Haber Detayı
Özdağ: AK Parti iktidarı gerisinde çok ağır bir miras bırakarak gidiyor
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, "AK Parti gidiyor, iktidarı bırakıyor. İktidarı terk ederek gidiyor. Kaybedeceklerini onlar da çok net görüyorlar. Londra'da kimlerin ev satın aldığına bakın, kimlerin yurt dışında gayrimenkul aldığına bakın, kimlerin iktidardan gitmek için hazırlık yaptığını görürsünüz. Ancak AK Parti iktidarı gerisinde çok ağır bir miras bırakarak gidiyor" dedi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin düzenlediği 1.
Türkiye Sağlık Çalıştayı'na katıldı.
Özdağ, çalıştayda yaptığı konuşmada, her ay ülkenin temel konuları hakkında çalıştaylar düzenleyeceklerini söyledi.AKP'nin iktidara 2002 yılında geldiğine işaret eden Özdağ, "AK Parti 2027 yılında yapılacak erken seçimle iktidardan gittiğinde 25 yıl iktidarda kalmış olacak.
Yani Cumhuriyet tarihinin aşağı yukarı dörtte biri AK Parti iktidarıyla geçti.
Bu süre içerisinde birçok olumlu iş yapıldığı gibi, onlardan çok daha fazla olumsuz ve zarar verici siyaset uygulaması da bu 25 yıl içinde hayata geçirildi" diye konuştu."İKTİDAR, DEVLET KURUMLARINI TARİKAT VE CEMAATLER ARASINDA PAYLAŞTIRMAYA DEVAM ETTİ"Ümit Özdağ, şöyle devam etti:- "AK Parti iktidara geldiğinde Türk ekonomisi dünyanın 16. büyük ekonomisiydi.
Bugün dünyanın 24. büyük ekonomisi olmaya geriledi.
Ne kadar gol attığınız, ne kadar gol yediğiniz önemli değil.
Hangi tesisleri yaptığınız, hangilerini yapmadığınız önemli değil.
Hangi yolları yaptığınız, hangi yolları ve limanları sattığınız da önemli değil.- Sonuç önemli ve bu sonuç, Türkiye’nin dünya çapındaki sıralamada 25 yıl içerisinde gerilediğini gösteriyor.
Ve bu 25 yılın (şu an 24. yılındayız) içinde Türk devletinin kurumsal yapısı da çok ağır şekilde zarar gördü, tahrip oldu.
Nasıl binaları taşıyıcı kolonlar ayakta tutarsa kurumların da devletlerin de taşıyıcı kolonları vardır.- Devletimizin taşıyıcı kolonları olan kurumlar, AK Parti iktidarı döneminde ağır şekilde hırpalandı.
AK Parti 2002’de iktidara geldi.
Şimdi 2026’nın başındayız; 24 sene diyelim.
Bu 24 senenin 14 yılında FETÖ casusluk ve terör örgütü, devlet içerisinde paralel bir yapı kurdu ve bazı kurumların tamamını ele geçirdi.- 15 Temmuz’da bütün devleti ele geçirmek için teşebbüste bulundu ve zor engellendi.
Evet, FETÖ 15 Temmuz’da gitti ama METÖ’ler geldi.
İktidar yaşananlardan hiç ders almadı.
Devlet kurumlarını tarikat ve cemaatler arasında paylaştırmaya devam etti."ZAFER PARTİSİ'NİN KURULUŞ AMAÇLARININ BAŞINDA TÜRK DEVLETİNİ TÜRK MİLLETİNE GERİ VERMEK VARDIR"- Oysa bu, devlet olmanın mantığına aykırıdır.
Hele dünya tarihinin en kadim devlet geleneğine sahip olan Türk devlet geleneğine tamamen aykırıdır.
İktidar paylaşılmaz.
Devlet iktidarı hiç paylaşılmaz.
