Haber Detayı
Vücudu bazlamak mümkün mü
Basen diyeti, alkali kürler ve “vücudu bazlama” iddiası son yılların en popüler beslenme mitlerinden biri. Oysa bilim çok net konuşuyor, sağlıklı bir beden asidik hale gelemez ve beslenmeyle kan pH’ını değiştirmek mümkün değildir.
“Vücudum asidik, bazlanmam lazım” düşüncesi son yılların en yaygın beslenme efsanelerinden biri.
Basen suyu, basen diyeti, basen tozu ya da alkali kürler… Hepsi aynı iddiayı taşıyor.
Modern beslenme bizi “asidik” hale getiriyor ve bu durum ancak bazik gıdalarla düzeltilebiliyor.
Oysa bilim bu hikayeyi çoktan kapattı.Almanya’nın saygın sağlık yayınlarından Apotheken-Umschau’da yayımlanan güncel bir değerlendirmede, Beslenme Tıbbı uzmanı Prof.
Johannes Wechsler bu iddiayı net biçimde çürütüyor.
Wechsler’e göre bazik beslenmenin sağlığı iyileştirdiğine dair güvenilir hiçbir bilimsel kanıt yok.
Bunun temel nedeni ise oldukça basit; sağlıklı bir insan vücudu zaten “asidik” hale gelemez.İnsan bedenindeki asit–baz dengesi, hayati öneme sahip olduğu için son derece sıkı bir biçimde düzenlenir.
Ne yediğimiz, ne içtiğimiz bu sistemi keyfimize göre değiştiremez.
Kanın pH değeri normalde 7,35 ile 7,45 arasında seyreder ve vücut bu değeri yaklaşık 7,40 civarında sabit tutar.
Bu aralıktan çok küçük bir sapma bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği için organizma, akciğerler ve böbrekler aracılığıyla sürekli devrede olan güçlü tampon mekanizmalarla dengeyi korur.Charité Berlin Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği’nden Dr.
Stefan Kabisch’in altını çizdiği önemli bir nokta ise sıkça yanlış anlaşılıyor. “Baz oluşturan” olarak pazarlanan birçok gıda, metabolizma sürecinde sonuçta yine asidik bileşiklere dönüşür.
Yani teknik olarak bakıldığında, gerçekten “bazik” olan bir besin yoktur.
Gıdaların etiketlenme biçimiyle vücuttaki biyokimyasal süreçler arasında ciddi bir kopukluk vardır.Bu nedenle sağlıklı bireylerde yanlış beslenme nedeniyle geliştiği iddia edilen “kronik gizli asidoz” teorisi bilimsel olarak geçerli değildir.
Asidoz, ancak ciddi metabolik ya da solunumsal hastalıklar söz konusu olduğunda ortaya çıkar ve bu durum diyetle değil tıbbi müdahaleyle ele alınır.
Ne basen diyeti ne de alkali takviyeler bu noktada bir işe yarar.Basen tozları, tabletler ve benzeri ürünler kan pH’ını sağlık açısından anlamlı biçimde değiştirmez.
En fazla, idrarın pH’ında küçük oynamalar yaratabilirler ki bunun genel sağlık üzerinde kanıtlanmış bir faydası yoktur.
Buna rağmen “vücudu bazlamak” fikri, kitaplardan seminerlere, detoks programlarından sosyal medya paylaşımlarına kadar geniş bir ticari ekosistem yaratmış durumda.GastrOda perspektifinden bakıldığında mesele aslında beslenmenin doğallığı ve bütünlüğüyle ilgilidir.
Sebze, meyve, baklagil ve tam tahıl ağırlıklı beslenmenin faydası, “baz yapmaları”ndan değil; lif, vitamin, mineral ve biyoaktif bileşenler açısından zengin olmalarından kaynaklanır.
Bilim, sağlıklı beslenmeyi metaforlarla değil, fizyolojiyle açıklar.Kısacası bedenimizi “asitlendiren” bir mutfak düzeninden değil, yanlış beklentilerden ve pazarlama mitlerinden söz etmek daha doğru.
Vücut, asit–baz dengesini bizden çok daha iyi bilir ve onu korumak için ekstra tozlara, kürlere ya da mucizevi diyetlere ihtiyaç duymaz.
Gerçek denge, tabakta değil; bilginin kendisindedir.
Odatv.com