Haber Detayı
Kanada üçgenin ortasında... Pekin’le el sıkışırken Washington kapıyı tekmeledi...
Karlı bir Ottawa sabahı düşünün. Dışarıda hava eksi, içeride diplomasi ılık. Bir yanda Çin’le “normalleşme” cümleleri kuruluyor, öte yanda Washington’dan gelen telefonun sesi masadaki çayı soğutuyor. Kanada bugün tam olarak bu ruh hâlinde yaşıyor...
Kanada nefes almak için yön değiştiriyor, yön değiştirirken de hedef oluyor.Kısaca söyleyelim: Ottawa, Pekin’le yeniden aynı cümlede buluşmaya karar verdi.
Elektrikli araçlara uygulanan gümrük duvarı aşağı çekildi, tarım ürünleri tarafında karşılıklı yumuşama konuşuldu.
Kanada Başbakanı Mark Carney’in Çin ziyareti “ticaretin dili”yle açıklandı; piyasaya rekabet, raflara ucuzluk, çiftçiye nefes… YAKIN ORTAĞA FATURAResmî metinler gayet düzenli.
Yani kâğıt üzerinde her şey normal.
Fakat siyaset kâğıtla yürümüyor.
Siyaset rüzgârla yürüyor.Rüzgârın adı: Trump.Bugün Kanada’nın Çin’le kurduğu her cümle, Washington’un kulağında ayrı bir alarma dönüşüyor.
Çünkü Trump’ın “Amerika Önce” çizgisi, müttefiklere karşı bile sabrı kısa, hafızası uzun bir çizgi.Dün “yakın ortak” dediğine bugün “fatura” kesebiliyor.
Kanada bunu acı şekilde öğrendi.
Çelikten alüminyuma, otomotivden tarıma uzanan baskı dalgaları, Ottawa’ya tek bir mesaj verdi: “Tek pazara bel bağlama.” "HAYATTA KALMA REFLEKSİ"Kanada şimdi tam da bunu yapıyor.
Bel bağlıyor mu?
Hayır.
Başka kapı arıyor.Burada işin en çarpıcı tarafı şu: Kanada’nın Çin’le yaptığı bu reset, bir “aşk” hikâyesi gibi anlatılmıyor.
Daha çok “hayatta kalma” refleksi gibi.
Çünkü Çin’le ilişkiler Kanada’da yıllardır gergin bir hat üzerinde yürüdü.Kimse bir sabah uyanıp “Pekin’e âşık olduk” demedi.
Denilen şey daha sade: “Washington sertleşince, biz de nefes borusu ararız.”Soru şu: Bu nefes borusu açılır mı?Açılır.
Ama bedeli olur.PEKİN, BATI'NIN ÇATLAKLARINI SEVERÇin’in de bu tabloda rolü net: Pekin, Batı’nın çatlaklarını sever.
Bir kapı aralanınca içeri girer, bir tartışma başlayınca büyütür, bir müttefik huzursuzlanınca fırsat görür.Kanada’nın elektrikli araç tarifesini indirmesi, canola gibi tarım kalemlerinde yumuşamaya gitmesi Çin için “ticari kazanım” başlığıdır.
Washington içinse başka bir şey: “Arka kapı” korkusu.Çünkü ABD, Çin menşeli üretimin Kuzey Amerika’ya sızmasını güvenlik başlığıyla okuyor.
İş sadece araba değil; batarya zinciri, veri akışı, teknoloji standardı, endüstriyel bağımlılık… Yani görünürde bir araç, arka planda bir ekosistem.Peki Kanada bu oyunu görmüyor mu?Görüyor.Zaten bu yüzden Ottawa’nın yürüyüşü hızlı fakat tedirgin.
Çin’le ticareti açarken ABD’yi çıldırtmak istemiyor.
ABD’yi yatıştırırken Çin’i de tamamen dışlamak istemiyor.
Bu, ip cambazlığı.
Ve ipin altı buz.Bu buzun adı Arktik.TRUMP'IN "KANADA 51.
EYALET OLSUN" SÖYLEMİKanada–Çin normalleşmesini konuşurken Trump’ın ağzından dökülen Grönland cümleleri tesadüf mü?
