Haber Detayı

Enerji dönüşümünde söylem bitti: Artık sahaya inme zamanı
Enerji dunya.com
16/01/2026 00:00 (1 saat önce)

Enerji dönüşümünde söylem bitti: Artık sahaya inme zamanı

Türkiye’nin elektrikte kurulu gücü 2025 yılında 122 GW’a ulaştı. Bu kapasitenin neredeyse tamamı yenilenebilir kaynaklardan sağlandı. Asıl sınav ise şimdi başlıyor. Şebeke yatırımları, esneklik ve finansman hızlanmazsa hedeflerin anlamını yitireceğini duyuran SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, 2026’da uygulama kapasitesinin test edileceğini belirtti.

Başak Nur GÖKÇAMTürkiye’nin enerji dö­nüşümünde hedefler­den çok hayata geçirme kapasitesinin belirleyici hale geldiği yeni bir döneme girili­yor.

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi tarafından yayımla­nan ‘Türkiye’nin Enerji Dönü­şümü 2025 Değerlendirme­si ve 2026 Projeksiyonu’, ye­nilenebilir enerjide yakalanan güçlü ivmenin artık şebeke, es­neklik, finansman ve uygula­ma hızına bağlı olduğunu orta­ya koydu.Elektrikte kurulu gü­cün 122 GW’a ulaştığı, 2025’te devreye giren kapasitenin ne­redeyse tamamının yenilenebi­lir kaynaklardan sağlandığı bu dönemde, önümüzdeki yılların başarısını yeni hedefler değil, yatırımları zamanında, ölçekli ve bütüncül biçimde hayata ge­çirebilme becerisi belirleyecek.

SHURA’nın pay­laştığı bulgular, 2026’nın Türki­ye için enerji ve iklim politika­larında söylem­den uygulama­ya geçilen kritik bir eşik olacağı­nı vurguladı.Ko­nuyla ilgili açık­lamada bulu­nan SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Yönlendirme Komite­si Başkanı Selahattin Hakman, “Enerji dönüşümünü artık yal­nızca iklim politikalarının bir başlığı olarak değil, jeopolitik gelişmeler, güvenlik ve ekono­mik dayanıklılık ekseninde bir­likte değerlendirmek gerekiyor. 2025 itibarıyla dünyanın enerji dönüşümünde yeni bir dönüm noktasına geldi.

Küresel ölçek­te artan belirsizliklere rağmen temiz enerji yatırımları büyü­meye devam ediyor” dedi.“Artık mesele karbonu azaltmak değil”Küresel iklim yönetişiminde yaşanan zorluklara rağmen gü­neş ve rüzgâr başta olmak üze­re temiz enerji teknolojilerinin yaygınlaştığının altını çizen Hakman, “Artık mesele yalnız­ca karbonu azaltmak değil.

Yeni dönemde enerji dönüşümü ar­tık jeopolitik, ekonomik daya­nıklılık ve toplumsal adalet ke­sişiminde tanımlanıyor.

Enerji politikaları çevre başlığının sı­nırlarını aşarak dış politika, sa­nayi stratejisi ve ticaret politi­kalarının merkezine yerleşmiş durumda” diye konuştu.Türkiye’deki enerji dönüşü­münde 2025 yılının değerlen­dirmesini yapan SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ da, “Geçen yıl Türki­ye’nin enerji dönüşümü günde­minde enerji talebi artışı, yeni­lenebilir enerji kurulu gücün­deki yüksek ivme, depolama ve esneklik mekanizmalarına yö­nelik atılan somut adımlar ve elektrik şebekesi yatırımları fi­nansmanı öne çıktı.

Sistem es­nekliği test edildi, geleceğin pi­yasa tasarımı temelleri atıldı ve dönüşümün altyapısı şekillen­di” ifadelerinde bulundu.Türkiye’nin, 40 GW olan gü­neş ve rüzgâr enerjisi kurulu gü­cünü 2035 yılına kadar 3 katına çı­karmayı hedef­lediğini hatırla­tan Alkım Bağ, “Hedef iddia­lı ancak mevcut kurulu güç artış hızı Türkiye’nin bu hedefe ulaş­ma konusunda doğru bir patika­ya girdiğini gösteriyor.Hedefe ulaşabilmek için önümüzdeki 10 yıl boyunca yıllık ortalama 8 GW düzeyinde güneş ve rüz­gâr enerjisi kurulumu gereki­yor.

