Haber Detayı
Emekli dernekleri ve sendikalar: Emeklilere acilen bir yaşam maliyeti ayarlaması yapılmalı
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda en düşük emekli maaşının 20 bin liraya çıkarılmasına ilişkin düzenlemenin de yer aldığı teklifin görüşmeleri esnasında emekli dernekleri ve sendikaları görüşlerini dile getirdi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda en düşük emekli maaşının 20 bin liraya çıkarılmasına ilişkin düzenlemenin de yer aldığı Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri devam ediyor.Emekli dernekleri ve sendikaları, komisyonda en düşük emekli aylığının 20 bin liraya çıkarılmasına ilişkin düzenlemenin yer aldığı beşinci madde üzerine görüşlerini dile getirdi.TÜMEMEKDER MALİ SEKRETERİ SELÇUK: MEVCUT UYGULAMA EŞİTSİZLİK YARATMAKTADIRTüm Emekliler Derneği (TÜMEMEKDER) Genel Mali Sekreter Ali Selçuk, 2026 yılı itibarıyla SSK ve Bağ-Kur emeklilerine TÜFE oranında yüzde 12,19 zam yapıldığını belirterek, "2026 yılı itibarıyla yaşlılık aylığı almakta olan SSK ve Bağ-Kur emeklilerine, TÜFE oranında yüzde 12,19 zam yapıldığı e-Devlet üzerinden bakıldığında maaşlara eklenmiş olarak görülmektedir.
Artışı içeren torba kanunda memurlara yapılan ek iyileştirmenin, 4A ve 4B emeklilerine de uygulanması gerekmektedir" dedi.Mevcut uygulamanın eşitsizlik yarattığını ifade eden Selçuk, "Kök maaşı 14 bin lira veya 16 bin 881 lira olan bir emeklinin aylığı 21 bin liraya çıkarıldığında, Aralık 2025’te 17 bin 800 lira maaş alan bir emekli yalnızca 2 bin 167 lira zam almış olacaktır.
Buna karşılık bir emekliye 3 bin ya da 4 bin lira Hazine desteği verilirken, bir başka emekliye yalnızca 33 TL Hazine desteği verilmiş olacaktır" diye konuştu.Bu durumun Anayasa’ya aykırı olduğunu dile getiren Selçuk, "Bu durum Anayasa’nın eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır.
Emeklilerin gelir ve aylıkları, fiyat ve kur artışlarının alım gücünde yol açtığı kayıplara karşı korunmalıdır" ifadelerini kullandı.Düzenleme ile 4A ve 4B emeklileri için taban aylık belirlendiğini belirten Selçuk, "Bu düzenlemeyle, 4A ve 4B emeklileri için 'en düşük emekli aylığı' belirlenmekte; düşük aylıklar ile belirlenen taban arasındaki fark Hazine tarafından karşılanmaktadır.
Ancak bu uygulamanın sık sık tekrarlanması, 5510 sayılı Kanun’un getirdiği aylık bağlama hesaplamalarındaki parametrelerin sağlıklı olmadığının fiili bir tescilidir" dedi.Aylık bağlama oranlarının düşürüldüğünü vurgulayan Selçuk, "2000 öncesinde 7 bin 200 prim günü olan bir sigortalıya yüzde 69 aylık bağlama oranı uygulanırken, 2000 sonrası dönemde 4447 sayılı Kanun ile bu oran yüzde 55’e, 5510 sayılı Kanun ile ise yüzde 40’ın altına düşürülmüştür.
Yapılan bu değişiklikler sonucunda emekli aylıkları ciddi kayıplara uğramıştır" diye konuştu.YAZICIOĞLU: EMEKLİLERE ACİLEN BİR YAŞAM MALİYETİ AYARLAMASI YAPILMASINI ÖNERİYORUZTürkiye Emekliler Derneği Hukuk Danışmanı Cafer Tufan Yazıcıoğlu, 2025 yılı Aralık ayında Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından hazırlanan özel rapora atıf yaparak, raporda "emekli aylıklarının istikrarlı, önceden öngörülebilir ve en önemlisi hakkaniyet ilkelerine uygun çözüm önerileriyle yeniden ele alınması gerekmektedir" tespitinin yer aldığını söyledi.Raporda, "yalnızca başvuru tarihinden kaynaklanan ciddi emekli maaşı farklılıklarının ortaya çıktığı"nın belirtildiğini aktaran Yazıcıoğlu, bu durumun "Emeklilik sisteminin öngörülebilirliğini zayıflattığını, bireylerde adalet duygusunu sarstığını" ifade etti.Anayasa Mahkemesi’nin geçen yıl verdiği bir karara değinen Yazıcıoğlu, "Alacağın enflasyon karşısında uğradığı değer kaybının tazmin edilmemesini hak ihlali saydı" dedi.