İktidarı cemaatler ve tarikatlarla paylaşan bir tek iktidar olmuştur 4 bin yıllık Türk tarihinde o da AK Parti iktidarıdır.- Zafer Partisi'nin kuruluş amaçlarının başında Türk devletini Türk milletine geri vermek vardır.
Başkanlık rejimine geçildi ve başkanlık rejimine geçildikten sonra da 9 senedir ağır bir ekonomik kriz başladı.
Sabit gelirlilerin milli gelirden aldığı pay yıllar içerisinde azaldı.- Özetle memur fakirleşti, esnaf fakirleşti, emekli, dul ve yetim fakirleşti.
Türk sanayicisi fakirleşti.
Türk sanayicisi Türkiye'yi terk etmeye, uluslararası rekabetten kopmaya başladı.
Özetle Türk halkının yüzde 85’i fakirleşirken küçük bir azınlık rantiye zenginleşmeye devam etti."KUYUMCU ESNAFI DA ARTIK EKONOMİK KRİZDEN DOLAYI ŞİKAYET EDİYOR"- Lüks tüketim ve lüks ithalat; ithalat-ihracat rakamlarını incelediğinizde büyük bir hızla artıyor.
Gerek Ankara’da gerek son 15 günde bulunduğum İstanbul’da, Eskişehir’de, Mersin’de, Antalya’da gittiğim her yerde muhakkak pazara gidiyorum ve muhakkak her gün onlarca esnafla görüşüyorum.- Esnaf ekonominin kan damarıdır; vergi veriyor, istihdam oluşturuyor.
Kendisi de fiilen çalışıyor.
Malı ve parayı ekonominin içerisinde çeviriyor.
Pazardaki esnaf, Kapalıçarşı’daki esnaf da, AVM’deki esnaf da hep aynı cevabı veriyor: 'Her geçen gün biraz daha kötüye gidiyoruz.
Her geçen sene bir önceki seneden daha kötü.
İşlerimiz yüzde 50 düştü.
Karımız daha fazla düştü.'- Son 3 aydır şimdiye kadar duymadığım, şikayetini duymadığım bir esnaf daha şikayete eklendi.
İnanmayacaksınız: kuyumcu esnafı da artık ekonomik krizden dolayı şikayet ediyor.
Çeyrek altının 10 bin 500 TL ile 10 bin 800 TL arasında dalgalandığı bir ortamda; altının Trump’ın her açıklamasıyla yükseldiği ve artık bir emeklinin emekli maaşıyla iki çeyrek altın alamadığı bir noktada vatandaş birikim yapamadığı için kuyumcu esnafı müşteri arayışı içerisinde sıkıntısını dile getiriyor."BİR TARAFTA AÇLIK SEVİYESİNİN ALTINDA KALAN MİLYONLAR, DİĞER TARAFTA AZINLIK"- Bütün bu ziyaretlerim sırasında şikâyetçi olmayan bir tek esnafla karşılaştım.
Neyse ki kaydı var; bu akşam onu paylaşacağım.
İstanbul’da bir parfümcüye girdim. 'İşler nasıl?' dedim. 'Çok iyi' dedi. 'Acaba İsviçre’de miyiz?
Yanlış mı bir araya geldik?' diye kendi kendime sordum.
Cidden dedim ki: 'Hocam, vallahi çok iyi işler' dedi.- Dedim ki: 'Parfüm satıyorsun; insanlar ekonomik krizde ilk parfümden vazgeçer.' Hocam dedi: 'Biz ithal parfüm satıyoruz.' 'En pahalı parfümün ne kadar?' dedim.
Gitti raftan getirdi: '61 bin TL, hocam' dedi. '61 bin lira.' 'En ucuz parfüm ne kadar?' dedim. '2 bin 500 lira' dedi.- Dedim ki: 'Fiyatların da çok yüksek değilmiş.