Rüzgâr yatırımlarının yeni­den hızlanması, 2035 hedefleri için kritik önem taşıyor.

Geçen yıl 5 GW’ın üzerinde güneş ve 2 GW’a yakın rüzgâr kapasite­sinin devreye alınmasıyla bir­likte, güneş ve rüzgârın toplam üretimdeki payı rekor seviyele­re ulaştı ve ilk defa yüzde 20’yi geçti” dedi.“Kritik eşik 2035 hedefleri için gerçekleşme hızı”2025’yılının Türkiye enerji piyasaları tarihinde, yenilene­bilir enerji kapasitesi­nin tahsisi ve yerli tek­noloji üretiminin gelişimi açı­sından önemine vurgu yapan Alkım Bağ, “2011 yılından itiba­ren yarışma yoluyla tahsis edi­len güneş ve rüzgâr enerjisi ka­pasitesinin yüzde 71’i devreye alındı. 2017 yılından itibaren tahsis edilen toplam YEKA ka­pasitesinin ise yüzde 50’si ger­çekleşti.

YEKA’da hem geçmiş dönemden sarkan kapasi­telerin nihai tahsisi gerçek­leştirildi, hem de yeni bir dö­nemi başlatan YEKA-2025 ihaleleri başarıyla sürdürül­dü.İhale istikrarı yatırımcı­ya yol haritası sunuyor.

Kritik eşik, 2035 hedefleri için ger­çekleşme hızı.

Hedefler değil, uygulama kapasitesi kazana­cak. 2025 test yılıydı, 2026’yı ise uygulama yılı olarak adlan­dırabiliriz” dedi.

Türkiye’nin enerji dönüşümünde başarılı bir ivme yakaladığını, artık sı­ranın şebeke ve esneklikte ol­duğunu belirten Alkım Bağ, “Türkiye, şebeke yatırımların­da yeni bir döneme girdi.İletim altyapısı yatırımlarındaki en önemli adım TEİAŞ’ın Dünya Bankası ile elektrik şebekesi yatırımlarına yönelik 750 milyon dolarlık kredi anlaşması oldu.

Ayrıca bakanlığın yüksek gerilim iletim yatırımları için 6 milyar dolarlık ilave Dünya Bankası finansmanı konusunda hazırlığı olduğunu biliyoruz.

Bu adımlar, önümüzdeki dönemde şebeke yatırımlarının hızlanacağına işaret ediyor” diye konuştu.Fosil yakıtı azaltma potansiyeli sanayide yatıyor“Enerji dönüşümü sadece elektriğin nasıl üretildiğiyle değil, nerelerde ve nasıl kullanıldığıyla da ilgili” diyen SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, şöyle devam etti: “Bugün Türkiye’de elektriğin nihai enerji tüketimindeki payı yaklaşık yüzde 20 seviyesinde ve ulaştırma ile ısıtma-soğutma, büyük ölçüde fosil yakıtlara dayanmayı sürdürüyor.

Oysa sanayide elektrikli prosesler, binalarda ısı pompaları ve ulaştırmada elektrikli araçlar gibi çözümlerle ilerleyen temiz elektrifikasyon, fosil yakıt kullanımını doğrudan azaltma potansiyeli taşıyor” dedi.COP31 Türkiye için önemli fırsatCOP31’i Türkiye açısından enerji dönüşümü ve iklim politikalarında bölgesel ve küresel liderlik için önemli bir fırsat olarak değerlendiren SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, “Zirve, uluslararası finansman ve teknoloji iş birlikleri için yeni kapılar açacak.

Şeffaflık ve politik tutarlığın öne çıkacağı COP31’de söylemlerden çok somut eylemler belirleyici olacak” diye konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri