Haber Detayı

Eren Keskin: Halep'te Kürtlere karşı işlenen fiiller savaş suçudur
Politika artigercek.com
16/01/2026 13:23 (3 saat önce)

Eren Keskin: Halep'te Kürtlere karşı işlenen fiiller savaş suçudur

İHD MYK Üyesi Eren Keskin, "Halep'te, yeni Suriye ordusu ve bunlara bağlı olan cihatçı grupların Kürtlere karşı, hatta o mahallelerde oturan diğer halklara karşı işledikleri fiiller savaş suçu oluşturuyor" dedi.

Artı Gerçek- Halep'te Kürtlere yönelik saldırılarda en az 300 kişi katledilirken, yüzlerce kişi de alıkonuldu.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'ne verilerine göre, saldırılarda 120 bin kişi göç etmek zorunda kaldı.

Bölgedeki kaynaklar, evlerini terk etmek zorunda kalanların ev ve işyerlerinin yağmalandığını, Halep'ten çıkamayan Kürt ailelerin ise kaçırıldığı ifade ederken İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Eren Keskin, Halep'te işlenen fiillerin savaş suçu olduğunu söyledi. 'HALEP'TE YAŞANANLAR SAVAŞ SUÇU BARINDIRIYOR' Mezopotamya Ajansı'na (MA) konuşan Eren Keskin, "Çok kısa bir süre önceye kadar insanların kafalarını keserek katleden bir zihniyetle anlaşan dünyanın Kürtleri de anlaması gerekiyor.

Maalesef, bu bazı sömürgeci güçlerin de dayatmasıyla bu noktaya gelindi.

Halep'te yaşananlar savaş suçu barındırıyor.

Bu görüntüler bütün dünyaya yayıldı.

Artık sosyal medya diye bir şey var ve tüm bilgiler anında dünyaya yayılıyor.

Halep'te, yeni Suriye ordusu ve bunlara bağlı olan cihatçı grupların Kürtlere karşı, hatta o mahallelerde oturan diğer halklara karşı işledikleri fiiller savaş suçu oluşturuyor" ifadelerini kullandı.

Devletlerin çıkarları için uluslararası hukukun işlenmez hale getirildiğini belirten Eren Keskin, "HTŞ'nin dünya basınına yansıyan ve savaş suçu oluşturan görüntüleri Cenevre Savaş Hukuku Sözleşmesi'ne göre de açık bir şekilde savaş suçu oluşturuyor.

Devletler, bunun gibi yazılı hukuklarda bu suç tanımlamalarını yapsalar da pratikte buna uygun davranmıyorlar.

Bunların savaş suçu olduğuna dair tek tük sesler çıktı ama bunlar çok yetersiz.

Tek sebebi de karşılıklı çıkar ilişkileri" diye konuştu. 'DÜNYADAKİ SESSİZLİK YEREL SESSİZLİKTEN KAYNAKLANIYOR' Savaş suçuna karşı dünyanın sessizliğinin nedenin yereldeki sessizlik olduğunu vurgulayan Eren Keskin, "Bizim, başka devletleri ve insan hakları örgütlerini eleştirmeden önce kendi coğrafyamıza bakmamız lazım.

Bugün sendikalar iş bırakıyorlar.

Sadece ekonomik nedenlerle iş bırakıyorlar ama ekonomilerinin bu kadar kötü olmasının en büyük nedeni savaşa ve çatışma süreçlerine harcanan paradır.

Örneğin Suriye'deki cihatçı yapılara harcanan para emekçilerin bütçesinden alınan paralardır.

Ama hiçbir sendika, bizim coğrafyamızda bunu yüksek sesle dile getirmiyor.

Ya da yüksek sesle bir yürüyüş DEM Parti ve Kürtler dışında yapılmıyor.

Diğer sivil toplum örgütlerinden yeterli bir karşı çıkış görebiliyor muyuz?

Hayır.

Yerelde bu sessizlik olduğu sürece dünyada da sessizlik olur.

