Haber Detayı

İran’daki katliam
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
17/01/2026 04:00 (2 saat önce)

İran’daki katliam

İran’daki laiklik karşıtı teokratik rejim, Fransa’nın desteğiyle, 1979 yılındaki bir darbeyle binlerce insanı katlederek kurulmuştu.

İran’daki laiklik karşıtı teokratik rejim, Fransa’nın desteğiyle, 1979 yılındaki bir darbeyle binlerce insanı katlederek kurulmuştu.

Aynı rejim varlığını sürdürmek için geçtiğimiz hafta da binlerce silahsız protestocuyu katletmekten çekinmedi.

İran’daki yönetimin böyle bir barbarlığa ve vahşete başvurmasına şaşırmamak gerekir.

İran’da daha önce de defalarca gerçekleşen protesto eylemlerinde güvenlik güçleri şiddete başvurmuş; teokratik diktatörlük ve oligarşi, iktidarını sürdürmek için zulüm yöntemini seçmişti. *** Çok partili serbest seçimlerin; düşünceyi ifade, yayınlama ve örgütlenme özgürlüğünün; yasama, yürütme, yargı arasında güçler ayrılığının ve laikliğin olmadığı yerde demokrasiden ve bir cumhuriyetten, başka bir deyişle halkın egemenliğinden söz edilemez.

İran’da bunların hiçbirisi yoktur.

İran’da devletin resmi adı olan “İran İslam Cumhuriyeti” ifadesi büyük bir çelişkiye dayanmaktadır.

Çünkü teokrasinin olduğu yerde halkın değil, ruhban sınıfının egemenliği olur.

Cumhuriyet ise halk egemenliğine dayalı bir yönetim biçimidir.

Laiklik cumhuriyetin özünde olan ilkelerden birisidir ve gerçek bir cumhuriyette devletin dini olmaz, vatandaşın kendi özgür iradesine göre dini olur veya olmaz.

Nitekim dünyadaki 200’e yakın ülkede ortaçağ paradigmasına göre ve teokrasiyle yönetilen sadece birkaç ülke kalmıştır.

Afganistan, Suudi Arabistan ve İran bu ülkelerin arasında yer alırlar.

Dünyada devletin adının içinde bir dinin adını barındıran ülke sayısı da birkaç ülkeden ibarettir. *** İran’da gerçekleşen “seçimler” tamamıyla göstermeliktir.

İran’da demokrasiyi ve laikliği savunan ve sözde dini lider Ali Hamaney ’in kontrolündeki bir konseyin onayını almayan kişiler cumhurbaşkanı adayı olamamaktadır.

Bu nedenle İran halkının çoğunluğu düzeni protesto etmek amacıyla bu seçimlere katılmamaktadır.

İran’daki teokratik oligarşi, seçimlere katılımı artırmak için bazı adayları “muhafazakâr” bazı adayları “reformcu” olarak pazarladığı halde, son seçimlerde katılım oranı ikinci turda bile yüzde 50’nin altında kalmıştır.

Bu veriler İran’daki teokratik rejimin halkın çoğunluğunda karşılığının kalmadığının kanıtıdır.

İran’daki protesto ve eylemler bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Ekonomik kriz eylemlerin ülke genelinde yaygınlaşmasını tetiklemiş olsa da asıl mesele siyasidir.

İranlıların çoğunluğu İran’da gerçek bir cumhuriyetin kurulmasını istemektedir.

İran’da yıllardır süren mücadele, özünde laiklik için verilen bir mücadeledir.

Laiklik aynı zamanda güçlü bir ulus devletin kurulmasının önkoşullarından birisidir.

Laikliğin olmadığı ülkelerde din ve mezhep konusundaki felsefi görüşler ve yorumlar üzerinden bölünmeler, kutuplaşmalar, çatışmalar yaşanır ve bu durum emperyalizme hizmet eder.

Öte yanda, ABD’nin ve İsrail’in İran’a sık sık müdahale etmeleri ve birçok İranlı protestocunun diktatörlüğün bir başka biçimi olan monarşiye dönmek istemesi de İran’daki cumhuriyetçi ve devrimci protestocuları zora sokmaktadır.

Kurnazlığı marifet olarak görmeyi alışkanlık haline getiren İran’daki yönetim bunu suiistimal etmekte, gerçekleri çarpıtarak protestocuların tamamını “terörist”, “ABD ve İsrail uşağı”, “vatan haini” olarak damgalamaktadır. *** Türkiye açısından en büyük tehlike, İran’daki teokratik diktatörlüğün iktidarda kalma inadı yüzünden İran’ın din, mezhep, etnik kimlik ve siyasi görüş üzerinden bir iç savaşa sürüklenmesidir.

Bu durum hem Türkiye’ye yönelik yeni bir kitlesel göç hareketine neden olacaktır hem de İran’daki Kürtlerin, Irak’taki ve Suriye’deki ayrılıkçı Kürtlerle birleşmesine ve emperyalizm destekli bir Kürdistan devletinin kurulmasına yol açabilecektir.

Anti emperyalist olduğunu iddia eden Türkiye’deki bazı Avrasyacılar, İran’ı yönetenlerin Türkiye’ye geldiklerinde, antiemperyalizmin dünyadaki öncülerinden birisi olan Mustafa Kemal Atatürk ’ü Anıtkabir’de neden ziyaret etmediklerini iyi düşünmeli; İran’daki teokratik faşistleri savunacaklarına cumhuriyetçiliği ve laikliği İran’da da egemen kılmak için mücadele etmelidirler.

İlgili Sitenin Haberleri