Haber Detayı

Sanat ölüyor mu, dönüşüyor mu?
Cumhuriyet pazar cumhuriyet.com.tr
18/01/2026 10:53 (3 saat önce)

Sanat ölüyor mu, dönüşüyor mu?

Tarihte pek çok defa olduğu gibi teknolojik devrimler ile sanatın geleneksel üretim biçimleri yine karşı karşıya. Bu kez kuşkuyu doğuran yapay zekânın yükselişinin sanata olası etkileri. Ancak tarih bize teknolojinin sanatı öldürmediğini, tersine yeni üretim biçimlerinin ortaya çıkmasına olanak tanıdığını söylüyor.

Yapay zekâ ile üretilen içeriklerin giderek yaygınlaştığı internetin, gündelik yaşamın ve iş tanımlarının yanı sıra sanat alanının da önemli ölçüde dönüşmekte olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Artık gördüğümüz görsellerin, okuduğumuz metinlerin ve dinlediğimiz şarkıların önemli bir bölümünün yapay zekâ dokunuşu taşıdığına tanıklık ediyoruz.

Bu durum kültür sanat dünyası için şaşırtıcı senaryolara yol açabilir.

Tarih boyunca benzer büyüklükte buluşlara ev sahipliği yapan dönemlerde sanatta neler olduğuna bakmak, günümüze de ışık tutabilir.

FOTOĞRAFIN İCADI Aklımıza gelen ilk örnek tabii ki fotoğrafın icadı.

Resim sanatı, tüm tarihi boyunca gerçekliği yansıtma güdüsü taşıyordu. 1839’da fotoğraf makinesinin icadı, resmin geleceği ile ilgili kuşku doğurdu.

Örneğin, 19. yüzyıl boyunca Fransa’da, fotoğrafın ticarileşmesi nedeniyle naturalist yağlı boya tablolara olan talep önemli ölçüde azaldı.

Artık gerçekliği bire bir yansıtabilecek bir alet varken resmin nasıl bir işlevi olabilirdi?

Paradoksal olarak bu durum resmin en duyusal, en lekesel haline yaklaşmasında bir adım oldu.

Zamanla bu arayış “izlenimcilik” gibi modern sanat akımlarının doğmasına zemin hazırladı.

Claude Monet’nin “İzlenim, Gündoğumu” tablosundan ismini alan bu akım, anlık ışık etkilerini, renk titreşimlerini ve doğadaki değişimleri yakalamaya odaklandı.

İzlenimciliğin gelişimi, kısmen sanatçıları fotoğrafla rekabet etmekten özgürleştiren bir dönüşüm olarak düşünülebilir.

Artık gerçekliği bire bir kopyalama sorumluluğundan kurtulan ressamlar, fotoğrafın yakalayamadığı şeylere odaklandılar.

ARTS & CRAFTS HAREKETi Benzer bir tepki, Sanayi Devrimi’nin getirdiği seri üretim ve makineleşmeye karşı da gelişti. 19. yüzyılın ikinci yarısında İngiltere’de ortaya çıkan “Arts & Crafts” (sanatlar ve zanaatlar) hareketi, tam da bu endüstriyel dönüşüme bir karşı duruştu.

William Morris, bu hareketin en etkili ismi olarak, fabrikalardan çıkan ucuz ve ruhsuz ürünlere alternatif yaratmaya koyuldu.

Doğadan esinlendiği duvar kâğıtlarını el oyması ahşap bloklarla bastı, kumaşlarını bitkisel boyalarla boyadı, mobilyalarını özenle işledi, vitray camlar tasarladı, halılar dokuttu.

En ünlü deseni, 1881 tarihli “Strawberry Thief” (Çilek Hırsızı), bahçesinde çilek çalan kuşları gözlemleyerek yarattığı üretimi günler süren, Morris & Co’nun en pahalı ama en sevilen kumaşlarından biri oldu.

Morris’in ikilemi buydu: Güzel nesnelerin herkesin evinde olmasını isterken el emeği ve kalite, ürünlerini yalnızca varlıklı kesimin alabileceği fiyatlara taşıdı.

Yine de işlevsellik, doğaya dönüş ve işçiliğin değeri gibi ilkeleriyle, 20. yüzyılın Bauhaus’undan modern tasarıma, tasarım dünyasının temellerini attı.

YAPAY ZEKÂ VE SANATIN GELECEĞİ Bugün yapay zekâ ile yaşadığımız dönüşüm, hem fotoğrafın icadına hem de Sanayi Devrimi’ne benzer sorular doğuruyor.

Bir yapay zekâ saniyeler içinde yüzlerce görsel üretebiliyorken, bir müzik yazılımı dakikalar içinde besteler yaratabiliyorken, sanatçının rolü ne olur?

İnsan yaratıcılığının benzersiz değeri nedir?

Tarih bize şunu gösteriyor: Teknolojik devrimler sanatı öldürmüyor, dönüştürüyor.

Fotoğraf, resmi öldürmedi, izlenimciliği, kübizmi, soyut sanatı doğurdu.

Makineler el sanatlarını yok etmedi, Arts & Crafts gibi hareketlerle zanaat yeniden değer kazandı ve modern tasarımın temellerini attı.

Yapay zekâ da olasılıkla benzer bir yol izleyecek.

Sanatçılar, yapay zekânın kolayca yapabildiği şeyleri yapmaktan uzaklaşıp yapay zekânın yapamadığı şeylere odaklanacaklar: Derinlik, özgünlük, kişisel anlatı ve insan deneyiminin benzersiz ifadesi.

Belki de yapay zekâ çağında sanat, hiç olmadığı kadar “insani” olacak.

Bir başka olasılık ise yapay zekânın kendisinin yeni bir sanat aracı haline gelmesi.

Nasıl ki fotoğraf sonunda kendi sanat dilini geliştirdiyse yapay zekâ ile çalışan sanatçılar da bu teknolojiyi özgün ifade biçimlerine dönüştürebilirler.

Önemli olan, her dönemde olduğu gibi teknolojiye kör bir şekilde teslim olmamak, onu eleştirel ve yaratıcı bir gözle kullanmak.

İlgili Sitenin Haberleri