Bunu harekete geçirecek olan bizim coğrafyamızdaki güçler.

Savaşa ve çatışma ortamına yüksek sesle karşı çıkmamız gerekiyor.

İnsan hakları savunucuları olarak barış talepli her çalışmaya katılıyoruz, sokağa da çıkıyoruz ama çok yetersiz.

Sendikaların bu olaya mutlaka el atması ve bu olayda Suriye-Rojava'daki gelişmelere yüksek sesle ses çıkarması gerekiyor" dedi. '10 MART MUTABAKATI ENGELLENİYOR' Saldırılara gerekçe yapılan 10 Mart Mutabakatı'nın SDG ile imzacı tarafı ilgilendirdiğini söyleyen Eren Keskin, "Kürtler özgür bırakılmadıkları için ve sürekli Suriye Hükümeti'ne de dayatmalar olduğu için bu antlaşma yürürlüğe giremiyor.

Ama bu antlaşmanın yürürlüğe girmemesi bana göre sadece bu iki yapıyı ilgilendirir.

Onların aralarında yapılan bir antlaşma.

Ama buna sömürgeci, emperyal güçler ve bölgede varlık gösteren gruplar başta olmak üzere herkes karışıyor.

Bu nedenle özgür bir ortam oluşmuyor.

Türkiye ve başka gruplar tarafından savaşı tetikleyici bir sürü girişimde bulunuluyor" diye konuştu. 'SÜRECİN HIZLANDIRILMASI SURİYE'Yİ ETKİLER' Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin tek taraflı olduğunu belirten Eren Keskin, şunları dile getirdi: "PKK silah bıraktığını açıkladı.

Sayın Öcalan'ın barışçıl bir yol açıklaması oldu.

Ama onun dışında Türkiye Cumhuriyeti devleti yargısı daha hasta mahpusları bile tahliye etmedi.

Ölüm durumuna gelmiş hasta mahpuslar var ve çok sayıda insan sadece siyasi nedenle cezaevindeler.

Bunlar infaz hukukunda son derece eşitsiz bir şekilde infaz sistemine tabiler.

Katiller, dolandırıcılar, hırsızlar bırakıldı ama düşünceleri nedeniyle cezaevinde olan insanlar bırakılmadı.

Eğer bir sürecin içine girdiğimiz söyleniyorsa o zaman devletin de adım atması gerekiyor.

Bu sürecin hızlandırılması Suriye'deki gelişmeleri de etkileyecektir.

Çünkü Kürdistan'ın her parçası birbirini etkiler o nedenle bir yerde oluşan olumlu bir gelişme diğer tarafa da etkiliyor." BAHÇELİ'YE: SAVAŞ DİLİ ÇATIŞMAYI KÖRÜKLÜYOR MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kullandığı dilin tamamen çatışmayı besleyen ve Kürtleri son derece rahatsız eden bir dil olduğunu belirten Eren Keskin, şunları söyledi: "Eğer gerçek bir barış sürecinden söz ediyorlarsa çok daha dikkatli bir dil kullanmaları gerekir.

Devlet Bahçeli adı gibi devletin ta kendisidir.

Ben, Devlet Bahçeli'nin Erdoğan'dan daha güçlü bir devlet figürü olduğunu düşünüyorum.

Bu nedenle söylediği sözler önemlidir.

Bu dilin derhal değiştirilmesi gerekiyor.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, gerçekten bir barış süreci istiyorlarsa en başta coğrafyamızdaki Kürtlerle gerçek bir çözüm süreci başlatmalı.

Tüm siyasi ve hasta mahpuslar serbest bırakılmalı, terörle mücadele yasası kaldırılmalı, ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılarak özgür bir tartışma ortamının açılması gerekir.

İnsan hakları savunucuları olarak her zaman barış süreçlerini eksik de bulsak destekledik.

Ama devletin de gerekli adımları atması gerektiğini tekrarlıyoruz." (Mezopotamya Ajansı)

İlgili Sitenin Haberleri