Maşallah, free shop gibi satıyorsun.' 'Biz ithalatçıyız' dedi. 'Toptan alıyoruz; ülke içerisinde satıyoruz.' Evet arkadaşlar, kur korumalı mevduattan 37 milyar dolar faiz alıp tek kuruş vergi ödemeyenlerin olduğu bir ülkede elbette lüks tüketim segmenti lüks tüketmeye devam ediyor.- Yine bir antikacı arkadaşla sohbet ettik.
Bana değişen müşteri profilini anlattı.
Dedi ki: 'Bir zat dükkana geldi; bir heykeli beğendi.
Sordu: ‘Heykel ne kadar?’ Baktı, ‘Daha büyüğü yok mu?’ dedi.' Evet arkadaşlar; bir tarafta 20 bin lirayla geçinmeye çalışan milyonlarca emekli, öbür tarafta asgari ücretle açlık seviyesinin altında kalan milyonlar; yurt dışıyla rekabet edemedikleri için kredi borçlarının altında ezilen sanayiciler… Bir de işte bu azınlık."KAYBEDECEKLERİNİ ONLAR DA ÇOK NET GÖRÜYORLAR"- AK Parti gidiyor, iktidarı bırakıyor.
İktidarı terk ederek gidiyor.
Kaybedeceklerini onlar da çok net görüyorlar.
Londra'da kimlerin ev satın aldığına bakın.
Kimlerin yurt dışında gayrimenkul aldığına bakın.
Kimlerin iktidardan gitmek için hazırlık yaptığını görürsünüz.
Ancak AK Parti iktidarı gerisinde çok ağır bir miras bırakarak gidiyor.- Bu mirası devralacak iktidarın daha birinci günden başlayarak ne yapacağını, nasıl yapacağını ve kimlerle yapacağını çok iyi bilmesi gerekiyor.
Elinde bir 'yapılacak işler listesi' olması lazım.
Zafer Partisi de yapılacak işler listesini hazırlıyor.
Şimdi bu çalıştay da yapılacak işler listesinin oluşturulduğu zeminlerden bir tanesi.
Mesela birinci gün, Devlet Planlama Teşkilatı'nın tekrar kurulması; Türkiye'nin stratejik aklı ve stratejik hafızası olan 5 yıllık ve 15 yıllık kalkınma planlarının devreye sokulması…- Ortaokuldan başlamak üzere yine birinci gün; askeri okulların (Kuleli’nin, Deniz Lisesi’nin, Hava Lisesi’nin) ortaokul bölümleriyle birlikte kurulması; askeri yargının kurulması; askeri sağlık sisteminin kurulması; eğitim sisteminin derhal değiştirilerek meslek liselerine ağırlık veren bir sistemin kurulması; üniversitelerin rehabilite edilmesi ve köy okullarının tekrar açılması; köye ve tarıma dönüşün teşvik edilmesi…- Tabii bunları yaparken ülkemizin ekonomisi, demografisi, kültürel yapısı ve geleceği üzerinde büyük bir yük oluşturan küresel göçün sonucu olan; Suriye’deki stratejik göç mühendisliğinin sonucu olan büyük göçün geri çevrilerek ülkemizdeki 13 milyon sığınmacı ve kaçağın vatanlarına döndürülmesi… 'Tertemiz Türkiye' projesi ile uyuşturucu, organize suç ve kaçakçılığa; sanal kumara karşı büyük bir mücadele başlatılması…"ÇOCUK SAYISI HIZLA DÜŞÜYOR VE BUNUN ÖNEMLİ NEDENLERİNDEN BİR TANESİ DE EKONOMİK BASKI VE YIKIM"- Sağlık alanında da ağır bir tahribat olduğu gözleniyor.
Bunun temel nedeni, Türk sağlığını AK Parti iktidara geldiğinden bu yana özel hastane sahiplerinin yönetmesi.
Oysa eğitim ve sağlık bir kamu hakkıdır arkadaşlar.
Bu ikisi de ortadan kaldırıldı. 'Paranız yoksa iyi eğitim alamazsınız.
