Haber Detayı
Enflasyonu ezip geçti: 2025'te paranızı ikiye katlayan yatırım aracı belli oldu, işte şampiyon...
2025 yılı, yatırımcıların enflasyon karşısında varlıklarını koruma mücadelesine sahne olurken, fon piyasalarında dengeler tamamen değişti. Geleneksel yatırım araçlarının tahtının sarsıldığı bu dönemde, tek bir kategori rakiplerine fark atarak zirveye yerleşti. Peki, geçen yılın şampiyonu kim oldu?
2025 yılı fon piyasasında yatırımcı tercihleri ve para girişlerinde önemli bir değişim yaşandı.
Fonların sadece bir tasarruf aracı olmaktan çıktığı bu dönemde, Türkiye’de faaliyet gösteren portföy yönetim şirketi sayısı 70’in üzerine yükseldi.Türkiye Gazetesi'nde yer alan bilgilere göre, artan fon sayısı, çeşitlenen stratejiler ve değişen para akımları piyasadaki dönüşümü net bir şekilde ortaya koydu.YÜZDE 97'LİK REKOR GETİRİ2025 yılı fon getirileri incelendiğinde, enflasyonu yenen yatırım araçları ön plana çıktı.
Yüzde 97,94 getiri sağlayan Kıymetli Maden Fonları, dönemin açık ara lideri oldu.Bu fonu, yüzde 75,77 getiri ile Fon Sepeti Fonları takip etti.
Altın bazlı katılım fonlarının desteğiyle Katılım Fonları ise yüzde 69,99 oranında kazanç sundu.Yatırımcıların ilgisinin sürdüğü diğer kategorilerde de enflasyonun üzerinde getiriler kaydedildi.
Kıymetli Maden, Fon Sepeti, Katılım, Para Piyasası, Karma, Serbest, Borçlanma Araçları ve Değişken Fonlar yatırımcısına reel getiri sağladı.HİSSE SENETLERİ GERİDE KALDILikidite tercih eden yatırımcıların odaklandığı Para Piyasası Fonları yılı yüzde 53,19 ortalama getiriyle tamamladı.Karma fonlar yüzde 45,85, serbest fonlar yüzde 43,98, borçlanma araçları fonları ise yüzde 42,54 kazandırdı.Değişken Fonlar yüzde 39,46 kazanç sağlarken, Hisse Senedi Fonları yıllık bazda yüzde 26,95 ile daha sınırlı bir performans sergiledi.EKONOMİK GÖSTERGELERDE OLUMLU SİNYALLERYatırımcıların TL varlıklara ilgisinin artmasında makroekonomik veriler etkili oldu.
Enflasyondaki yavaşlama ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz indirimlerine gideceğine dair beklentiler piyasaları şekillendirdi.Aralık ayında enflasyon yüzde 0,89 ile beklentilerin altında kalırken, yıllık bazda yüzde 30,89 ile 49 ayın en düşük seviyesine geriledi.Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) ise 202,7 baz puana inerek Mayıs 2018'den bu yana en düşük seviyesini gördü.TRUMP POLİTİKALARI PİYASALARI ETKİLEDİ2025 yılına ABD Başkanı Donald Trump'ın politikaları damga vurdu.
Tarifelerden kaynaklı endişeler ve ABD Merkez Bankasının (Fed) bağımsızlığına yönelik tartışmalar yıl boyunca belirsizlik yarattı.
Faiz indirimlerinin de gündemde olduğu bu süreçte, belirsizlik ortamı altın ve gümüş gibi değerli metallerde sert yükselişlere neden oldu.Pusula Portföy Yönetimi AŞ Genel Müdürü Ayşe Seher Aydın, kıymetli madenlerin geçen yıl tüm yatırım araçları arasında öne çıktığını belirtti.
Altının küresel jeopolitik riskler, ekonomik belirsizlikler ve Fed beklentileriyle yüzde 64 getiri sağladığını ifade eden Aydın, gümüşün ise hem arz kaygıları hem de endüstriyel taleple rekor kırdığını söyledi.Bu yıl da benzer faktörlerin etkili olduğunu vurgulayan Aydın, şu değerlendirmeyi yaptı:"Yıla Venezuela gerilimiyle başlamışken, bu tabloya Grönland ve İran üzerindeki yeni jeopolitik risklerin eklenmesi, küresel güvenli liman ihtiyacını diri tutuyor.
Bu konjonktürde, kıymetli maden fonlarının bu sene de portföylerde koruyucu ve kazandırıcı bir rol üstlenerek ön planda kalmasını bekliyoruz."2026'DA ROTA HİSSE SENETLERİNE ÇEVRİLEBİLİREnflasyondaki düşüşün kalıcı hale gelmesi ve ekonomik normalleşme ile birlikte yatırımcı tercihlerinin değişebileceğine işaret eden Aydın, "Faiz indirimleriyle beraber, geçtiğimiz senenin yıldızı olan para piyasası fonları cazibesini yitirebilir ve hisse senedi fonları daha ön plana çıkabilir." dedi.Finansman maliyetlerinin düşmesi ve şirket karlılıklarının artmasıyla hisse senedi fonlarının performansının yükselebileceğini öngören Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:"Kıymetli maden fonları da geçtiğimiz seneki performansını sürdürecektir. 2026 boyunca TL cinsi varlıklara olan ilginin korunmasını bekliyoruz.
TCMB’nin enflasyondaki düşüşle uyumlu şekilde faizleri yıl sonuna doğru yüzde 30–28 bandına kademeli indirmesi halinde, pozitif reel faiz ortamı devam edeceği için yatırımcılarda döviz talebi oluşmayacaktır.
Uzun vadeli tahviller mevcut getiri seviyeleriyle faiz indirimleri öncesinde cazip bir getiri sunarken, küresel ölçekte Japonya hariç merkez bankalarının da gevşeme sürecine girmesiyle TL’nin carry trade açısından görece cazibesi korunacaktır.
Bu doğrultuda, para piyasası fonlarının nominal getirileri faiz indirimlerine paralel olarak gerileyip cazibesini kaybedebilir ama mevduat benzeri getiri ve yüksek likidite sayesinde tercih edilmeye devam edecektir."