Hak ihlalinin temel hak ve hürriyetlerin ihlali anlamına geldiğini belirten Yazıcıoğlu, "Alacak mülkiyet hakkı kapsamındadır.
Aynı şekilde emekli maaşları da mülkiyet hakkı kapsamındadır" ifadelerini kullandı.Yazıcıoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin, "mevzuatımızda bu değer kaybının tazminini sağlayacak bir hukuk yolu bulunmadığından, yapısal sorunun çözülmesi için kararını Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderdiğini" söyledi.Yazıcıoğlu, "Anayasa Mahkemesi, ihlalden önceki duruma dönülmesini istemekte; enflasyon karşısında koruma sağlamak için farklı endekslere ihtiyaç olduğunu, yalnızca kanuni faizlerin yeterli olmadığını ifade etmektedir.
Bu Anayasa Mahkemesi kararı Meclis'te değerlendirilirken, emekli maaşlarının da bu hak kapsamında nazara alınmasını; ülke büyümesinden pay alamayan emeklilere ülke büyümesinden pay verilmesini ve acilen bir yaşam maliyeti ayarlaması yapılmasını öneriyoruz" dedi.Emeklilerin geçmişten gelen alacakları bulunduğunu ifade eden Yazıcıoğlu, "2000 öncesi için intibak yapılmış, 2000 sonrası için yapılmamıştır" diyerek, aylık hesaplamasının birçok unsurunun 2000 öncesi sisteme göre yapıldığını ancak 2000 sonrası emeklilerin bu düzenlemeden yararlanamadığını söyledi.
Yazıcıoğlu, "Bu nedenle arada büyük farklılıklar oluşmuştur" ifadesini kullandı.İYİAYDIN: EMEKLİLER GEÇİMLERİNİ SAĞLAYABİLMEK İÇİN ÇALIŞMAK ZORUNDA KALMAKTADIRKomisyonda TÜRK-İŞ'in görüşlerini aktaran Sosyal Güvenlik Danışmanı Barış İyiaydın, 1999 yılında yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun ve 2008’de yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun ile emeklilik sisteminde köklü değişiklikler yapıldığını belirterek, "Emeklilik yaşı yükseltilmiş, aylık bağlama oranları düşürülmüş ve emekli aylıkları için öngörülen alt sınır aşağıya çekilmiştir.
Bu düzenlemeler, emekli aylıklarının yıllar içerisinde sistematik biçimde gerilemesine yol açmıştır" dedi.Emekli aylıklarının büyümeden aldığı payın yüzde 30 ile sınırlandırıldığını ifade eden İyiaydın, "Bugün gelinen noktada, emekli aylıklarına Hazine tarafından sağlanan desteklerin ortadan kaldırılması halinde, milyonlarca emeklinin aylığının 10 bin TL’nin dahi altında kalacağı açıkça görülmektedir" diye konuştu.20 bin TL düzeyindeki bir emekli aylığının mevcut ekonomik koşullarda yeterli olmadığını söyleyen İyiaydın, "Açıkça ifade edilmelidir ki, 20 bin lira düzeyindeki bir emekli aylığı ile bugünün ekonomik koşullarında emeklilerin geçinmesi mümkün değildir" dedi.
TÜRK-İŞ verilerine atıf yapan İyiaydın, "Ankara’da dört kişilik bir ailenin yalnızca aylık gıda harcaması 30 bin 143 liraya ulaşmıştır.
Bu tutar yalnızca mutfak masrafını ifade etmektedir" ifadelerini kullandı.Emekli aylıklarının yetersizliğinin sosyal ve insani bir sorun haline geldiğini vurgulayan İyiaydın, "Dinlenmesi gereken ileri yaştaki emekliler geçimlerini sağlayabilmek için çalışmak zorunda kalmaktadır.
Emeklilik, çalışmaya mecbur bırakılan bir dönem değil; insan onuruna yakışır bir yaşamın güvence altına alındığı bir hak olmalıdır" dedi.İyiaydın, emekliler arasındaki gelir artış mekanizmalarına da dikkat çekerek, "Memur emeklilerinin aylıkları toplu sözleşme zamlarıyla artırılırken, işçi emeklilerinin aylıkları yalnızca enflasyon oranlarıyla güncellenmektedir.
Bu durum aynı sistem içinde açık bir gelir adaletsizliği yaratmaktadır" diye konuştu.Sadece en düşük emekli aylıklarına odaklanan düzenlemelerin yeni adaletsizlikler yarattığını belirten İyiaydın, "Çalışma yaşamı boyunca yüksek prim ödeyen sigortalıların aylıklarının, primleri asgari düzeyden yatırılmış sigortalılarla aynı seviyeye yaklaşması hakkaniyetle bağdaşmamaktadır" ifadesini kullandı.