Haber Detayı
Veli-Der: 1,5 milyon çocuk okul dışında
Öğrenci Veli Derneği, artan yoksulluk, MESEM’ler ve bütçe yetersizliği nedeniyle çocukların eğitimden uzaklaştığını, kız çocuklarında okul terkinin arttığını ve eğitimin tarikat-sermaye kıskacına alındığını açıkladı. Açıklamada MEB verilerine göre en az 1,5 milyon çocuğun okuldan koptuğunu vurguladı
Artı Gerçek - Okullar yarı yıl tatiline girerken Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Kartal'daki merkezinde basın açıklaması yaptı.
Öğrenci Veli Derneği Genel Başkan Yardımcısı Sibel Yılmaz Yurdakul tarafından okunan basın açıklamasında "İktidarın siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda piyasacı ve gerici uygulamaları ile eğitimde atılan her adım bir yıkıma dönüşüyor.
Eğitimin devlete büyük masraf olduğu gerekçesiyle kamusal eğitim hakkı ortadan kaldırılırken eğitim alanında sermaye ve tarikat cemaat yapıları karar verici haline getiriliyor.
İktidarın en politik metni olan bütçede bu durum daha açık görülüyor.
Eğitime ayrılan bütçenin hem toplam bütçe içindeki payının hem de GSYH’ye oranı açısından uluslararası karşılaştırmalarda son derece düşük kaldığı biliniyor." denildi. 'DEVLET OKULLARINDA TEMEL İHTİAÇLARIN VELİLERİN OMUZUNDA' Açıklamada özetle şu tespitlere yer verildi: "Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi her yıl artıyor gibi gösterilse de artan enflasyon, derinleşen yoksulluk ve kamusal hizmetlerden çekilen devlet gerçeği karşısında bu bütçe fiilen erimektedir.
Bugün devlet okulları temizlikten güvenliğe, kırtasiyeden bakım-onarıma kadar pek çok temel ihtiyacını velilerin omuzlarına yüklemiş durumdadır.
Okullar, bağış adı altında zorunlu ödemelere mahkûm edilmekte; çocuklar eşitsiz koşullarda eğitim almakta, eğitim emekçileri düşük ücretlerle, farklı istihdam biçimleriyle güvencesiz çalışma koşullarına mahkum edilmekte.
Öte yandan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin 'Öğretmenleri Eğitim Fakülteleri değil biz yetiştireceğiz' diyerek Ensar, İlim Yayma, Hayrat Vakfı, TÜRGEV gibi gerici yapıları ÇEDES üzerinden eğitime dahil ettiği yetmiyormuş gibi şimdi de Milli Eğitim Akademi’lerinde öğretmenlerin eğitiminden sorumlu kılıyor.
Maarif Müfredatı’ndan Öğretmenlik Meslek Kanunu’na, Milli Eğitim Akademisi’nden MESEM’lere sermaye ve tarikat cemaat kıskacında okulla birlikte çocuk, öğrenci ve öğretmenlik yok ediliyor. 'BİR BUÇUK MİLYON ÇOCUK OKULDAN KOPTU' Hiçbir eğitim kademesinde okullaşma hedefi tutturulamıyor.
İlköğretimde bile 20 gün ve üzeri devamsızlık yapan öğrenci oranı yüzde 13.
Bu oran genel ortaöğretimde yüzde 27’ye çıkıyor.
MEB 2024-2025 verileri ile en az 1,5 milyon çocuk okulda değil.
Son bir yıl içerisinde yoksulluğun artışı ve köy çocuklarının taşımalı eğitim hakkının da ellerinden alınmasının sonucu en az 300 bin çocuk okuldan koptu. 'KIZ ÇOCUKLARININ OKUL TERKİ ARTIYOR' MEB’in 2024-2025 verileri ile kız çocuklarında okul terkinin ve okul terki riskinin arttığı görülüyor.
Kız çocuklarının okuldan kopuşunun hızlandığı il sayısı 7 ilden 11’e çıkmış durumda.
