorlanması suçtur. Ancak, çocukların mağdur olduğu bu suçlar aynı zamanda insanlık suçu olarak görülmelidir.’ denildi.
Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD), Ankara’da pavyonlara yapılan operasyonlarla ilgili olarak “Reşit olmayan kız çocuklarını fuhuşa zorlayan pavyonların işletmecileri ve buna sessiz kalan mekân çalışanları, çocuğu fuhuşa teşvik suçunun yanında, insanlık suçu da işlemişlerdir.” açıklaması yaptı.
Ankara’da iki kız çocuğunun polise başvurmasının ardından 11 pavyona yapılan operasyonlarda reşit olmayan 15 kız çocuğunun fuhuşa zorlandıkları ve aynı zamanda bu mekânlarda uyuşturucu satışının yapıldığı ortaya çıktı. ‘ZORUNLU EĞİTİM SÜRECİNDELER’ CKD, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Burada çocuğu fuhuşa zorlama suçu işlenmiştir.
Ancak, önündeki uzun geleceği karartma gücü göz önüne alındığında, çocukların mağdur olduğu bu suçlar aynı zamanda insanlık suçu olarak görülmelidir.” ifadelerini kullandı. “Reşit olmayan çocuk demek, zorunlu eğitim sürecindeki çocuk demektir.” tespiti yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: ‘ÇARESİZLİĞİN EN DİBİNDELER’ “Bu çocukların aileleri nerede?
Bu çocuklar neden okulda değil?
Okul kayıtları yok mu?
Yoksa bir milyonu aşkın açık öğretim öğrencisi arasında, nerelerde dolaştıkları belli olmayan birer isim ve sayıdan mı ibaretler?
Bazıları bu mekânlara ücretsiz yeme içme imkânı sunulduğu için gidip gelmeye başladıklarını, sonra fuhuş yapmaya zorlandıklarını söylüyor.
Ne okuyorlar ne de çalışıyorlar; belli ki aile de yok.
Aslında bu çocuklar çaresizliğin en dibindeler ve kimsesizler.
Bu gördüğümüz buzdağının tepesi bile değildir.
Buradaki gibi ortaya çıkarılan her olayda faillere hak ettikleri en ağır cezalar verilerek, mümkün olduğu kadar çocuklarımızın istismarının önüne geçilmesi gerekir. ‘SORUN BİREYSEL DEĞİL SİSTEMSEL’ “Hepimize düşen görevse sorunun bireysel değil, sistemsel olduğunu kavramaktır.
Küresel sömürü sisteminin ürettiği toplumsal, kültürel ve ahlaki çürüme, sistemin kendini yeniden ve yeniden üretebilmesi için esas olarak çocuklarımızı hedef almaktadır.
Kamucu, halkçı bir yönetim sistemi olsa, bütün kurumlarıyla çocuklarımızı sarıp sarmalar; tek bir evladımızın bile kayıp gitmesine göz yummaz. ‘Kimsesizlerin kimsesi’ Cumhuriyetimizi kurduğumuz bu topraklarda, merkezinde insan olan yeni bir uygarlığı yaratmak üzere mücadelemiz sürecektir.”