Tesadüf sayılmaz.Trump bugün Grönland’ı “güvenlik” gerekçesiyle istiyor, olmazsa tarifeyle tehdit ediyor.
Üstelik bunu Danimarka’ya yapıyor; yani NATO içinden bir ülkeye.
Bu çıkışın Avrupa’da yarattığı yankıyı düşünün. “Müttefiklik” kelimesi, bir anda “pazarlık” kelimesine dönüşüyor.
Kulağa kaba geliyor ama gerçek bu.Şimdi durup soralım: Grönland ne alaka?Çok alaka.Çünkü Grönland dosyası, Trump’ın zihnindeki yeni dünya düzenini gösteriyor.
Harita, tapu gibi masaya sürülüyor.
İttifaklar, abonelik gibi iptal edilebilir sayılıyor.
Güvenlik, gümrük vergisiyle paketlenip satılıyor. “Benim dediğim olmazsa tarife.” Bu kadar.Kanada bu dili duyunca ürperiyor.
Çünkü aynı dil, Kanada için de zaman zaman devreye giriyor.
Trump’ın “Kanada 51. eyalet olsun” tarzı lafları kimi zaman şaka diye anlatıldı, kimi zaman propaganda diye geçiştirildi.Fakat sürekli tekrar edilen şaka, bir süre sonra tehdide benzemeye başlar.
Kanada toplumunda bu hissin büyüdüğünü gösteren anketler bile var.
KANADA'NIN ASIL DERDİ BELİRSİZLİKİşte Ottawa’nın Çin’le el sıkışırken bir gözü de bu yüzden Washington’un yüzünde.
Çünkü Kanada’nın asıl derdi Çin değil; Kanada’nın asıl derdi belirsizlik.Belirsizlik, piyasayı bozar.
Belirsizlik, müttefikliği kemirir.
Belirsizlik, sınırın iki tarafında paranoya üretir.Kanada bu ortamda ne yapabilir?İki kelime: Dağıt ve dengele.Tek bir pazara bağımlılığı azaltmaya çalışacak.
Çin’le kontrollü bir ticaret kanalını açık tutacak.
ABD’yle ilişkileri koparmadan “benim de seçeneklerim var” mesajını güçlendirecek.
Bu strateji kulağa soğuk geliyor.
Zaten soğuk bir dönemden geçiyoruz.Bir başka soru: ABD buna izin verir mi?İzin kelimesi fazla nazik.
ABD tepki verir.
Baskı uygular.
Kuralları değiştirir. “Dostum” derken bile masaya fatura koyar.
Kanada’nın Çin’le yaptığı her hamle, Washington’da bir komite toplantısına, bir manşete, bir “güvenlik brifingine” dönüşür.
ÇİN'İN OYUN KURMA TARZIBu arada Çin geri durur mu?Durmaz.
Çünkü Çin’in “oyun kurma” tarzı, çatlaklardan yürümektir.
Kanada’yı tamamen kendi tarafına çekmesi gerekmiyor.
Kanada’nın ABD çizgisinden bir santim ayrılması bile Pekin için kazançtır.Sonuçta ortaya şu fotoğraf çıkıyor: Kanada, büyüklerin kavgasında kendi ceketini kurtarmaya çalışıyor.
Üç taraflı bir sıkışma bu.
Bir köşede Çin’in cazibesi, bir köşede ABD’nin baskısı, öte yanda Arktik’in soğuk gerçeği.
Ve üstüne Trump’ın Grönland kartı…Siz buna “ticaret haberi” diyorsanız, eksik okursunuz.Bu bir hayatta kalma hikâyesi.Bir de şu soruyu bırakıp bitireyim: Bu iş nereye gider?Kısa cevap: Kanada daha çok “çok taraf” arar.
ABD daha çok “tek taraf” ister.
Çin daha çok “çatlak” kovalar.Dünya da bir süre daha bu üçgenin içinde döner durur.
Bazen gümrük vergisiyle, bazen bir tweetle, bazen de haritayı masaya vuran bir iştahla...Göktuğ ÇALIŞKAN / Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) UzmanıOdatv.com