Yoksulluk arttıkça yoksulsan ve kız çocuğuysan ilk kaybeden oluyorsun. 'YARIM MİLYON ÇOCUK MESEM'LERDE ÇOCUK İŞÇİ HALİNE GETİRİLDİ' Türkiye’de mesleki eğitim politikalarının merkezine yerleştirilen; kamuoyuna 'istihdamı artıran', 'okuldan kopuşu engelleyen' ve 'gençleri meslek sahibi yapan' bir model olarak sunulan MESEM’lerde sermayenin hizmetine sunulan çocuk işçilere ödenen ücret de kamu kasasından karşılanıyor.
MESEM’li çocukların sayısı 2020’de 159 bin iken 5 yılda 3 kattan fazla artarak 546 bine dayandı.
Yoksulluğa mahkum edilen veliler ise ne yazık ki buradan gelecek ücretlere muhtaç hale getirildi.
Sonuçta İSİG verilerine göre , 2025 yılı içinde 17’si MESEM’lerde olmak üzere 94 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 'Ücretsiz yemek tasarruf gerekçesiyle uygulanmıyor' Angola’dan, Etiyopya’ya, Sri Lanka’dan Burkina Faso’ya, Almanya’dan, İsveç’e, Norveç’e, Polonya’ya, Burundi’ye uygulanan okul yemeği programı ülkemizde 'tasarruf', 'bütçeye yük' gerekçesiyle uygulanmıyor.
Çocukların okul yemeğini tasarruf gerekçesi yapanlar aynı günlerde önce özel meslek lisesi sonra deprem bölgesindeki özel okul patronlarına halkın bütçesinden teşvik adıyla milyonlar aktardı.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesi 2014-2018 yılları arasında merkezi yönetim bütçesinin yüzde 12-13’üne denk geliyordu.
Bu oran dahi korunmuş olsaydı MEB’in 2025 bütçesi 316 milyar TL daha fazla olabilirdi. 'OKUL ÖNCESİ EĞİTİM NEDEN ZORUNLU VE ÜCRETSİZ DEĞİL?' 2023 Eğitim Vizyonu’nda okul öncesi eğitimin 5 yaş için zorunlu hâle getirileceği belirtilmişti. 2023 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda 5 yaşta okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınmasının hedeflendiği açıklanmıştı ancak tek bir adım dahi atılmadı.
Temel soru şu; okul öncesi eğitim neden zorunlu ve ücretsiz değil?
Yoksulluk arttıkça okul öncesi eğitimdeki öğrenci sayısı da hızla düşüyor...
Okul öncesi eğitim büyük oranda sermayeye, Diyanet’e ve tarikat yapılarına bırakılmış durumda.
Okul öncesi tüm çocukların kamusal eğitim hakkıdır ve MEB’in sorumluluğudur.
Okul öncesi parasız ve zorunlu olmalıdır.
Son 24 yılda eğitimin bir hak olmaktan çıkarıldığı, yalnızca satın alınarak ulaşılabildiği onlarca adım atıldı.
Şimdi ise eğitimde yaratılan bu yıkımın en büyük darbesine hazırlık yapılıyor.
Eğitimin tamamen kamusal bir hak olmaktan çıkarılması amaçlanıyor.
Parasız, zorunlu eğitim hakkı bir yurttaşlık hakkıdır.
Tüm çocukların kamusal eğitim hakkıdır. 'TARİKAT-ŞİRKET PROTOKOL VE İŞ BİRLİKLERİNE SON' Eğitim kamusal bir haktır.
Hiçbir isim altında hiçbir sermaye grubuna veya tarikat yapısına devredilemez.
Tarikat yapıları ve sermaye grupları ile yapılan protokol ve iş birlikleri kamusal eğitim hakkı ihlalidir.
Tüm protokol ve iş birliklerine son verilmelidir.
Çocuklarımızın laik, kamusal eğitim hakkını kaybettiğimiz her gün geleceğimizi kaybediyoruz." (ANKA)