Paranız yoksa iyi sağlık hizmeti alamazsınız' sözü, bir gerçekmiş gibi Türk halkına yıllardır pazarlanıyor.
Bunu bir Avrupa ülkesinde söyleyemezsiniz.- Bir Avrupa ülkesinde anne ve babalar çocuk yapmaya karar verdiklerinde hangi özel koleje yollayacaklarını ve o kolejin fiyatını hesaplamazlar.
Çünkü devlet okulları gereken eğitimi vermektedir.
Oysa Türkiye'de, çocuk sayısı hızla düşüyor ve bunun önemli nedenlerinden bir tanesi de ekonomik baskı ve yıkım.
İş bulamayan veya ancak ikisi birlikte kazandıklarıyla geçinebilen çiftler, 'Bir çocuk sahibi olursak onu nasıl okula yollarız; hasta olduğunda hangi özel hastaneye götürürüz?' endişesi içerisinde çocuk yapmayı erteliyorlar."'GİDERLERSE GİTSİNLER' DİYEN BİR ZİHNİYET YÜZÜNDEN DOKTORLAR YURT DIŞINA GİDİYOR"- Sağlıktaki bu olumsuz gidişin bir başka nedeni de hiç şüphesiz, 2002’den bu yana Sağlık Bakanlığı’nın tarikat ve cemaatlerin denetimi altında olmasıdır.
Bunu söylemeden yola çıkamayız.
Sadece kötü olan FETÖ değildir.
Tarikat ve cemaatler devlet yaşamına müdahale ettikleri andan itibaren devletin temel menfaatleri ve milletin menfaatleriyle ters düşme süreci içerisine girerler.- Keza bugün burada çalıştayda ifade edildiği gibi, yine bu 25 sene içerisinde sağlık eğitiminin kalitesinde de ciddi bir düşüş gözlenmiştir.
Saydam Projesi’nin hedeflerinden bir tanesi mutlaka sağlık eğitiminin kalitesinin yükseltilmesi olacaktır.
Yurt dışına giden doktorların ekonomik nedenlerle gittiği iddiası büyük bir yalandır.- Çünkü özellikle Avrupa ülkelerine giden doktorların Avrupa’da aldığı maaşlarla Türkiye’de almış oldukları maaşlar arasında çok ciddi bir fark olmadığı ifade edilmektedir; 3-4 bin civarında.
Peki bu doktorlar neden yurt dışına gitmektedir?
Doktor dövmenin marifet olarak ifade edilebildiği bir ülkede; 'Giderlerse gitsinler' diye doktorlarına yol gösterildiği bir zihniyet yüzünden.
Doktorların da yurt dışına gittiği gayet net görülüyor."ZAFER PARTİSİ’NİN ÇALIŞTAYLARI DEĞİŞİK KONULARDA DEVAM EDECEK"- Önümüzdeki günlerde İstanbul’da ziyaret ettiğim Milliyetçi Hekimler Derneği’nin doktorlar arasında yaptığı bir araştırmanın sonuçları yayımlanacak.
Araştırma bende var ama yayımlamadıkları için burada sonuçları paylaşmam etik olmaz.
Fakat sonuçların tıp camiası için üzücü ve ürkütücü olduğunu ifade etmek zorundayım.- Doktorların birçoğu kendilerine bir daha meslek seçimi hakkı verilse doktor olmak istemiyorlar.
Bu kadar söyleyeyim.
Bu çalıştay, hazırladığımız yol haritasına son şeklini vermemiz konusunda yardımcı oldu.
Bundan dolayı sizlere katılımınız ve değerli katkılarınız için tekrar teşekkür ediyorum.- Zafer Partisi’nin çalıştayları değişik konularda devam edecek.
Her ay bir çalıştayla Türkiye’nin temel meselelerinden birisini gündeme getirip Zafer Partisi’nin bu konuyla ilgili çalışan kadrolarını ve iktidar yol haritasını bütün milletimizle paylaşacağız."